18 Eylül 2008 Perşembe

Fena halde girdin gözüme

Çeşitli iğnedenlikler bu aralar heryerde göze çarpıyorken bu ÇOK FENA BATTI GÖZÜME,




Beğendinizse Burada da

Bu demliğin içine çay konur mu?konur


Ben gibi çaycı bir blog kardeşimiz
olayı kumaş boyutuna taşımış .
1-kırkyama olarak parça kumaşlar birleştirilrek yapılmış,
2- telalanmış ve astarlanış,
3-hem kutu hem biblo olmuş ben çok beğendim doğrusu

eee yapmak istesem de şu an yapamayacağımı düşünerek sizi haberdar etmek istedik.

Güzel ve kolay bir atkı,şık bir örgü çanta


Kolayca hazırlanabilen bu atkılar için kıyafetlerinize uyacak renkte yünleri seçmelisiniz


Sonra bazılarını zincir şeklnde örüp bazılarını ise ip halinde bırakarak bir tutam haline getirmeli ve uygun aralıklarla düğümlemelisiniz.
işte kolay atkınız hazır
Bu kaşkolu da bu çantayı da aşağıda linkini verdiğim blog sahibi yapmış.çok ta zevkli bir blog ,başka ilginç işleri de var.



Bu sitede

17 Eylül 2008 Çarşamba

Yine bir blog yeni bir blog

Sevgili arkadaşım,sanal kızlarımdan 10marifetin herbalisti canımcığım bitkicadısı blog açtı.
bakın kendisini nasıl tanıtmış:

"Hakkımda
1971, İstanbul doğumluyum. Evliyim ve 2 yaşında bir oğlum var. Şu an Muğla, Dalyan'da yaşıyorum. C.B.Ü. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü mezunuyum Ayrıca A.Ö.F.Dış Ticaret okudum. Güzellik uzmanlığı ve masaj eğitimi aldım. El sanatlarına karşı çok ilgiliyim, ayrıca küçük hikayeler yazmayı severim. Bu blogda hem güncel şeyleri hem de mesleki bilgilerimi sizinle paylaşmak istiyorum."
hem sağlık hem güzellik le ilgili olduğu için mesleki bilgileri beni çok ilgilendiriyor,
Sizde bu güzel ve yararlı blogu ziyaret edin derim.

16 Eylül 2008 Salı

Dünya Türklerinin Başı Sağolsun


Bu yıl kayıplar senesi oldu.Ne yazık bu gün de acı haberi bir başka kıymetliden aldık.
Nedense dostların ölüm haberini bir başka dosttan almak acıyı hem katmerlendiriyor hem de ağlatıyor.Ali Özaydınla telefonda ağlaştık.
Yazılarından tanıdığımız Kemal Çaprazla Ali Özaydın tanıştırmıştı bizi .Türk dünyasının veya daha doğru deyimle dünya Türklerinin çok yakından tanıdığı dostluklarıyla övündüğümüz bu iki güzel insandan birini bugün yitirdik.
Gazeteci yazar ,Ufuk Ötesi Dergisinin kurucusu ve yazarıydı.İnternet Haber.com un da yazarlarındandı. Dünya Türklerinin birlik ve beraberliği ülküsüne gönül vermiş bir dava adamıydı,
hayatını idealine, insanlığa, güzelliklere ve iyiliklere vakfetmiş, güzel bir insan, adam gibi bir adamdı.
Allah rahmet eylesin.

14 Eylül 2008 Pazar

Yine Duvar Çıkartmaları


Çıkartmaları ilk gördüğümde okul kitap ve defterlerimiz içi plastik geçirme kaplar da yeni çıkmıştı.Babacığım bu kaplardan alırken üzerini süslemeye çıkartmalar da almıştı.
Çıkartmaları kasedeki suda ıslatıp,zeminiden ayırırken ne kadar heyecanlanmıştım.
öyle ya o incecik renkli plaka ya düzgün aktarılmazsa diye ...
ama sonuç mükemmeldi .Yeni jırmızı kaplarımda renkli çiçekli çıkartmalarım vardı.
Kırk yıl sonra bile beni gülümseten bu anın zevkini şimdikiler tadamıyor.Çünkü herşey okadar bol ve ucuz ki ...
herşeyi aynı anda görüp sahip olabiliyorlar .
Neyse maksada geleyim ,kendi evinizde kullanacağınız çıkartmalardan söz etmek istiyordum....

