23 Ekim 2008 Perşembe

eski yorgan nasıl kurtuldu


Evimizde annemin çocukluğundan kalma yemeni yüzlü bir yorgan vardı.
Onun ince ve hafif oluşu,dikişlerinin muntazamlığı ve yemeni desenli yüzü bana çok hoş gelir onunla uyumak isterdim.
Annem onun İstanbulda diktirildiğini söylemişti.
Çok sevdiğim bu yorgan annemden bana intikal etti.
Yüzü zamanın yıpratmasına karşı koyamayacak ve epriyecek diye korktuğum için artık kullanamıyordum.Sonra birgün aniden FİKRİM GELDİ...





Şifon tülü yorganın üzerine geçirip kaplar gibi iplikle diktim.sonra altına bir çarşaf serip klasik usulle kapladım.
Yanlarına içindeki yeşil renge uyan ipek taftadan farba yapıp diktim kenarlardaki yıpranmış bölgelerin üstüne triko dantel geçirdim.
Son aşamada altına kirlendiğinde tekrar sökülüp yıkanacak bir çarşaf daha kaplayınca çok güzel bir yatak örtüsü/yorgan oldu.
Farbasının kumaşından perdeler de yapınca yatak odamda yazlık mefruşat olarak göreve başladı.

BÜTÜN KIZLAR TOPLANDIK

On marifet.org dan olmayan ziyaretçilerime açıklama:İstanbula geleceğimi duyan arkadaşlarım toplanmayı önerdiler .Ben de seve seve ,koşa koşa geldim.Zira sanalı somutlaştırmaya bayılırım.Arkadaşlarımı mümkünse yüzyüze tanımayı,onları evimde ,yaşamımda görmeyi severim.Başkalarının gizlerine ,çekincelerine saygım sonsuz,
ama benim adım gibidir hayatım. (soldan sağa -sağdan sola okuyun)
Zaten ilk yarım saatte beni tanırsınız ,



Geçen perşembe İstanbula gitmek için trene binip yola düştüm. Yol arkadaşım olan bir hanımla sohbet ederek Bozüyüke kadar geldik.Orada Ertuğrulun cicianneannesi sevgili ve kadim dostum Füsun bize katıldı.Yolun devamını da güle söyleye,resim çekerek,hafif tertip şamata yaparak tükettik .
Haydarpaşanın meşhur merdivenlerinden ilkkez İstanbula gelen taşralılar gibi bakınıp resim çektirmeye niyetliydik ama sempozyum için çıkışı değiştirmişler .
Garda bizi damat ve torun ikilisi bekliyorlarmış.Birden önümüze çıkıp sürpriz yaptılar.




Ertesi sabah kadıköydeki buluşma yerine gittik.Baktım karşıdanüç güzel hatun Yapı Kredinin önünde bekliyorlar.Bunlar bizimkilerdir dedim,bastım deklanşöre ama bu dijital makineler eskiler gibi bastığın anda çekmiyor,canı istediğinde çekiyor.Onun gönlü olana dek yoldan geçen otobüs kamerama yerleşti.Ben bidaa bastım bu sefer de nazesen kımıldamasın mı kaldı direğin ardında.Eh ışıkta değişti değişecek ...geçtik karşı kaldırıma




yakalarda kırmızı zemin üstünde altın rengi çengelliiğnelerimiz tanıştık,öpüştük
simit kafeye girip masamıza yerleştik.
Arkadaşımız nazesen'in yazdığı bir yazı üzerine aramızda bir yardım kampanyası başlatıp bir şeyler yapalım demiştik.Arkadaşlarımızın hevesle desteklemesi üzerine de buluşup konuşmaya karar verdik.



