29 Kasım 2007 Perşembe

Çok işlevli bir bebek oyuncağı dikelim











Bu sevimli aslan kış bebeklerine ve annelerine doğumdan sonra çok gerekli olacak




Çünkü çok yönlü ve çok işlevli tasarlanmış,
hatta on marifet.org da sergilenecek kadar.
Marifetlerini sayayım
1-önce sevimli bir oyuncak
2-Sancılı hallerde ve ısıtmak için ,içine sıcaksu torbasını koyuyorsunuz,
bebeğiniz ısınıyor; gazından, ağrısından kurtuluyor.
3-Aynışekilde ;su torbası yerine lavanta torbasını
mikrodalgada 30 saniye ısıtıp koyuyoruz ,o da ısıtıp,kokusuyla da sakinleştiriyor...hem anneyi hem bebeği.
4-Eli boş kaldığında biberonunuzu taşıyor.
5-Emziğinizi koluna takıp kaybetmeden saklıyorsunuz.
6-Sırtındaki askısından karyolanın kenarına asıp süsleniyorsunuz....

Eh bir nesneye de bukadar çok görev yüklemek ,
ancak benim gibi pragmatik bir kişiliğe yakışırdı yani...
Daha ne olsun arkadaşlar.





Yaptıklarımı resimlemek ve anlaşılır biçimde sunmakta zorlanıyorum .
Birşey yaparken zamanla sınırlıymışım gibi öyle acele ederim ki
resimlemek aklıma geldiğinde işin sonuna yaklaşmışımdır çoğu kez.
Bu sefer de arada unuttuklarım oldu ,artık onlarıda sözle geçiştireceğiz.







Malzemeler
Aslanın postu için uygun desenli kumaş,
içi için penye havlu ,
elyaf,fermuar,
başını süslemek için polar ,düğme,boncuk,nakış ipi


Bir kalıp çıkardım,ön ve arkayı ayrı ayrı ,kumaşa iğneleyip kestim,
içi içinde havlu penyeyi ve elyafı da kestim,
kolları da kestim diktim cırtbantlarını da uçlara diktim,
içini doldurdum


Başınıda önce kulakları yüze rapdettim ,yele için polarını teyelleyip d
yüz büyüklüğünde penyeyi yüzüne kapatıp,kulaklar ve yele içte kalarak diktim bıraktığım 3cm açıklıktan yararlanıp çevirdim içini doldurdum.

4
beden için biçtiğim elyafı ,iç ve dış parçaları araya bacakları ve kollarıda yerleştirerek dikip çevirdim birne (İçi düz renk olana)bağcıkları ,içi desenli olana da fermuarını diktim.
Başını da monte ettim yüzünü işledim,



7


Gördüğünüz hale geldi.Su torbasına sıcaksu doldurup deneme sürüşü(!)yaptım .
Memnun kaldım yumuşak sıcak ve sevimliydi.

Hemen birkaç tane başkamodellerle de çalışıp torunumunkini ayırıp ötekileri gittigidiyordaki yerme koydum buraya bakarak görebilirsiniz
Dikmek isteyenler buradan ,almak isteyenler oradan faydalanabilirler.
Ayrıca bu konulardaki sorularınıza sevinerek özelden de cevap verebileceğimi belirteyim.Beğendinizse bildirin lütfen







27 Kasım 2007 Salı

Anneannemden oyuncaklar

Çin mallarının yuırdumuza girmesiyle birlikte sağlıklı olmadıkları tartışılmaya başlandı.Zararlı diyenler de zararsız diyenler de kendilerince haklı olduklarını anlattılar .Ama işin ucunda sağlık,hem de çocuklarımızın sağlığı konu olunca bizlerde ne yapacağımızı şaşırdık.
Ben de toruncuğumun doğumunu beklerken yaptığım hazırlıkların listesine oyuncaklarını da ekledim .