Dekorasyon modasında duvarlara çıkartmalar yapıştırmak göze çarpıyor.
Bunları kullanabilmek için benim gibi;eşyalarınızın düzenini sık değiştirenlerden olmamanız lazım.
Uygun eşyalar ve objelerle bütünleştirildiğinde ve
İyi düzenlenmiş bölümlerde kullanıldığında çok güzel sonuçlar veriyor.
böyle bir uygulamayı kendi çektiğiniz fotograflarla da yapmanız mümkünmüş.linkini verdiğim sitede tasarımlar,uygulamalar gibi bölümlrde örnek uygulamalar ve fikirler de var.
Çocuk odalarında ise çocuklarınızın zevkine göre yapıştırmasına izin verirseniz hem süsleme hem dekorasyon hem de özgüven dersi olarak gelişim karnesinde iyibir not olarak görünecektir diyorum.


buradaki duvar çıkartmalarınıgörmek ve satın almak,incelemek için için

HAV HAV HAV BENİM CİCİ KÖPEĞİM


Yarın ramazanın tam ortasında olacağız,bayram hazırlıklarına başlamalı...miniklere bayram hediyesini el emeğinizle vermek isterseniz diyerek benim müdavimi olduğum mylittlemochiden şirin bir köğek sıkiğne ile örülmüş.
Bunlara amigurumi dendiğini bilsem de ben sıkiğne çalışması demeyi tercih ediyorum.

Örülerek yapılmış köpekciğin çantası,ve yatağı kumaştan.Oyuncakları ve mama kabı da polimer kilden , evdeki şişe kapakları vb den de yapılabilir diyorum.
buradabir çok sevimli çalışma daha görebilirsiniz.

13 Eylül 2008 Cumartesi

POŞETE MAHKUM DEĞİLİZ


Gerçekten de yalnız değilmişim.
Bu konuda duyarlı insanların sandığımızdan çok olduğunu görüyoruz şimdi size iki link veriyorum ilki memleketim olan Sakaryanın Sakarya Gazetesinden bir haber.
Hani Geredeliydin! derseniz babam Sakaryalı cevabımı okursunuz.
Üç gün sonra da K:Maraşlıyım dediğimde şaşmayın kocam oralı...
aslında ben iflah olmaz bir Türkiye aşığıyım...bu ülkeyi taşı ,toprağı ,bayrağı herşeyiyle sevdiğim için ottu,çöptü, plastikti ,poşetti takıyorum kafaya
neyse dağıtmayayım konuyu
bu konudaki yazıma yorum yazan yeni ve faydalı insanlar tanıyorum ,
size de tanıtmak, paylaşmak istiyorum.
işte bu link te bu işe gönül vermiş ve benim gibi muhabbetiyle yetinmeyip icraata da geçmiş bir genç arkadaşımın linki lütfen ziyaret ediniz memnun olacaksınız.
bu haberi de oradan aldım

"Artık Türkiye'de de %100 Bio-bozunur (bio-degradable) poşetler var. Bio-plast adlı marka, plastik poşet kullanmak istemeyen ve fakat çöp işine bir çözüm bulamayanlar için doğada biyolojik olarak bozunabilen çöp torbaları üretmiş. Tamamen kendi patentleri olan bakteri ve enzimlerden oluşan eşsiz bir formül kullanmışlar. Artık GOJEKO'larımızı kullanıp, çöp işimizi de Bio-plast ile halledebiliriz. Anladığım kadarıyla şu anda Carrefour'larda satılıyor. Müthiş"
İşte böyle...devam
bu dünya bizim

Bu yazım için gojeko dan izin beklerken baktım aradığım file örgüsü tarifinin hamak versiyonunu bizm on marifette yayımlamışlar,arkadaşa teşekkür yorumunu bile yazmadan buraya müjdeliyeyim dedim.
Hamak,balık ağı ve file örgüsü birbirine benzer.
Biz öğretmen okulundayken sevgili Fikri Cantütk Hocam İş bilgisi Dersinde bize birer tane file ördürmüştü .Unutmuştum ,görünce hatırladım.Yakında örer ve resimler paylaşırım inşaallah.Siz benden önce örmek veya görmek isterseniz on marifete koşun
burada da çocukla çocuk'un yaptığı makrome file ve yapım aşamaları var.
Not:gojeko henüz yanıt vermedi ama hoşgörüsüne sığınarak yayımladım

12 Eylül 2008 Cuma

eski,yeni dostlarım


Bugün size okuduğum takibettiğim bloglardan söz edeceğim,derken biraz önce blogda düzenleme denemesi yaptığımı hatırladım.
Blog listem ile bağlantıların aynı olduğunu farkettim , ben de son yazılarınızın başlıklarını verdiği için listeyi bıraktım ötekini sildim.
Ben blogları keşfedip ilk blogu okumayı başardığımda o blogun arkadaşlarını tıklayarak ordan oraya gezerek ilgimi çeken blogları tesbit ettim.sonra bu böyle devam etti.
Bazılarıyla iletişim nezaket ziyaretleri boyutunda kalsa da bazılarıyla yakın dostluklar kurdum.
Bu arada uzun süredir 10 marifetten yorum ve paylaşımlarından tanıdığım sevgili "gülen bayan"ın da blogu olduğunu gördüm.Müdavimi(takipçisi) oldum.Listemde var bir tıklamayla ordasınız .
ikincisi http://www.hediyemotoru.com/burasıda ilginç bir site.Hediye vermeyle ilgili yönlendiriciliği eğlendirici biçimde birleşmiş bir site .Henüz tam inceleyemedim ama bir koşu izin aldım yayımlamak için . haa izin filan derken reklam tanıtım ücreti filan istediğimi sanmayın,zaten bu sitenin de böyle bir amacı ve işlevi yok.