Eda da daha sonra bize katıldı ve simit sarayı yerine başka bir mekana Nazım Hikmet Kültür Merkezinin bahçesine götürdü.
Bizim toplantı ağaçların altında açık havada sürerken lilacsmell de karşıdan bize yetişti.Unutmadan yazayım,çalıştığı için gelemeyen moonles de telefon ederek cıvıl cıvıl sesini duyurdu.On dakika sonra bizi karşıdan görenler bugün tanıştığımızı anlayamazdı.Aslında buna pek şaşmdım.Ortak noktalarımızın en önemlileri üretmeyi ve paylaşmayı sevmekti.Bu noktada birleşenlerin yabancılık çekmemesi çok normaldi.
Eğer istanbulda oturuyorsanız bu cumartesi yine toplanacağız bize katılabilirsiniz.
toplantı yerini benden yorum veye mail yoluyla sorabilirsiniz



soldan sağa:lilacsmell,esinsel, (ayaktaki)semyıl,ben Nalan,arkadaşım Füsun,nazesen,Edanın akrabaları ve Eda
arkadaşları 10 marifetteki rumuz larıyla yazdım.
Saatler hızla geçti,semyıl,nazesen ve esinsel vedalaştılar.Lilacsmell Füsun ,Eda,ben ve o esnada yanımıza gelebilen kızım ve Ertuğrulumuzla bir de cuma pazarı kumaş bölümü ziyareti yaptık.
yaaa pazara gitmek zorundaydım.İstanbula gelip te salı veya cuma pazarına uğramazsam kaydımı siliyorlar .
Bu güzel günü yorgun fakat mutlu tamamladık.

21 Ekim 2008 Salı

kırkpare yatak örtüm

 

 


Yıl 1990 patcvork diye bir teknikle artan kumaşlar değerlendiriliyor,
gazetelerde görüyorum .Anneannemin yaptığı kırkpareye benziyor ama onun gibiyapılmamış.Kıvranıyorum,ben yapmalıyım diyorum .Sonra birgün sevgili ve faydalı arkadaşım Füsun öğretmenden mektup geliyor .Burada kırkyama kursu başlıyor diyor ben öğreneceğim.Sana da ben öğretirim.
O yıl eşim emekli oluyor biz Hendek'e taşınıyoruz.Sergi zamanı. Ben haftasonu trene binip Bozüyük'egidiyorum. Hem sergiyi görüyor hem Zişan Kızılcıklı ile tanışıyorum hem de kaba hatlarıyla kırkyamanın nasıl yapıldığını öğreniyorum.Hatta o gece Füsun,ben ve o tarihte 8-9 yaşlarında olan kızı Nergis oturup bir kırlent yapıyoruz.
Bu da o günlerde yapılmış ikinci yatak örtüsü.İlk yaptığımız o kırlenti ve sonra yaptığım yatak örtüsünün resimleri yanımda yok .Sonra eklerim .Bunu 1ayda yapmıştım .
Yıllarca kullandım tabi epeyce eskidi ve formunu yitirdi.Tedavülden kalkmasına az kaldı .Bari ömrünün sonunda meşhur olsun dedim


Posted by Picasa

19 Ekim 2008 Pazar

kumaştan takılar




Bloglarda kumaştan yapılmış takılara rastlıyor ve beğeniyordum.Ama böyle zarif ve eşsizlerini hiç görmemiştim.
leroso.blogspot.com da rastladığım kolye ,broş ve bilezikleri görmenizi ısrarla öneririm

Uluslararası Arkadaşlık Ödülü


Uluslararası Arkadaşlık Ödülü / Friendship Around The World Award ÖDÜLÜ
beni bu ödüle layık gören sevgili Dilek ve craft womana teşekkür ediyorum ben de bu ödülü bana her zaman ve şartta dostluk ve yardım elini esirgemeyen E.ALİ'ye gönderiyorum

plastik biberonlara yasak


Plastikler konusunda zaman zaman yazıyorum ama her zaman kafama takıyor ve ilgili bilgilere ulaştıkça da paylaşıyorum. bu kez benim genç 10marifetli/blogcu dostlarımdan betül bu konuda bloguna yazmış
" Kanada plastik biberonu yasakladı
Kanada hükümeti, plastik biberonların ülke genelinde satışını yasakladı. Karar, çevrecileri sevindirdi."
Betüle bu konuyu paylaştığı için çok teşekkür ediyorum.Lütfen bebeklerimizin ,çocuklarımızın yani geleceğimizin sağlığı için bu haberin detaylarını okuyun