Sonrada sıvadım kolları bunları yaptım.Hatta o kadar titizlendim ki kullandığım kumaşların en az üç sene önce aldıklarımdan,kotlarında çok yıkanmış olanlarından yapmağa özen gösterdim.
Abartmak benim karekterimdir.Hızımı alamadım,görenlerin gazına geldim yaptıklarımı gittigidiyorda satışa da sundum . Burada sergileyemediklerimi de diğerlerini de buraya bakarak görebilirsiniz






Beğendiyseniz ve beni dsteklerseniz oyuncak yapımına ve paylaşımına devam edeceğim .Yorumlarınızı bekliyorum

22 Kasım 2007 Perşembe

Küçük Bir Zafer Yahut Tüketici Bilinçlenmesine Dair




Bankalarla ve kredi kartlarıyla ilişkilerimiz malum.İlk kartımı aldığımda kullanırkenki tedirginliğimi hatırlıyorum.İnce ince hesaplamalar,saklayın denen bölümleri ayrı biriktirmeler,ipin ucu kaçmasın diye sürekli toplamalar vs.
Sonra herşeyde olduğu gibi buna da alıştım gelen extreleri bile incelemeden çöpe atar oldum.Ama inat ve israrla paramı tuttuğum banka dışında diğer kartların kullanma ücretlerini ödemedim.Ücreti ödemek istemediğimi ve kartın iptalini istediğimi belirttiğimde benden ücret istemediklerini belirtirlerdi ve devam ederdim kullanmaya.
Bu geçen yıla kadar böyle gitti.Geçen yıl bu gibi talepler arttığı için galiba blöfümü yemediler ben de iki kartımı iptal ettim.
Paramı yatırdığım tüm işlerimi telefon eft ile ücretsiz hallettiğim bankamın da sanırım biz türklere mahsus bir vefa duygusuyla kart ücretini ödemeye itiraz etmemiştim.



Geçen ay tel.eft. ücretlendirdiler, bu ay da ekstrede kart ücretini görünce kızdım .Maaş aldığım milli bankamın internet ve telefon bankacılığı hizmeti yoktu ;bu hizmetleri vermeğe başladığını öğrendiğimde hemen diğer bankayla ilişik kesmsğe karar verdim. Gelen faturada yansıyan kart ücretine itiraz ettim.Olmaz dediler kartı iptal edin dedim iki kez arayıp gerekçelerini anlattılar,vazgeçmedim.Bugün tekrar arayıp para puan teklif ettiler
-Hayırrrr kararlıyım dedim
Veee tamam dediler ,yani kartımı ve ek kartları bu yıl da ücretsiz kullanacağım.
Lütfen üşenmeyin.Hem paramızı kullanıp hem de fahiş ücretler alarak bizi soyan karlarını da kendi ülkelerine götüren çoğu bizim olmayan bu bankalara hiç olmazsa bu iş için sömürülmeyelim ;derim .
Bilmem siz ne düşünüyorsunuz bu konuda ,yazın lütfen

not: Resimlerin konuyla ilgisi yok sayfayı renklendirsinler diye koydum.

20 Kasım 2007 Salı

İLGİNÇ BİR ŞAL

Kış geldi diyerek şallarla başladığıma bakmayın hepi topu 3-4 şal örmüşlüğüm vardır hayatımda ,bu da onlardan biri.
Örneği basit,çok bilinen olsa da modeli ilginç.Beni de o cezbetti.










Gördüğünüz gibi tak kollu,hırka ile şal karışımı bir tasarım.Birkaç yıl önce vitrinde görüp incelemiş sonrada örmüştüm.Ama kızlarım da benim gibi pek şal kullanmayı sevmezler.Bir iki kez kullanıldı.Ben de aferini sizden alayım bari diyerek buraya aldım.
aşağıda da motif daha açık görülüyor.

