31 Ekim 2009 Cumartesi

Eceeee,Bahaaaar huuuuu

Bir gün,aşağıda resimde gördüğünüz kızlar ki kendileri tatilde USA da hem çalışıp hem pratik yapalım hem gezelim diye gelen iki İstanbullu güzel kızımız,ben,Ertuğrul ve annesi hep beraber otobüse binip gezmeye gittik .Tabi gezme alanımız mağazaların olduğu bir yer.Bir sürü macera yaşayıp güle oynaya resimler çekerek gezdik eve döndük onlara hediye ettiğim bu kolyelerle resimler çektik filan ama hepsi harddiskle beraber uçtuuu.
Şimdi skaype de Ecenin açık olduğunu gördükçe utanacağıma telefonla çektiğimiz iki fotoyu ekleyeyim de durumu da anlatayım ,verdiğim sözü tutamadığım için utanmaktan kurtulayım dedim.
Ececiğim , Baharcığım işte durum budur anacığım.siz bana kızmayın emi.Harddiski yakan Ertuğrulumuzdu:)))

27 Ekim 2009 Salı

bir kızım daha oldu adı "palyozi"

Ben tuhaf bir insanım bazen kendim bile kendime şaşmaktayım ,kendi kendime dostlar seçerim,kızlar seçerim,okurken onları alıp yanıbaşıma koyasım gelir .
Bunu onlara sormadan yaparım,çoğu kez izin isterim yazmadan önce bazen de bu günkü gibi sormadan yazarım.
Bu tatlı kızı da yazıma yazdığı yorumla tanıdım ,biraz önce sayfasında gezindim .O kadar yoğun bir sıcaklık hissettim ki acilen dönüp bu yazıyı yazmaya başladım.


Aslında buraya onun resmini koymak isterdim ,sıcaklığı ve şirinliğini göresiniz diye...o kadarını izinsiz yapmayı yakıştıramadım kendime en iyisi siz bir gidip kendiniz görün diyorum ve sizi tanıştırıyorum efendim

""Palyözi....Palyaço'nun ilk 4 harfi olan "Paly" ile Öznur'un kısaltması olan Özi'nin birleşmesi ile oluşmuştur...ve palyözi der ki: Bir umut besledim küçücük yüreğimde… Hep istedim gülsün sevdiklerim, mutlu olsun sevdiğimi bildiklerim… Bir tebessümse bi fidan gibi narin yetiştireyim yeşersin diye her daim yüzünde… Bir gamze kondurabilmekti güzelliklerine… Ve o gamzeye küçük bir buse… Buldum PALYÖZİ’yim ben… Hem güleninden hem de nacizhane güldüreninden…""

26 Ekim 2009 Pazartesi

Bu el işi ürün fotoları sevgili arkadaşlarım için

Gördüğüm ilginç ve yapılabilir işlerin fotolarını çekerken genellikle hah bu ....nın işine yarar diye düşündüğümü söylemeliyim.

Örneğin bu Sema için.Sema;gördüğüm ilk kadeh yüzüklerini yapan kişi...Bağışlayın cehaletimi,ben ilk kez onun yaptıklarını görmüştüm.

Bunlar da cadılar bayramı için hazırlanmış kadeh yüzükleri.
Bir yerde bu tip şişe elbiseleri de görüp remini çekmiştim ama laptopın harddiskiyle birlikte bizlere ömür oldu.Neyse ben anlatırım Sema yapar ve yayımlarız. Yooo niye o yapsın ben yaparım yaaa.Zaten şişe elbiseleri benim konum ve alanımdı niye ona kaptırayım ki :)))

Bu da şişe kapaklarından binbir çeşit işler yapan Şulemize, bak canım,bunlar sana kimbilir neler çağrıştıracak ve neye dönüşecek merak ediyorum.

Esra bak bu cadı da senin için ;senin güzel bebeklerini nazardan korusun diye yaparsın.
Güldenciğim senin alanına girecek örneklere raslamadım.Bu da demek ki Amerikan pazarında şansın var.
Bir de taş atayım,çocukla çocuk kızlarım için iki tane amerikan servis fotoğrafı çekip 10 marifette yayımladım ama dikkatlerini bile çekmedi...
taşı attım ama muhtemelen buradan da görmeyecekler.Naapalım canları sağolsun.ben bir kez de buraya alıvereyim .Bari siz görün