bu arada ilgiyle okuduğum "fikrimin ince gülleri","işitme kaybı","craftwoman"örgüdelisi","boncuk hanım" listeme eklenenlerden

10 Eylül 2008 Çarşamba

MAMA ÖNLÜĞÜ DİKTİM

Torun büyüyor ek gıdalara başladık ,tabi önlük giydirmek gerek.Epeyce hareketli ,eli kolu tabağın içinde geziyor bu yüzden kollu bir önlük olmalı diyerek çarşıya çıktık.
İstediğimiz modelde önlükler bulduk .Fakat bunlar senteteik,su geçirmez,muşambamsı...hava sıcak ,mevsim yaz.Bu önlük isilik yapar alimallah,giymez de zaten...
ne yapmalı diye düşündüm.
Evde ;pazardan alınma ucuz masa örtüleri vardı.Baktım bir tanesi banyo perdesi için üretilmiş su geçirmez bir kumaştan yapılmış.
hemen onu gördüğünüz gibi önü arkası bir arada olarak biçtim
 
Posted by Picasa


yaka oyuğun ve kol ağızlarına penye den biye kesip çevirdim ,koltuk altını da kol ve beden yönlerinde 5-6şar cm diktim


 
önü uzun arkası yarım bir önlük diktim .
Giydirdim baktım gayet güzel oldu.
sonra salı pazarından aldığım hasta yatakları için üretilen alezlik,bir yüzü havludan arka yüzü su geçirmez parçalar aklıma geldi...
bir tane de o kumaştan biçtim.
Bu kez ters işlem yaptım.havlu tarafını içe ,yalıtımlı plastik yüzünü dışta kullandım.Böylec vucuda temas edecek kısım havlu olunca terletme özelliği de engellenmiş oldu.
Ben yaptım iyi de oldu.
Bebekleri olanlar uygulasın anacım

Keş ye,beğenmezsen taş ye



Gelen yorumlardan bir mutlu oldum ki sormayın gitsin.Bu gazla ben keş yeme rehberi yazarım,keş lokantası açarımmm yok açamam neticede kahvaltıda ve de makarnalarla yenir ,fazlasına soluğu yetmez garibimin.
Halisciğimin kulakları çınlasın Maho ve ben depremden ürküp Ankaraya taşındığımızda onunla kafa kafaya verip güzide memleketimin keşini tanıtsakta mı saklasak ...pardon yine karıştı aklım nasıl tanıtsak ta satsak diye düşünüp projeler üretiyorduk.
Halisim bak gördün mü elin adamı pardon kadını Ereğliden geldi keşimizi tanıttı,Mengenli Cemal usta Deryalı günlere getirip cümle artistlere yedirdi Yurdaer Kalaycı ağabey Mutfak sanat merkezinde yoldan geçeni çevirip yedirdi ....
bizim hemşeriler uyusun dursun
google ın bile haberi yok.
Keşten geçtim güzelim Esentepemizden,Kırklarımızdan Arkut dağı kayak tesislerimizden hiç sözeden yook.
şimdi buraya bir Arkut Dağı Kayak Merkezi enstantenesi atalım,sonra söz size tavada keş kavuracağım



Türklerin göçebelik devri malum ,at sırtında ;sürüler önde kadın çoluk çocuk arkada giderken yiyecek çeşidi kıt .
Et ,süt var,ot kök var bir de dağda kırda yabani meyveler böğürtlen ,çitlenbik,kuşburnu,alıç ahlat..
sütün içebildiğini iç kalanını koyacak şişe yok bidon icad edilmemiş
neyapsın atalarımız ;yoğurdu keşfetmişler.
Ama o da sulu ,
dök torbaya büz ağzını ,
as öküzün boynuzuna veya arabanın okuna hem gitsin hem süzülsün...

Bir gün eşyaların arasına düşen yogurt torbası uzunca bir süre unutulunca bir de bakmışlarki torbada ki yoğurtceğiz olmuş bir taş...
ağzına alsan dişin kırılacak
kafana vursan başın yarılacak kıvamda ...
gel görki ortada yiyecek başka bir şey yok mecburen kemirmeye başlamışlar...
hımmm tadı hiç fena değil,
ekşice,tuzluca bir tat,ekmeğin yanında ağıza yakışıyor,taşıması da kolay biz buna devam edelim demişler