İstanbuldayım

Geçen hafta Ertuğrulu görmeye İstanbula geldim;sevgili arkadaşım Füsun da benimle geldi.Hem torunu göreceğiz hem 10 marifetli arkadaşlarla toplanacağız biraz da gezeceğiz diye program yaptık.
Cuma günü 10marifetten semyıl,nazesen,esinsel ile Kadıköyde buluştuk.Çalıştığı için gelemeyen moonless telefonla bize sasini selamını iletti.Benim interkızım Eda Suner de bize katıldı.Biraz gecikmeyle de olsa liacsmell de daha sonra bize yetişti.Saatlerce sohbet ettik.hava çok güzel olduğu için açık havada oturduğumuz ağaçların altında kuşlarla birlikte cıvıldadık.
Sonra kızım ve torunum da bize katıldı.Çok güzel bir gün geçirdik.Karşıdan bakanlar bizim birbirini o gün tanıyan bir gurup olduğumuzu asla anlayamazdı.Kırk yıllık tanışlar gibi konuştuk,gülüştük...Köy okulları için düşündüğümüz yardım kampanyası için yapacaklarımızı ve nasıl ulaştırabileceğimizi planladık.
Saatler öyle çabuk geçti ,ayrılık vakti geldi.Bir kısmımız evlerine dönerken ben,Füsun,Eda,adaş olan kızım ve lilacsmelle yani iki gülün arasında dilek tutup yürüdük.
Nereye mi? cuma pazarına...
Çok güzel bir gündü

Erzak kutularım

 


Satın aldığımda içinde pirinç bulunan kutuları içi boşalınca atmaya kıyamadım tabi.
Ortalarını 4-5 cm çapında oyup sonra kareli kumaşla kapladım. Oyduğum dairenin kenarını yine kumaş biye yapıştırarak temizleyip içinden asetattan pencere koyup sabitledim. Üst kenarını da harçla süsleyince tahıl ve bakliyatlarımı koydum.
Rafım ise eski bir evin hurdasından alıp biçtirdiğimiz çatı kirişi tahtasından 15 yıl önce yapılmıştı.Tabi kimin yaptığını anladınız.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Bir vefa örneği

Benim blogum mutfak ağırlıklı bir blog değil biliyorsunuz. Pek tarif yayımlamam .Ama bana gerektiğinde de en iyi tarifleri bloglardan arar bulurum.
Esra öğretmenin hastalığı ve vefatını da geçen yıl bu bloglardan arkadaşlarından okumuş ,genç meslekdaşım için ben de çok üzülmüştüm.Üzerinden koca bir yıl geçmiş.
Bir vefa örneği,diye tanımladığım anmayı arkadaşları çok hoş bir fikirle organize etmişler.
Bir öğretmeni en iyi anma şeklini bulmuş ve bir kitap kampanyası başlatmışlar.
Ben de bu kampanyaya duyurarak katılmak için banneri aldım geldim .
Her zamanki beceriksizliğimle eklemeyi başaramadım.En iyisi ben buraya yazayım ,linkleri de vereyim arkadaşlarım ulaşsın dedim.
ekleyemediğim banner bu: http://www.misssgibi.com/?p=243"> border="0" alt="Esra’nın Anısına Kütüphane Projesi" src="
Kampanyayı aycaktan duydum,devamını zerrinden öğrendim.Sizin de destekleyeceğinizi bildiğim için duyurmak istedim.
Esraya allahtan rahmet dilerken vefalı blogcu arkadaşlara takdirlerimi yolluyorum