17 Kasım 2007 Cumartesi

Gıda Koruyucuları Hakkındaki Düşüncelerim


Kullanılmaya hazır durumda alınan gıda maddelerinin raf ömrünü uzatmak için katkılar kullanıldığını biliyoruz.Bir onkolog prof.kendine mikrofon uzatıldığında şöyle demişti.
" Onun raf ömrünü uzatan şeyler senin ömrünü kısaltır;dedenin yediğini ye ,dedenin zamanında olmayanı yeme! "
Ben bu konulara hep dikkat etmeğe çalışmışımdır.Gerek çocuklarıma gerekse öğrencilerime hep bunları anlatır,mecbur olmadıkça dışarda yememelerini,evde de taze hazırlanmış emek/yemekleri tercih etmelerini öğütlerim.
Sevgili blogcu kardeşim yesildomates son yazısında minik tatlı oğlunuoğluna yaptığı pizaları anlatırken aklıma geldi.Ona ketçap ve mayonezi kendin hazırl da miniğe zarar verme dedim.
İşte size ev mayonezi tarifi
Mayonez
Malzemeler:
2 yemek kaşığı un,
1su bardağı su,
" " ayçiçeğiyağı,
tuz,
1yumurta,
1limonun suyu,
Un,tuz ve su karıştırılıp katışekilde pişirilip soğutulur.
Mikser kabına veya blendere konur yumurta kırılır ve karıştırılır,limonsuyu eklenir karışınca karıştırıcı çalıştırılmaya devam edilirken bir su bardağı sıvı bitkisel yağ yavaş yavaş incecik akıtılır beyazlaşıpmayonez kıvamını bulur,yağailave yapıp miktarı biraz daha artırılabilir.buzdolabında 1hafta bekleyebilir.
Bu tarif kuzenimin tarifidir hep yaparım,beğenilir.
Ketçap
Ketçap tarifi benden ,uyduruk olduğunu söylemekte fayda var ama sağlıklı olduğu kuşkusuz. Mutfakta kullandığınız konserve salça da olabilir,ben evde yaptığım konserve domatesi kullanırım ,
kekik,nane,çubuk tarçın toz da olabilir,tane karabiber,iki diş sarmısak başka sevilen baharatlardan da olabilir.hepsi birer tatlıkaşığı kadar olmak üzere bir tül veya tülbent parçasına konur çıkın yapılır (tül çay süzgeçi de olabilir )
Sulandırılmış ,ketçap kıvamındaki salça veya kon.domates.tencereye konur çıkın içine atılır,bir fiske tuz,miktara göre toz şeker eklenir kaynatılır, baharat kokularının karışıma geçtiği görülünce altı kapatılır , yarım veya bir kahve fincanı kadar elma sirkesi katılır soğuyunca kullanmaya hazır olur.
Neticede benden de bir mutfaklı yazı çıkmış oldu çok mutluyum. Afiyet olsun

15 Kasım 2007 Perşembe

Havalar soğudu

k


Uzun ,sıcak ve benim için korkunç bir yaz geçti.Nihayet kış geldi.Gazeteler de bu kış bol yağış var,barajlar dolacak müjdesini verdiler.İnşaallah ilkbaharı da son baharı da tadıyla yaşmak mümkün olur diyerek sevindim.
Soğuğun tedbiri daha kolay .En azından ısı kaynağımızın ayarı elimizin altında.Üşürsek omzumuza bir şal atıveririz.
Bu benim ördüğüm bir şal veya mini pelerin .Yakayı şişle örüp devamını tığ işi yapmıştım. Fikir olsun diye paylaştım.












Bu da rahmetli kayınvalidemin örüp işlediği şalım.
Bu da hem şişle hemde tığla örülmüş.Tığla örülen 15cm eninde ikili trabzan şalın altına dikiliyor.Sonrada kilim deseni rekli nakış ipleri ile trabzanlara srma yapılarak işleniyor.Tekniği zor değil.Daha sonra benim rahmetli anneciğim de benim şalımı örnek alarak çeşitli şallar üretmişti.Bu vesileyle herikisini de rahmatle anmış oldum.
Benim gençlik ve orta yaş zamanlarımda el emeği değerini kaybetti demeğe dilim varmıyor,ama geriledi diyeyim.hazır almak deyimiyle dilimize,konfeksiyon/seri üretimle de hayatımıza girdi.Hatta ben diktim dediğimde aaa hazır gibi olmuş diye övüldük,övdük.Bu beni hep üzmüştür.Hazırcılığa alışınca dönüşü olmaz diye düşünürken baktım ki yine el emeği yükselişe geçti.Blogları gezerken de arkadaşlarımızın binbir çeşit elemeklerini sergilemeleri,paylaşmaları bu sevincimi artırdı.




