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz odunsobasıının üstüne uzattıkları teneke maşaya keşi koyup sıcak sobada kızartır,kızaran yüzünden yarım santim kalınlaşan bölümü keser yine maşaya koyup kızarmaya bırakırdı.
Biz o çıtırdak nefis keş dilimini ekmeğe katık ederek yerdik.
Sobalar, maşalar tarih olunca keşi tavaya koyduğumuz tereyağında minik parçalar halinde kavurup yemeğe devam ettik.
resim /www.yemektariflerikitabi.com dan alıntı

Gelelim medar-ı iftiharımız keşli makarnayı tarif etmeyeee
kesme ev makarnası haşlanıp servis tabağına alınınca rendelenmiş keş ve irice dövülmüş ceviz makarnaya serpilir
üzerine kızgın tereyağ gezdirilir.
hatta ceviz ,keş ve tereyağı birlikte kavrulup dökülürse daha da lezzetli olur.
Bayat ekmek tiridine ,kedibatmaza (yöreye özgü bir yemek)da aynı şekilde katılarak yenir...

Ne o hepsi bukadar mı dediniz?
Ne yapsın yani el kadar yoğurt ,bir tutam tuz ile yapılan keşceğizimizin gücü ancak bu kadarına yetiyor.

Bu yazımı Geredemizin bir özlü sözüyle bitirerek sahur için keşli makarna pişirmeye gidiyorum izninizle;
"keş ye,keş yemezsen taş yeee"

HİÇ KEŞ YEDİNİZ Mİ

Ramazan ayı ,mani ayı ya bir mani de ben patlatayım davulcuya nispet olsun
Geredenin kazları,
Düzcenin Lazları,
Hendeğin kızları -Hendek-
meşhurdur
Mengenin aşçıları,
Geredenin leşçileri (çok et yedikleri için)
Akçakocanın keşçileri (çok keş yedikleri için)
meşhurdur


Dün Derya nın programında konuk Güllüşah Hanım yaptığı sahur yemeğine "keş" rendeledi.
Bu ne diye soran Derya Baykala bu keş dedi,
"Geredede üretilir ,Karadeniz Ereğlisinde tüketilir "
Ben de ekledim Akçakoca da da çok tüketilir.
Her fırsatta K.Ereğlisinin adını telaffuz eden bu hanımın tavrına bakıp kendimden utandım.
Doğma büyüme bir Geredeli olup ,3 tane blog sahibi olupta size Gerede den Esentepeden ve keşten bahsetmeyişime çok kızdım.
Hemen yazayım dedim , evde keşim kalmamış, bari görsellerden keş resmi bulayım dedim,yoook
çok bilmiş google amcam bunu atlamış.web de ara dedim oradada dişe dokunur bilgi yok
haydi bakalım nalan işe koyul ve keşi tanıt
ama önce esentepemizin bir manzarasıyla gönlümüz ve gözümüz şenlensin
yukardaki resim benim memleketim Gerede 'nin mesire yeri Esentepe; Ankara- İstanbul arasındaki D-100 karayolunun üzerinde yer alan Bolu ilinin Gerede ilçesine yukardan bakar,
ulaşılması çok kolay
araçla iki,yürüyerek on dakikada ulaşılır.Sürekli hafif serinliğini esirgemeyen rüzgârı adını esentepe olarak değiştirtmiştir Atatürk'e.
Esentepenin başka resimlerine de buradan biraz bekleyerek ve ileriye geriye butonlarını tıklayarak ulaşabilirsiniz


Gelelim bu günkü konumuz olan KEŞ'e

Yayık tereyağı yapımını bilenler bilir, yayıktan yağ alındıktan sonra arta kalan ayran;torbaya konup iyice süzdürülünce koyu bir yağsız yoğurt oluşur.
Adına yöreye göre keseyoğurdu,torba yoğurdu denir.
Biz Geredede torba yoğurdu deriz.
Yayla çorbasında ,kızartmalarda,fiyonk makarnaya sos yapımında ve ayran yapmak için bu yoğurdu severek kullanırız.
Mutfağımızın bu önemli malzemesi olan torba yoğurdu bir Gerede evinin olmazsa olmaı olan keş'in de ana malzemesidir.
Biz keşimizi yaz sonunda kendimiz yaparız ama Güllüşah hanımın da kullandığı keş ;keşhanelerde imal edilir.
Torba yoğurduna tuz katılıp preslenerek iyice suyu alınan tuzlu yoğurt 6-7 cm kare tabanı 20-12cm yüksekliğinde bir dikdörtgen prizma şekli verilip kurutulup satışa sunulur.Gerede panayırının önemli bir satış ürünüdür.
Gelelim bizim kendimiz için yaptığımız keşe
torba yoğurduna %20 oranında kaymaklı yoğurt katılır,dilimize biraz fazlaca gelecek kadar tuz eklenir.arzuya göre kekik,kırmızı biber ve çörek otu katılarak birlikte bir bez torbaya konup lavabo kenarında ,balkonda veya neresi sizce uygunsa orada süzülmesi için üzerine ağırlık konarak iyice tekrar süzülmesi sağlanır.
bir iki gün süzdürülür.Torbadan alınan iri portakal büyüklüğünde parçalar kesme tahtası üzerine vuravura küp ya da dikdörtgen prizma halinde sıkıştırılarak şekillendirilir.Olmazsa portakal gibi de kalabilir ama birbirine yapışacak blok olacak kadar dövmemiz şart.
Dayak eşliğindeki geometrik faaliyetimiz de bitince tepsiye veya ızgaraya dizilip üstüne tülbent örtülüp havadar bir yerde kurumaya bırakılır.
devamı ve nasıl yiyeceğimizi de yarına bırakalım .
beni okumaya devam edin anacığım