eski sandalyeden sehpa yaptım


Bu gördüğünüz sehpa benim çalışma odamın bir parçası.
dikkatle bakarsanız bunun el yapımı ve uyduruk olduğunu farkedersiniz.
Gelelim öyküsüne;komşunun atmak için çöpe götürdüğü sandalye iskeletini başka bir komşu elinden alıp bize getirdi.
Mahmut ,bunu adam et diye kocamın eline verdi.Komşu Nuh abinin hatırını kıramayan kocam sandalyeyi aldı ve arka dayanma bölümünü kesip ,dekopaj makinesine tezgah yaptı.Niyeti bir süre kullanıp Nuh abi unutunca onu çöpe atmaktı.
Ama Nalan faktörünü unutmuştu.
Bekledim,bir gün onun uzun süre dışarda olmasından faydalanıp aletleri hazırladım
malzemeleri dizdim
malzemeler: Nuh abi tarafından bizim bodrumda malzeme rafı olarak göreve atanmış eski ayakkabı dolabının iptal edilmiş iki adet dolap kapağı ,
epridiği için malulen emekli olmuş sünger dolgulu seccade ,
emekli buzdolabından koca görmeden alınıp dolap arkasına saklanmış buzdolabı tel rafı,
aynı dolabın yumurtalık kutusu,
elyaf,taklit deri,zımba makinesi ,matkap ,vida vb.

Posted by Picasa

işlem basakaları,
1-dolap kapaklarını yanyana düzgünce koyup matkapla delerek şarjlı tornavida marifetiyle sandalye iskeletine vidalayarak sabitle
2-eski seccadeyi,elyafı üstüne koyarak sabitle,
3-imitasyon deri ile kapla zımba aletiyle sıkıca zımbala,
4-buzdolabı rafının oluklu bölümünü dikine olark sandalye ayağındaki bölüme yerleştir,
5-diğer rafı da deriyle kapla ve ilkine dik olarak yerleştir,
6-iplerle sabitle
7-yumurtalık bölümünü yerine tak(önde görülrn şeffaf kutu,eski dolapların yum.bölümü büyüktü)
8-eve gelen kocayı şirinlikler yaparak karşıla .
-Aferin benim çöpçü karıma iltifatını al arak sevin

11 Ekim 2008 Cumartesi

Bilûndan aldığım mesaj

Bu mesajı bugün parkeoloji adlı blogcu,benim blog kızlarımdan Bilûndan aldım aynen yayımliyorum benden kamn alamıyorlar ama dua ve duyuru katkım olsun.


"Bilun Şen
ayrıntıları görüntüle
15:41 (2 saat önce)
Galatasaray – S. Bükreş karşılaşmasında tribünlerde yerini aldı bu pankart: "Dayan Koca Adam", Bir Galatasaray sevdalısı Anıl Aydın için.
Galatasaray tribün grubu ultrAslan-Uni temsilciliği yapmış olan ve lösemi ile mücadele eden Anıl Aydın'la ilgili olarak arkadaşları bir kampanya başlattı. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatmakta olan Anıl Aydın için önümüzdeki iki ay içerisinde ilik nakli yapılması gerekiyor. Sevgili Anıl Aydın'a iliğinin uygun olup olmadığı öğrenmek için kan tahlili yaptırmak isteyenleri aşağıdaki adreslere başvurmaya çağırıyor ve sevgili Anıl'a Ali Sami Yen tribünlerinde kendisi için açılmış pankarttaki gibi "Dayan Koca Adam" diyoruz. İSTANBUL: Çapa Tıp FakültesiTemel Bilimler BinasıAcil Giriş Kat:2 no:10Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
ANKARA:Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
İZMİR:Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
BURSA:
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Verdiğiniz kanla Anıl Aydın ya da bir başka hastaya şifa olabilirsiniz. Şu anda uygun ilik bekleyen hasta kardeşlerimiz için, tüm vatandaşlarımızı kan vermeye davet ediyoruz. "
Allah yardımcın olsun Anıl