13 Kasım 2007 Salı

Telekom Grevi Beni Vurdu


Başkentin ortasında önce 48 saat susuz kaldık.Kesileceğini duymadığım için iyiden mağdur oldum üstelik.Arasında zaten günde 1-2 kez elektrik gidip geliyordu.Derken ardından telefon çıktı devreden ,eh önemli değil cepler var.Acil durumda illaki ulaşılırım.Bunu da hallettik derken internette gitti.Mesai saati bitti aksilik yarın cumartesi,hafta sonu geçsin haber veririz telekoma...Eyvaaah telekom grevde işte şimdi yandık!
Sanki internetle doğmuşuz.Elektriksiz,gazsız,köy öğretmenliği günlerimde bırak interneti,tv de yoktu günlük gazete bile şansın varda ısmarladığın kişi unutmadan aldıysa ertesi gün gelirdi.Odun sobası,lüks/gaz lambası,radyo eşliğinde kış geceleri uzar da uzardı.Ama bu günkü kadar sıkılmazdı canımız.
Velhasıl elektrik teknisyeni emekli bir komşumuz yetişti imdada,bağlantıyı onardı.Yoksa telekom grevi bitenedek Nalanın evi kapalı kalacaktı.
Şükür kavuşturana

9 Kasım 2007 Cuma

Sobelenmişim

Ankaralı ,fahri gazete muhabiri,güzel arkadaşım mavianne sobelemiş beni.Yanıtlayalım


Ve sen gidiyorsun ....


Mutlu ol gittiğin yerde ve mutlu et çevrendekileri....
Biliyorum ki
Yapabilirsin kolayca.


Söylenmesi en zor sözcükler?

Onu kaybettik...Yalnızca rüyalarda görebileceğiz onu.
Bunun dışında herşeyi rahatça söyleyebilirim.

Sizin için yağmurdan sonrası, ne ifade ediyor?

Tabiat yıkanmış,ruhum yıkanmış.Heryer mis gibi toprak kokuyor veeeee barajlar dolacakkkkkkkkkk

Burçak Çerezcioğlu?

Ardından kızlarımla beraber ağladığımız mavi saçlı kız.

Seni sobeleyeni nasıl bilirsiniz ?

Masmavi pardon pozitif enerjisi yazılarından okuyanlara yani banada bulaşan,karadeniz insanının bütün güzelliklerini taşıyan dünya güzeli bir mavianne o,seviyorum

Bende sobeliyorum:

bedaliza,hülyaren,mamila terziyamagi,Eda suner

8 Kasım 2007 Perşembe




Gecikmiş bir fuar yazısı

20-28 Ekim arası Ankara Atatürk Kültür Merkezinde Sanat ve el sanatları fuarı vardı.Son günlerinde haberim oldu.Bu yıl fuarda geçen yıllara oranla daha seçkin konuklara,ilginç eserlere rastladım. Sanatçılarla tanışıp dost olduk .Aralarında hem sanatlarını hem kendilerini çok sevdiğim Ahmet&Ebru SEZEN çiftini tanıtacağım size.
Ahmet bey ve eşi sedefkar ;sedef kakma işi ile uğraşıyorlar.Şimdiye kadar benim görmediğim zerafet ve güzellikte eserler yapmışlar.
İstediğim düzende yerleştiremedim.ben anlatayım siz resimlerle eşleştirin.Gördüğünüz taraklar manda boynuzundan yapılma üstüne Ahmet beyin testeresiyle şekillenmiş sedef bir osmanlı lalesi hakkedilmiş(kakılmış)



bunlarda Ebru hanımın gümüşleri ile sadef kakma güzelliklerden bazıları...