Hayatın Ritmini Bilgi ile Duyalım...: A ve E Vitamini , Kulaklara Şifa Oluyor...

Hayatın Ritmini Bilgi ile Duyalım...: A ve E Vitamini , Kulaklara Şifa Oluyor...
yazının devamı için tıklayın

9 Eylül 2008 Salı

TAKINTI


(resim internetten alındı)


İnsanlar yaşlandıkça takıntıları artıyor.Ben evel- eski çevre kirliliği,doğal yapıyı koruma,özkaynakların ekonomik kullanılması konularına dikkat ederdim.Ama son yıllarda bunlara iyice taktım
Geçen yılki susuzluktan sonra bir bardak temiz suyu bile dökmeyip bahçeye balkona taşır oldum.Evdekiler dalga geçmeye başladılar ,ama yılmadım ,aldırmadan devam ediyorum.
Geçen gün baktım sokağı sel almış,
eyvah ana boru patladı sular boşa akıyor diye dövünme moduna geçerken
o ne !!!!
yan sokağımızdaki bir komşu arabasını yıkıyormuş meğer...
alsın mı beni bir sinir...
öfkeden oturup ağlıyacağım.
Ramazan günü oruç ağız gidip kavga da edemem ,halim yok.
Düzgün düzgün anlatayım desem sabrım yok mecalim yok...
Aklıma kendisini ilgi ve sevgiyle okuduğum genç blog yazarlarından Emrah Atik'in blogunda okuduğum bu yazısı geldi Gittim bir daha bir daha okudum. Hislerime ancak bu tercuman olur dedim,
hemen bir maille izin istedim ve oluru alınca da sizle paylaşmak için buraya aldım.

"Ah Yalan Dünya...

Kürem ısınmış, buzullarım erimiş... Erisin...
Dünya benim traş suyumdan yapacağım tasarrufa bakar hale gelmiş...
Gebersin gitsin...
Allahın öküzü orman yakmış...
Fabrikalar duman tüttürmüş...
Hayvanın biri savaş çıkarmış, kimyasal silahlar kullanmış, az bile bunlar bizim gibi insan müsveddelerine...
10 Yılda nüfusumuz ikiye katlanmış...
Üreyin siz daha... Siz üredikçe dünya da genişliyor zaten... Doğurun Allah verecek belanızı... Üç değil beş doğurun...
Havalar mevsim normallerinin üstünde sıcakmış...
Hangi mevsimin normali, mevsim mi kaldı?
Bence küçücük devletlere ayrılsın dünya... Herkes istediği rejimi bir tatsın doyasıya... Son zamanlar bunlar, kimse mahrum kalmasın hayallerinden... Cemaate mini Vatikan Konya dolaylarında:)))) Ben Egemi isterim... Dünyamın son demlerinde denizime karşı demlenir komşudan müzikler dinlerim:)))) Hala balık ve yengeç var nasıl olsa...
İster istemez Arthur Rimbaud'un şiiri geliyor aklıma yine, daha önce de kullanmıştım bu şiiri ama şimdi cuk oturacak tabiri caizse:))))
'Bırak gebersin geberecekse dünya, gerçek gelişme budur.
Haydi ileri...'

Haydi şimdi kişisel gelişin, kariyer yapın, birbirinizin tepesine çıkmak için sizin tepenizdekine yalakalık yapın... Tam zamanı... Şimdi değilse ne zaman? Çok vaktiniz kalmadı, savaşın, yakın yıkın yokedin..."

EMRAH ATİK

Kalemine sağlık Emrah

Sevgili dostlarım ;Emrah Atik'in blogunu henüz keşfetmemişseniz kayıptasınız derim,ölçülü ironisiyle ülkeye,dünyaya dair ilginç yorumlarıyla okunası bir blog

7 Eylül 2008 Pazar

Plastik kapları ısıtmayalım,dondurmayalım



Bu resmi bu kadar tatsız konu arasında beni güldüren tatlı şey sizide tebessüm ettirsin diye koydum


Beni tanıyanlar bilir,taktım mı takarım.uzatırım da uzatırım.
İfrata kaçmak kusurumdur.
Bu kez takıntım da huzurunu(mu)zu kaçırıyor ama kaçırmasından mutluluk duyacağım,
KAÇIRSIN kaçırmalı
Anladınız tabi yine sağlığımızı tehdit edenler .
Ne yapabilirim vatandaşlarının sağlığını korunmak için önleyici tedbirleri yetkililr almıyorsa ,
araştırıp öğrenmek ,öğrenince de aktarmak bize düşüyor.
Akşam yeğenim Burçak; teyzeciğim,plastik kapların altında yazan numaralar var biliyorsun değilmi dedi,
onların ne anlama geldiğini doğru olarak öğrenirsek belki rahatlarız .. .
ben de bu konuda birşeyler ararken ancak bunları buldum.
Bazı bilgileri kopyalamaya izin yoktu onlarında linklerini aldım.