10 Ekim 2008 Cuma

Derya Baykalı izlerken

Her gün saat 14.00de deryalı günleri izlemek için hazırlanıyorum.
Ayak bileklerime 1.5 kiloluk kum torbalarımı takıp egzersiz minderimi uzun şerit kumaşımı ve mekanik sayacımı alıyorum yanıma çay fincanımı ve defter kalemi de koyup bekliyorum.
Bir yandan Deryayı izleyip bir yandan kireçlenen dizlerim için yapmam gereken egzersizlerimi yapıyorum.
Not almam gerekenleri yazreken çayımı da içiyorum.
Bugün de böyle başladım egzersize sonra clara amram adlı konuk geldi ben de onun bu değerli önerilerini beğenerek yazmalıyım dedim.
Tahinle hazırlanan bu yiyeceğin besin değerine bakalım
clara hanım tahinde omega 6 v9 bulunduğunu,çok iyi bir antioksidan olduğunu ve kolestrol düşürücü olduğunu söyledi,
ve:
yarımbardak tahin,
" " limonsuyu (bence biraz fazla ,ekşi olabili)r,
biraz deniz tuzu,
bir diş sarmısak,
biraz su ile blenderde yağ kıvamına getirilir,
kahvaltıda salatalıkla,ekmeğe sürülerek tüketilirmiş.
Enerji vereceği ve bağışıklık sistemi güçlendireceği için özellikle çocuk ve gençlere çok yararlı olabilir.
Bir tüyo da avokado kansızlığı giderir ve olestrol içermezmiş,salatarda ,sandviçlerde mayonez yerine kullanılabilirmiş.
selulit giderici ve zayıflatıcı özelliği olan ananasın iyice fırçalanıp temizlenip yıkanan kabuklarını bir-iki karanfil ve tarçın çubuğuyla kaynatıp lezzetli suyunu tüketmemiz de önerildi.
Ben egzersizime dönüyorum siz de beğendiyseniz bunları not ediverin

9 Ekim 2008 Perşembe

BEBEKLERDE TUVALET EĞİTİMİNE NE ZAMAN BAŞLAMALI


Torunun doğumunu beklerken internetten bebeklerle ilgili araştırmalar yapıyordum .Bu sırada rasladığım "pratikannem.blogspot" adeta müracaat blogumoldu.



Blog sahibi ABD de yaşayan genç bir Türk kızıydı. Adeta anneliğin kitabını yazmıştı,öyle bilgili,deneyimli ve hoş anlatımlıydı ki kendi hamileliklerimdeki bilgilerimin ne kadar eksik olduğunu anladım.



Bu gün sizle paylaşmak istediğim resimlerin linklerini bulmak üzere yine onun bloguna gittiğimde bu yazıya rastladım.Ben ve kızım bu konuyu daha önce buradan okuyup tartışmış ve tuvalet eğitimine tavsiye edilenden daha önce başlamaya karar vermiştik.
Resimden anlaşıldığı gibi başladık ta.Ertuğrul henüz çişinin geldiğini söylemiyorsa da artık lazımlığını ne için kullandığını biliyor.Sabahları kakasını yapana dek oturuyor,işi bitince de kalkmaya davranıyor.Lütfen maşaallah deyin.Annesi onu bol bol aferin ve öpücükle ödüllendiriyor.Genç anneler ve adayları,elinizin altındaki internet bilgi hazinesin kullanın ve bu bilgileri sizle paylaşmaya hazır annelerin bloglarını dolaşın derim.



işte o yazının bir bölümü






"Tuvalet ihtiyacı doğuştan gelen bir ihtiyaçtır. Aynen yeme, içme ve uyuma gibi. Bebekler ve çocuklar da konuşamazlarken bile bu ihtiyaçlarını karşılamak için veya karşılarken aynı uyku yemek ve ilgi ihtiyacı vakti oldupu gibi bazı işaretler verirler. Büyüme süresince kazanılan alışkanlık ve olursa olsun anne baba veya çocuğa bakan bir kişi dikkatle bebeği takip ederse karnının acıktığını, uykusunun geldiğini anladığı gibi tuvaletinin geldiğini de anlayabilir.Olayın başlangıç noktası bu. Bez tak veya takma, ister atılabilen bez kullan, ister kumaş bez kullan, ister tuvalete götür yaptır, ister oturağa oturt ister, arka bahçeye yaptır. Orası ebeveyne kalmış. Kitabın iddia ettiği ve yol gösterdiği şey çocuğun tuvalet ihtiyacını anlamak. Bu kısmı kapar, uygular ve becerirseniz o zaman yukarıda bahsettiğim seçenekleri ister tüm gün ve gece ister sadece belli saatlerde kullanmak size kalıyor."