25 Ekim 2009 Pazar

Ayakkabı kutusunu ne yaptım

Herhangi birşey satın alırken şeytan dürter, kendisinden bıkınca neler yapabileceğimi düşünürüm.Veya ambalajını hemen bir şeye dönüştürüp ne yapacağımı tasarlarım.Dilim durmaz bu fikri hemen kocama yumurtlarım o başlar söylenmeye eve dönmeden güzel bir tarışma yaratır işin tadını kaçırırım.Huyum böyle ne yapayım.
Eskiden bu durumun sadece bende olduğunu sanıp kendime kızarken bloglar ve 10 marifet sayesinde bana benzeyenlerle tanıştım da içim rahatladı.Eeee anormal olmadığını öğrenmek rahatlatıyor insanı.
İtiraf edeyim ben eşyalarımı hor kullanan dikkatsiz bir insanım.Hele ayakkabılarıma hiç özen göstermem.Zaten çok fazla ayakkabı meraklısı da değilim.Dizlerde kireçlenme başlayınca da ortopedik ayakkabılara mahkum oldum.
Peki bu kadar boş laftan sonra ayakkabı kutularına ilgime geleyim.Geçen ay Türkiyeye dönmeden az önce Ross mağazasında şeffaf plastik ayakkbı kutularını görünce almaya niyetlendim.Zirâ Amerikadan 8 çift ayakkabı aldım ve hepsinden çok memnun kaldığım için onlara iyi bakayım diye düşündüm.


Şimdi ordan ayakkabı kutusu gibi havaleli bir paketle gelinir mi diyeceksiniz,demonte halde ve 4tanesi 3 ortalı bir harita metod defteri kalınlığında idi.Fiyatı da ucuzdu üstelik.
O sırada blogger arkadaşlarımdan Edanın ve Gülenin zaman zaman bizde de üretilen güzel ayakkabı kutularını yazdıklarını hatırlayınca vazgeçtim ve almadım.
Eve dönünce de ayakkabılarımı evdeki raflara tıkıştırıp edinmeye niyetlendiğim kutularla ilgili cin fikirler geliştirmeye başladım.Onlara evdeki binbir çeşit malzemelerimi yerleştirip önceki kiracılardan kalan iki eski model portmantodan dönüştürdüğüm hobi köşemin raflarına dizeceğim.Artanları da -artacağından adım gibi eminim- dikeceğim bez raflara(ikea organizerleri modelinde) sokuşturup asmaya
karar verdim.
Hemen okuyamazsına gidip A -boxGüngör Plastik 'e mail atarak kutu ebatlarını istedim.
Akşam üstü kapıda Gülen göründü ve yarınki kurs için hocama alet kutusu getirdim diyerek elindeki paketi uzattı .
Aaaa baktım bir adet şeffaf ayakkabı kutusu Mahmut hoca hemen malzemeleri yerleştirip kursa götürdü.


Ben de akşam onun malzemelerini çıkarıp kendiminkileri koyup fotoğrafladım.Yeni öğrendiğim fotoskaypla biraz oynadım bunlar ortaya çıktı.

Bir ara bizim bıcır da arabalarını toplayıp gelince sipariş edilecek kutu sayısı bir hayli kabaracak gibi görünüyor.Meşhur 3 aylığı alınca toptan fiyatından isteyelim bari

Bahçe satışı ganimetimden kolye yaptım


Los Angelesteyken bahça satışı yapılan bir eve birkaç hafta sonu gittim.Sonra baktılar benden kurtuluş yok taşındılar...
Taşındıkları doğru da benden bıkmadılar,hatta beni pek sevdiler.Beni sevmeyennn sevsin naapalım.Ölsün diyeceğimi sandıysanız yanıldınız niye ölsün o şarkı zaten.
Neyse dağıldım yine ,işte o gidişlerden birinde bir kıyafetten sökülmüş bu verev farbayı buldum.Yeşilin açıklı koyulu iki tonu bir arada.Zaten yakacak kesecek birşeyler arıyordum hemen aldım.Birazını yakıp gül yaptım.Bir de nette görüp beğendiğim bu kolyeyi yapayım dedim.iğne oyalarımı da yakıştırdım. Söyleyin bakalım yanındaki çiçekler mi güzel iğne oyaları mı?
Çiçekler tanrı elinden çıkma,hiç insanelinden çıkan onunla boy ölçüşebilir mi?
Ama tarzı ve renkleri benziyor.
Not :oyaları ben yapmadım

24 Ekim 2009 Cumartesi

Hobi çantası ve Kaatı derslerine başlıyoruz


Bizde olduğu gibi tüm dünyada da hobi çılgınlığı var Bu amaçla malzeme satmak için açılan mağazaları gittiğimiz yerlerde kolayca bulabiliyoruz.
Bence meraklar,beceriler ticari malzemelerle yapılmasa daha doğru olur ama benim gibi düşünmeyenler fazla demek ki...
Nerden mi biliyorum,baksanıza üstteki rafta pembe küçük alet sepeti/çantasından sarkan etikette 13 Dolar yazıyor,artı vergisi 15 dolar,30lira civarı...
doğrusu ben vermem ,kendim yaparım ,Zaten kullanmaktan çok imal etmeyi seven bir bünye taşıyorum.