Bir ara duyduğum fakat emin olmadığım aliminyum folyolar ve streçfilm malzemelerin de ısıtılmaması ,dondurulmaması hakkında da bazı bilgilere ulaştım.
Bu konuda eğitim almış olanlarınızın ,yabancı dilde kaynaklara ulaşanlarınızın bizi aydınlatmasını da özellikle tekrar rica ediyorum.





Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Seraceddin Çom, CİHAN'a yaptığı açıklamada daha çok kahve yapımında kullanılan plastik su ısıtıcılarının, Sağlık Bakanlığı'nın da görüşü alınarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından toplatılmaya başlandığını hatırlattı. Toplatma kararının doğru olduğunu ve desteklediklerini vurgulayan Çom, "Elektirikli plastik su ısıtıcılarında elektrik kaçağı olabiliyor. İnsan sağlığı üzerinde de olmsuz bir çok etkisi var." dedi.

Bazı plastiklerin içerisinde gözle görülmeyen metal tozunun bulunduğunu aktaran Çom, ısıyla birlikte bu maddenin suya karışarak kansere neden olabileceğini aktardı.

Bisphenol A adı verilen bir başka maddenin ise, plastiğin uygun olmaması durumunda yine ısıyla suya karışabildiğini kaydeden Çom, "Hayvanlarda yapılan deneyler sonucunda bu maddenin sürekli kullanılması halinde, beyin sağlığı ve üreme sistemini olumsuz etkilediği ortaya çıktı. İnsanlarda bu yönde yapılmış bir çalışma yok fakat metebolizmalar birbirine benzediği için insanlar açısından da risk taşıyor." diye konuştu.

Uygun olmayan plastikte bulunan daha bir çok maddenin kanserden, alerjiye kadar bir çok sistem bozukluğuna neden olabildiğini belirten Çom, şöyle devam etti: "İspatı olmasa bile, insan sağlığını tehdit eden bir durum var. Her türlü risk taşıyan şeyden kaçınmak gerek. Bu yüzden vatandaşlarımız bu cihazları kullanmamalı. Mümkünse, evlerinde olanları da, kaldırıp çöpe atmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü aradan zaman geçince, cihaz da evde bulunuyorsa, unutup kullanabilirler dedi


burada da

Dikkat edilmesi gereken Kanser Bulgulari)
1. Mikrodalgaya plastik kap konmayacak.
2. Dondurucuya plastik su ŞiŞESİ konmayacak.
3. Mikrodalgaya plastik ambalaj konmayacak.
(Johns Hopkins bunu kanser sitelerine yeni göndermiştir. Bu bilgi, Walter Reed Ordu Tıp Merkezi'nde dolaşmaktadır denmekte)


poşet çay,aliminyum folyo

plastik içiyoruz

4 Eylül 2008 Perşembe

Yaşasın yalnız değilim

"yine poşetler ve plastikler üzerine " yazımagelen yorumlar beni umutlandırdı.5 -6 kişi de olsak çoğuluz demektir.Çokuz ve daha da çoğalabiliriz.
Aşağıda yalnızca yazılarını kopyalayabildiğim maili bana Ayferciğim yollamış.Orijinali resimleriyle ve istifi ile daha çarpıcı ama aktaramadım (İsterseniz bildirin size yollayabilirim )



Amerikan Doğayı Koruma kuruluşlarının araştırmalarına göre dünyada plastik torba kullanım adedi yılda yaklaşık 500 milyon ile 1 trilyon adet arası değişmektedir. National Geographic News September 2, 2003
!
Bu torbaların geri dönüştürülen miktarı ancak %1dir. Bir torbanın geri kazanımı, yenisini üretmekten kat kat pahalıdır.

Geri dönüşüm projelerince 1 ton plastik torbanın işlenme ve dönüşümü 4,000 $’a mal olurken, bunların bilahare yeni olarak marketlere satışı sadece 32 $ dır.

bunca torba nereye gidiyor??

…1975 teki bir araştırmaya göre, okyanuslarda dolaşan gemiler yılda yaklaşık 3.700.000kg. plastik torbayı denizlere boşaltırlar...

Dünya yüzeyi henüz bir plastik çöplüğüne dönmemişse, bunun nedeni denizlerin dibinin çöplük olarak kullanılmasıdır.