devamı için pratik anneme bakın lütfen zira ele aldığı her konu gibi bunu da son derece yetkin bir biçimde inceleyip yayımlamıştı.Teşekkürler pratikannem

8 Ekim 2008 Çarşamba

Blogunuza daha çok yorum almak istemez misiniz?

Bloglara gittiğimde yorum yazmak,fikir beyan etmek isterim.Ama önüme çıkan kelime doğrulama beni sinirlendirir.Bazen vazgeçer yazmadan dönerim.
Müdahalemden alınmayacak dostlarıma da bu bölümü kaldırmalarını öneririm.
Bizim craft woman (kendisi benim günlük takip ettiğmm vazgeçilmezlerimdendir)bu bölümün nasıl kaldırılabileceğini gayet net biçimde burada anlatmış.
Ah bir de kendisine sorduğum teknik konuları bana aynı açıklıkla anlatsa da uygulasam :))))
huuu craftwoman cadısı,mesajı aldın değil mi?
şaka bir yana ben bir çok şeyi ondan ve diğer dostlarımdan sorar öğrenirim,olmazsa bir el atar ve düzeltiverirler.Erdalali,bitki cadısı ,çocukla çocuk herzaman bana desteklerini esirgemezler.
bitki cadısı demişken o yeni bir blogunu daha sundu hizmetimize adı cadı kazanı,çok hoş bir blog oldu ,duyurulur.
Başlamışken "fikir atölyesi"ni de konu etmeden geçemiyeceğim.Çok ilginç konuları burada okuyorum,şiddetle tavsiye ediyorum.
Bu sözettiğim blogların hepsinin son yazıları blog listemde var ,bir tık mesafesi yakınınızda

Bebek Refleksolojisi Kursu düzenlenecek


Türkiye'de İlk Defa Düzenlenecek Bebek Refleksolojisi Kursu

Bu haberi güldemin blogunda okudum,beni ilgilendirdiği için sizlerle paylaşmak istedim.İlgili adresi almak ve haberin tamamını okumak için lütfen güldemi ziyaret edip onu ve blogunu "Türkiye'de İlk Defa Düzenlenecek Bebek Refleksolojisi Kursu Bebek refleksolojisi bebek ve çocuklardaki zihinsel ,fiziksel ve sosyal gelişimi hızlandırır hastalıklara karşı vücudu dirençlendirip bağışıklık sistemini güçlendirir.Özellikle doğumdan itibaren bebeklerde görülen kabızlık ,uyku sorunları ,kolit ,huysuzluk vb.sorunların çözümünü öğretmeyi amaçlar."
not bu haberi yayımlayan Güldem'e ve bu şık imzamı hazırlayıp bana hediye eden bitki cadısı Serap'a teşekkürlerimi iletirim

7 Ekim 2008 Salı

Nar yemeden önce bu yazıyı okuyun

Linki vermek benden okuması uygulaması sizden olsun .Teşekkürler annekaz

"Narın tam mevsimi.Çok şifalı olarak bilinir özellikle suyu efsane olmuş durumda.Nar için Pazardan aldım 1 tane eve geldim 1000 tane de denir. İyi güzelde bu nar meyvesi parçalamadan dağılmadan kıpkırmızı şifalı suları yerlere damlamadan nasıl yenir=)İşte Anne Kaz farkıyla Nar ayıklamanın ve yemenin püf noktası.."