Biraz da taraklardan söz edelim
Boynuzdan yapıldıkları için onlar da keratinden oluşuyor.Hani saç ve tırnaklarımızın ana maddesinden.Böyle olunca tararken saçı besleyip parlatıyor,saç derisine masaj yapıyor çünkü.Ayrıca saçı kırmıyor koparmıyor.Bir yönü daha var bu işin boynuz ve kemikleri de ekonomiye kazandırması,beni biraz da o sevindiriyor.Hele birde sedefle sarmaşdolaş olduğunda kat be kat kıymetleniyor.
Demem o ki önümüzdeki yılbaşı/bayram/sevgililer günü için özel bir hediye arayanlara fikir olsun .Fuara kısıtlı modelle gelmişler,farklı çeşitler için http://www.sedefkar.com u ziyaret edin.Yok eğer ben sevgilimin armağanını ellerimle yaparım diyorsanız o zamanda öğrenip yapmak için yine sedefkara uğrayacaksınız.Benim böyle bir şansım olmadığından hediyemi bizzat sipariş ettim bile.


Blog konferansı bitti

2007 Blog Konferansı yapıldı ve bitti.Merakla Edanın izlenimlerini beklerken Süleyman Sönmez'in konferansı bloguna taşıdığını duydum.Hemen koşup gittim okudum,ordaymış kadar oldum.Teşekkürümü yorumumla ilettim.Biliyorum siz de merak ediyorsunuz,ben bu adresi içeren yazıyı eda sunerden kopyaladım.Bildiğiniz gibi henüz link vermede ustalaşamadım...aman canım üzmeyin nalan teyzenizi kendiniz bulup okuyun Süleyman Sönmezi

Türkiye Blog Konferansı 2007′den Haberler
07 Kasım 2007 | Kategori: Eda Suner'den Bahsedenler
Tarih 6 Kasım 2006 saat 13:00. Yıldız Teknik Üniversite’nin kapısından giriyorum. Yüreğim pır pır. Heyecandan ayaklarım karıncalanıyor. Eşimin mezun olduğu okulun kapısından bu ikinci girişim. Daha flörtken nasılda tutup kolumdan götürmüştü beni aşındırdığı sıralara. O gün de kendisi aynı şekilde hissediyordu, şimdi onu çok daha iyi anlıyorum. Kafamı kaldırıyorum koca koca harflerle “Oditoryum” yazıyor. “Hah” diyorum işte burası… Binadan içeri girip yolunu gösteren oku takip ediyorum, merdivenleri çıkıyorum ağır ağır. Kapının önüne gelir gelmez etrafıma bakınıyorum belki tanıdık bir simaya rastlarım diye. Uzun boylu bir bey ile gözgöze geliyoruz. Atılıp ” Merhaba Eda Suner” diyor ” Ben Çağlayan Arkan Microsoft Genel Müdürü, geçen gün TRT 2′de katıldığım Bilişim Rüzgarı programında adınızı zikrettim.” diye ekliyor. Teşekkür ederim çok kibarsınız derken dizlerim titriyor, biraz sohbet ettikten sonra konferans başlıyor…

Bundan sonrasını Süleyman Sönmez Güneşin Tam İçinde isimli blogunda çok güzel ve detaylı bir şekilde anlatmış. Yazısından bir alıntıyı aşağıda görebilir yazının tümünü okumak içinse demin belirttiğim blog adresini ziyaret edebilirsiniz.

7 Kasım 2007 Çarşamba

ESKİCİİİİİ

Baktım ki eskileri biçimlendirmem ilgi gördü,hemen şımardım,eski blogumda yayımladığım yarı otantik objelerin güncellenmiş hallerini tekrar hatırlatayım dedim. Ben yaşta olanlar ucuna yetişti kullanıldığı zamanların.Bir zaman sonra hayata ve mutfağa giren o andan sonrada evkadınlarının gözdesi olan bütangaz ocaklarından önce ocak,mangal,maltız üçlüsünün pabucunu dama attırıp gözde olmuştu oysa.Adı GAZOCAĞIydı.İçine gazyağı konur üstteki küçük havuzuna ise ispirto dökülüp yakılarak başlığı ısıtılınca depodaki gaz başlığa pompalanır başa ulaşan gaz yanar ve yemek pişirmeye hazırlanırdı.Önce kömür yelleyerek maltız,mangal eziyetini bitiren hatun ninelerimiz bu icada çok sevindiler,ama sonra düğmeyi çevir kibriti çak...AYGAAAAAZ gelince gazocakları kömürlüğe indi.Ordan da eskiciye,hurdacıya düştü.
15 yıl önce Sapanca da eskici/antikacıları gezerken kapı arkasında unutulmuş,yağ, pas içinde gördüm kendisini ve bu hayattan kurtarıp evinin kadını olsun diye bize getirdim.Ramazandı...sahura kadar tekrar tekrar ovdum yıkadım temizledim parlattım.Heryer meşe külü,tuz+domates,limon kabuğu,cif,vim,kavil(kaol)içindeydi ama o pırıl pırıl olmuştu.Sonra şapkası süslendi,tesisatı ,ampulu takıldı vee huzurunuza çıktı efendimmm