Doğaya bırakılan torbaları rüzgar uçurarak.. En ücra noktalara kadar ulaştırır. Izgaralardan sızarak kanalizasyon yolu ile...…deniz, göl ve nehirlere varır.......

Bunun içindir ki,Kuzey kutbunda Spitzbergen yakınlarından, güneyde Falkland adalarına kadar geniş bir çevrede, denizde yüzeyinde sık sık plastik torbalara rastlanır.

Plastik torbalar, Amerikan sahillerinden toplanan atıkların %10’unu teşkil etmektedir.
Işık, plastik torbalarda kimyasal çözümlemelere neden olur. Zaman içinde daha küçük ancak daha zehirli petro-polimerlere bölünürler... Ve... bunlar da topraklarımızı ve sularımızı zehirler.

Sonuçta, bu mikroskopik partiküller besin zincirine girer.

İşte o zaman doğal hayatın geleceği enikonu tehlikededir.

Balina, yunus, fok, deniz kaplumbağalarından başlayarak yaklaşık 200 farklı deniz canlısı, plastik torbalar nedeni ile hayatını kaybeder.

Kuşlar boğulur, Besin sanarak yuttukları plastiği hazmedemeyen kaplumbağalar ölür.


Öyleyse… Çözüm????????

Bez torba kullanmakla, haftada 6 plastik torbayı kullanımdan çıkartmış oluruz. Bu da ayda 24 torba, Yılda 288 torba, Ortalama bir yaşam süresince de, 22,176 torba eder.

Bangladesh plastik torba kullanımını yasaklamıştır

Çin, kullanımını paralı yapmıştır.

Irlanda, Avrupa’da bir ilk olarak, 2002’de plastik torbaları vergilendirdi. Bugüne kadar plastik torba kullanımında %90 azalma kaydedildi.

2005’te Rwanda plastik torba kullanımını yasakladı.

Israil, Kanada, Batı Hindistan, Botswana, Kenya, Tanzania, Güney Afrika, Taiwan, ve Singapur’da ise, yasaklandı ya da yasaklanma yolunda adımlar atıldı.

Plastik alışveriş torbaları, petrol türevi bir termoplastik olan polietilen mamulüdür.

Dolayısile plastik torba kullanımındaki azalma, bir ülkenin dışa olan bağımlılığında da bir azalma demektir

Çin, sadece torbaları paralı yapmakla, her yıl 37 milyon fıçı petrol tasarruf edecek.

Demek ki...bir şeyler yapmak mümkün!!!

3 Eylül 2008 Çarşamba

gecikmiş yazı


tüm islam alemine bir müjde olan af ve mağfiret ayından payımız büyük olur inşaallah

Bu yazıyı 3 gün önce yazdım ve yayımladım.Meğer burası yerine yazarlarından biri olduğum http://organikanneler.blogspot.com/sitemizede yayımlamışım :))))

yine poşetler ve plastikler üzerine


Bugün bir yandan tv izliyor bir yandan internette geziyorken tvde söylenenler dikkatimi çekti
Alternatif Tıp Uzmanı Dr. Alpaslan Bilen poşetlerdeki zararlı maddelerin yiyeceklere geçebildiğine dikkat çekerek çarşı pazar alışverişlrinde poşet yerine file kullanımını önerdi.
bir süredir ben de bu konuya takmış durumdaydım.
Market alışverişlerimde bile kullanmak için çok ince ve hafif kumaşlardan basit çantalar dikip çantamda taşımayı kasadan çıktıktan sonra alış veriş arabamı kenara çekip poşettekileri onlara aktarmayı düşünüyorum.
daha tezgahta tartılırken bile bu iş yapılabilir ama market elemanları benim tüm aldıklarımı bir poşete koymalarını söylememe bile alışamadılar.
Yavrum ,çevreyi korumak için daha az poşet kullanmalıyız dediğimde yüzüme garip bir yaratık görmüş gibi bakıyorlar .
Bu konuda bir kampanya başlatabilir,başlatanlara destek olabilir veya yalnızca kendimiz uygulayarak örnek olabiliriz.

Alpaslan Bilen yine az duyduğumuz bir konuya dikkat çekti SU ŞİŞELERİ yalnızca MISIR PLASTİĞİNDEN YAPILMALIYMIŞ bu tedbirlerin devlet tarafından ciddi olarak ele alınmasını söylediğinde sunucu bu konunu çok derin olduğunu söyleyerek konuyu acele kapattı.Bunun üzerine merakım arttı.
Neymiş bu mısır plastiği diye aradım bunlara ulaştım
Ecoflex markalı çevreci plastikler yenilenebilir hammaddeler olan mısır ve patates nişastası veya belli karışımlarından yapılır. Bu doğal bitki polimer plastikleri kompostlama esnasında doğal polimerler gibi mikroplar tarafından kolaylıkla saldırılıp bozuşturulur ve artık bırakmadan biyolojik yok olurlar. Tamamen biyolojik olarak bozuşabilen ve gübreleşen yeni Ekoflex plastikleri çöp torbası, film veya atılabilir ambalajlarda son 11 yıldır kullanılmakta ve birkaç haftada toprakta atık bırakmadan bozuşabilmektedir.