5 Ekim 2008 Pazar

Nezle,soğuk algınlığı ve bilinçli bitkisel tedavi önerileri

Ramazan sonunda grip,nezle,soğukalgınlığı ile kışı karşılamaya çıktık.
Ailecek yakalandığımız nezleden Ertuğrul da payını aldı,sümüklü böcük oldu.Ama maşaallah,iştahlı oluşu ve dengeli beslenmesinin sonucuyla epey dirençli bir bebek.
Annesinin onu bilinçli beslemesi sonuç veriyor ,o hepimizden çabuk atlatacak inşallah.
Ben eve döner dönmez bitki cadısı"na koştum,baktım o da bu konuda yazılar yazmış.

aşağıya giriş bölümünü aldım.Burada bitkileri niye tercih etmemiz gerektiği açıklanmış.Doğrusu bunu ben de merak ediyordum.
Bitki cadımız bu işin eğitimini almış bir arkadaşımız .Önerileri güvenle uygulanabilir ve kendisine rahatça ulaşabilir,yardım alabiliriz. lütfen okuyun.


"Yazı başlığında doğal antibiyotikler dedim,peki neden doğal antibiyotikler ?

Bitkiler antibiyotiklerden çok daha karışık bir yapıya sahiptirler,mesela kuvvetli bir antibiyotik bitki olan sarımsakta 33 sülfür bileşiği,17 aminoasit ve daha birçok fitokimyasal vardır. Bir antibiyotik ilaç ise tek bir etken maddeden meydana gelmişlerdir yani tetrasiklin sadece tetrasiklin,penisilin ise sadece penisilindir,karışık bir yapısı yoktur.Bu sebeble bakterilerin ilaçlara direnç kazanmaları kolaylıkla meydana gelmektedir.Bahsettiğim sarımsak ise pekçok etken maddeyi bünyesinde barındır ve hepsi birbiriyle uyum içindedir.Yine civanperçeminde bu güne kadar 120den fazla değişik bileşik olduğu saptanmıştır. Kişi bu bitkiyi kullandığında vucuduna 120den fazla bileşiği almış olur,Eğer bu sayıda ilaç almış olsa kesinlikle ya zehirlenir veya ölür,ama bitkide bu durum meydana gelmez çünki içindeki fitokimyasallar birbirleriyle uyum içindedir,vucudumuzda bir sinerji yaratarak birbirlerinin etkilerini güçlendirirler.Bu karmaşık madde ile karşılaşan bakteri için direnç geliştirme oldukça zordur."
gördüğünüz gibi bu konu çok önemli
devamı içn tıklayın"

4 Ekim 2008 Cumartesi

Dedesi torununa yürüteç yaptı

Dedesi torununa yürüteç yaptı.Bu başlığı görünce şaşırdınız değil mi?
hatta iddia ediyorum resmi görünce de güldünüz....
Bu Güler ailesi de işin b..unu çıkardı kendimiz yapacağız diye çocuğa nuh nebiden kalma bir yürüteç yapmışlar deyip güldünüz değil mi?

Eh herşeyin üçotuz paraya satıldığı tüketimin de modellerin de alabildiğine çok olduğu bu devirde yürüteç yapmak hem de böylesini yapmak bence de komik
Bir de gerekçesini okuyun bakalım ;
efeeeendim,biliyorsunuz son zamanlarda normal yollarla çocuk sahibi olamayan ,tüp bebek kuyruğunda yıllarını veren bir çok çift var.
Eskiden çevrede, ailede ,mahallede tek tük rastlanan bu durum şimdi pek sık görülür oldu.Bunun bir çok sebebi var tabii ama epeyce önemli bir sebebi de baba adaylarının bir kısmındaki sperm yetersizliği.
Bunu da son zamanlarda sıksık dile getiren doktorlar sebep olarak ısınan testislerin sperm kalitesi ve sayısını olumsuz etkileyip kısırlığa neden olduğunu belirtiyor.
Açıkça dile getirmiyorlar ama ,içi jelle dolu olup bebeyi rahatsız etmeyen ama sıvıyı emerken ısınan bezlerin normal kumaş bezlerden en az 5-6 derece fazla ısındığını da belirtiyorlar.
Bu durum yürüteçte,hoppalada otururken de tekrarlanıyormuş.
Kızım bebeğin altını çok sık değiştirerek büyük özen gösterdi.Aynı nedenle yürüteç te kullanmayacağını anltınca hemen gimsa da gördüğümüz çim biçme makinesine benzeyen yürüyeci alıp geldik.Ama sevgili Çin malları ve kalitesi malum...dengede sorun olup arkaya doğru devriliverince dede torun 2 saat mesai vererek bu iptidai yürüteci imal ettiler.
"dede yaaa bu biraz yamuk değil mi?"