Şamdan da arkadaşım Nazanın babası tarafından yıllar önce abajura döndürülmüş bana gelmeden önce.Ben de mumlar ve mumluklar yine arz-ı endam etmişken onu allayıp pullayayım birde cam lale oturtayım tepesine dedim.İçine de koca bir mum oturtunca çıktı şifonyerimin tepesine dedemden kalma taş aynayla sırmalı peşkirin yanına kuruluverdi eh ne diyeyim güle güle otursun...


meraklısına açıklama
maltız:İçi tuğla ve çamur harçla sıvanmış silindir bir metal ,dibine kömürle külü ayırıp hava almayıda sağlayan ızgara konmuş,içinde odun kömürü yakılıp üstümde yemek pişirilir.Sırf metalden tuğlasız modelleri de vardır.
Kavil, kaol :bando takımının borazanlarını parlattığımız bayram hazırlıklarının sevgili kimyasalı.Tabi bando takımıjdaysanız yada öğretmenseniz köşeli şişesini hatırlamışsınızdır.

4 Kasım 2007 Pazar

Bu tasarıma şapka çıkarılır derim


http://www.designspotter.com/weblog/archives/fashion/index.php

2 Kasım 2007 Cuma

2007 blog konferansı

Blog dünyasının yıldızlarından,benim taıdığım ve yorum bıraktığımdan on dakika sonra hayatıma giren; bazılarınızı onun bağlantılarından tıklayarak tanıdığım dostumuz Eda suner blog konferansına çağırılmış
Ben bu bilgiyi kendisinden ve diğer kıymetli dostum
www.blog.alininsitesi.com dan aldım. İstanbulda olsaydım izlemek isterdim.İzleyebilenler artık üstünde çok konuşulan blog olayının
analizlerini bize aktarırlar biz de kendi düşüncelerimizi yazarak
tartışırız.Zira blog ve blogculuk bence yeni bir sosyal olgu ...
ve üzerine söylenecek çok söz var.
Eda suneri tebrik edip bizede yeni açılımlar getirecek keyifli bir sunum diliyorum,



2007 Blog Konferansı
6 Kasım Salı günü Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapılacakmış. Konferansa Eda Suner de “kişisel blog başarı öykülerinde konuşmacı olarak” davet edilmiş.

İsteyen herkes gidebilir. Giriş ücretsiz. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın:
http://www.blogkonferansı.com

Nasıl mutluyum anlatamam


Dün bu blogu hayata geçirdim, gece geç vakit bir kaç arkadaşa ulaştırdım adresi.Sevinçle uyanıp bloguma koştum .ohh oh cevaplar gelmiş ,ağzım kulaklarıma doğru fiyonk oldu.
Oturup blogcudaki dostlara haber vermeye başladım.Maşaallah ne çok dostum varmış ,allah sizleri eksik etmesin.Ben haber verdikce yanıtlarda geldi,bende sevinçten türkü söylemeye başladım.
Henüz burada da sistemi tam çözemedim. Herkesi nasıl ekliyeceğimi,yorumlara aynı sütunda nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum.Bende topluca hepinize buradan teşekkür ediyorum.Blogcuya da ;çünkü sizleri o sayede tanıdım. .
Artık daha verimli bir blog yazarı olmak için gayret edeceğim.Hepinizi ÇOOOOK SEVİYORUM beni takip edin anacım(Nebalet'in kulakları çınlasın)