Ecoflex çevreci plastikler doğal yenilenebilir bitkisel malzemelerden (nişasta, selüloz) elde edilir.

Ecoflex doğal bozuşan plastikler film ve ekstrüzyon kaplama için gerekli kalite şartlarına sahiptir.

Bu plastiklere baskı yapılabilir, su geçirmez, kaynak yapılabilir (eklenebilir) ve mekanik geri dönüştürülebilir.

Hammadde ayarlanarak film özellikleri farklı uygulamalara uyarlanabilir.

Besin maddeleri ambalajı için geçerli EC 90/128 şartlarına haizdir.

Ecoflex olağan plastiklere nazaran toprakta kısa sürede kendiliğinden çözünebilen bir ambalaj plastiğidir.

Ecoflex ve mısır kullanılarak üretilen ve özellikle torba üretimi için uygun olan Ecovio daha da güçlendirilerek cep telefonu kaplaması ve yoğurt kapları yapılmak-tadır.

Aramızda bulunan kimyacı,biyolog ve bu konuda ciddi bilgileri olanların çok önemsediğim bu konuda bilgilerini bizimle paylaşmasını rica ediyorum.

2 Eylül 2008 Salı

mavianne beni sobelemiş

Sobe mevsimi geldi.Tatil dönüşü bloglara ısınma çalışması olarak çok uygun.
bak bak bak gene öğretmen damarım tuttu galiba ders gibi başladım.
biraz evvel boncuk hanımla dün de embirle telefonda tanıştık,Bunun üzerine maviannenin sobesi gelince hemen yazayım sonra da arkadaşlarımı sobeleyeyim istedim.
SOBE
1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladınız ?
Gazetede portakal ağacı blogunun tanıtıldığı yazıyı okuyunca hemen blog ve blogculuğu merak ettim,araştırmaya başladım.Baktım ve sevdim ,benim de blogum olmalı dedim.
Blogları okumaya başkayınca yorum yazmayı denedim ,derken kızlarım bana blog açın demeye başladım .Ama onlar bu işten anlamadıklarını söyleyerek beni atlattılar.
Derken birgün kocamla oturup blogcuda bir blog yapmayı başardık.
Adını "ben de yaptım "koyduk.
Ama resim eklemeyi beceremeyince bu blog atıl kaldı.Sonra kızım işe el atıp blogumu yeniden açtı,gerisini de ben getirdim.
Yani 2006 aralık ayından bu yana blog yazarıyım

2-Blog yazılarınızın belli bir çizgide olması için çaba gösteriyormusunuz ?
Kaatı sanatı ile ilgili blogum kaatisanati.blogspot.com
bu sanatla ilgili konular içeriyor.
Ama bu blogum yaşantımda yeralan her şeyin dile getirilebileceği şekilde gidiyor. 3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyormusunuz ?
4- Blog yazmak sizin için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladımı ?
İzlenmek güzel tabi.Biraz da sorumluluk verebiliyor. paylaşılacak şeyleri olmak ve paylaşacak dostlara sahip olmak çok güzel.
5- Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksiniz ?
Bu iş günlük yazmak gibi.Okunup alkışlanmasından mutluluk duymak çok doğal. Ama okuyanı olmazsa deftere yazmaktan ne farkı var.o zaman yazarmıyım bilmem .
yani okunursa Nalan yazmaya devam eder gibi geliyor bana


Ben de yeni arkadaşlarımdan üçünü sobeleyerek onların öyküsünü sizlerle beraber öğrenmek istiyorum

http://zarifce.blogspot.com/
http://boncukhanim.blogspot.com
http://isitmekaybi.blogspot.com
http://craftwoman.blogspot.com ">

ZARİF bir blog zarifçe.blogspot.com


Ben bu blog alemine daldığımdan beri bir çok güzel insan tanıdım.
hepsinin ortak özellikleri var,
becerikli,
hevesli...öğretmeye de öğrenmeye de ,
paylaşımcı,ki bence bu en önemli ortak nokta
hepsi özel,güzel,neşeli,bilgili ...
Ben onları tanımakla çok şeyler kazandım,elimden geldiğince de onları sizin de tanımanız için yazdım.
Bu gün size bu yukarda gördüğünüz ince ,zarif yumurtaları işleyen hoş bir hatundan söz edeceğim...
Daha doğrusu size onun adresini vereceğim.
zarifce.blogspot.com


Çünkü güzel blogunda hem kendini hem de diğer ilginç tasarımlarını ve eserlerini görüp tanıyabileceksiniz.
hemen şimdi gitmek isterseniz tıklayınız lütfen
memnun kalacaksınız.