Burada Ertuğrulcuğum tekerleri kontrol ediyor ve "bu iyi dönmüyor dede "derken


Burada da "tamam tamam dede olmuş"diyor ve yürümeye çabalıyor.
Yakında ilk adımlarını da paylaşırız kısmetse

Toprak olmadan önce toprak gibi olabilmek

 
Posted by Picasa

Bayram tatilinde Geredede anne baba mezarlarını ziyaretten sonra mezarlıktan çıkarken gökkuşağını gördüm.



Hani kazanırsan dost kazan ,düşmanı annen de doğurur derler ya ,ben bu sözü rakibi kendin de doğurursuna çevirip kızlarımı kızdırırım.Bayramda bir konuda konuşurken
büyük kızım bana
-yaşlandıkça iyice hoşgörü abidesi oldun ,herkes iyi herşey güzel diyorsun sevgi böcüğü oldun !diye dalga geçti devamında da
-hani senin gençliğini de bilmesek....demez mi
Al şapkanı koy önüne düşün taşın cevap ver.
Haklıydı.
Dururken kimseye kendiliğimden sataşmazdım ama sataşanı da anında tersler ve nereden bulduğumu bilmediğim veciz cümlelerle haklardım.Sonra da bu gereksiz terslemeden dolayı utanır ,üzülürdüm.Gidip özür de dilemezdim.Çünkü özür dilemem için sebep yok ,o başladı diye düşünürdüm.
Belki şakaydı, karşımdakinin tarzı oydu,niyeti beni incitmek değildi ama ben ona değer verdiğim için kırılıyor,ardından da kırıyordum.
Oysa dünya küçük,hayat kısa.Yarın yine görüşeceğiz veya ebediyyen ayrılacağız.O zaman niye kıralım,kırılalım.
sevelim sevileliim ,dünya kimseye kalmaz(Yunus Emre)

Bir gün Mevlananın şu dizelerini okudum

"Taş yeşermez;
gelmiş olsa da bahar
Toprak ol da ;
bak üstünde ne güzel güller açar.
Taş gibiydin ;
çok gönül kırdın YETER,
Toprak ol da,
Bak üstünde ne güzel güller biter."
Ben toprağa karışıp toprak olmadan önce TOPRAK GİBİ olmak istiyorum.

3 Ekim 2008 Cuma

bayramınız kutlu olsun


Bayram bitti biliyorum.Ama eve ve pc ye yeni ulaştığım için ancak şimdi yazabiliyorum bayram yazısını .Hem de 10marifetteki arkadaşlardan arakladığım bir avuç çikolata ile.
Naaparsınız bu yıl leyleği havada değil yerde bile hiç görmedim ama ha bire gezmedeyim.Ramazan ortasında Kuzuluk kaplıcasına gitmeye karar verdik.Ağrıyan dizlerim ve de Ertuğrulun suyu çok sevmesi de işin bahanesi oldu. Ramazanın yarısını ve bayramı Akyazı Kuzulukta ve Hendekte akraba ,eş dost ziyaretleriyle geçirdik.
 
Posted by Picasa


Hava yağmurlu bile olsa yeşillikler içinde yaşamak çok güzeldi.
En güzel saatleri Ertuğrulla geçirdik.Onunla suda ,karada her ortamda oynadık boğuştuk,seviştik.Torunun tadını iyice çıkardık.

 
Posted by Picasa