Benim gibi düşünenler olabileceği için bu fotoğrafı çektim ki bakıp yapalım.
Bu günlerde benim yapmam mümkün değil.Kişisel kaatı sergim için hazırlanıyorum ve aynı zamanda da evde özel ders vermeye başladım.Buradan bunu da duyurmuş olayım.
Siz yaparsanız bana da resim yollayın da burada yayımlayayım.

22 Ekim 2009 Perşembe

KESTANE Kebap Yemesi Sevap



Eve döneli kızım ve ben habire boğaz peşindeyiz.Los Angeleste yokluğunu hissettiğimiz yerel tadlarımızın daha bir kıymetini bilerek içine düşüyoruz.
Eh mevsimin geregi hurma,ayva ,kestane derken kestaneyle samimiyeti birhayli ilerlettik ki dün gece eşim kabuk yığınına bakarak hastalanacağımızı söyledi.
Benim öyle bir kaygım olmasa da aklıma düştü ve kestanenin yararlarını araştırdım.
Gıdacılar net te şu bilgileri buldum.


• Besleyici olmasından başka faydası saymakla bitecek gibi değil
• Kabuklarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan ilaç ateş düşürüp sinirleri yatıştırıyor.
• Meyvesi kasları kuvvetlendiriyor, kan dolaşımını düzenliyor.Bedenin ve zihnin yorgunluğunu gideriyor,kansızlığa çare oluyor.
• Şeker,protein,yağ,sodyum ve potasyum içeriyor!..Kestane birçok hastalıktan da koruyor insanoğlunu..
• Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı, hatta yaşamı uzattığı da söyleniyor.
• Kestane, en çok potasyum düşüklüğünden yakınanlara öneriliyor. Çünkü 100 gramında 500 mg potasyum bulunuyor. Fosfor,magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içeriyor.
• Taze kestane limonun 100 gramı kadar C vitamini içerir. Kestane’nin 100 gramında 200 kalori bulunuyor.
• Kış mevsiminin olumsuz şartlarına fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiridir.
• Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenliyor. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önlüyor.
• Balla karıştırılmış kestane püresi ise özellikle iştahsız çocuklara öneriliyor.

Hatta glüten yememesi gereken çölyak hastaları için çok önemliymiş.Gluten içermediği için hamur işlerinde buğday unu yerine kestane unu kullanılarak çölyak hastaları tarafından tüketilebilirmiş.Üstelik kestane unundan yapılan hamur işlerinin lezzetide oldukça güzelmiş.

Bu durumda biz akşamları bugün suda mı fırındamı diye tartışarak kestane yemeğe devam ediyoruz,kilo almamak için Ebru ile pilatese de ve Batıkent parklarındaki egzersiz aletlerine doğru akşam yürüyüşü yapmaya gayret ediyoruz.
__________________

her milletin kadını hünerlidir

Blogger arkadaşlarımdan Hayriyeninizledikleri arasında portekizli olduğunu sandığım Felizartesin bloguna rastlayınca girip gezinmekten kendimi alamadım. çok da iyi etmişim çok güzel fikirler ve uygulamalarla dolu hanım hanımcık bir blog.


Bizim bebekli poşetliklerimizi sebze ,hayvan ve çiçek şekillerinde örgüyle yapmışlar.

hem fikri beğendim hem de kadın ,milliyeti ne olursa olsun adı ne olursa olsun eğer içinde birşeyler yapma arzusu varsa her yerde birşeyler üretir,güzelliklere imza atardiye düşündüm .Kadın olduğuma sevindim
Keşke ona övgüler yazacak kadar dil bilseydim.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Zincir işi ipek yastık


Los Angeleste gezerken bana ilginç gelen şeylerin başında el emeği olanlar ve bunlardan da benim yapabileceklerim geliyordu.
Epeyce de fotoğraf çekmişim.Orada mağazalarda bunu yapmak tepki almıyor.
Bir iki kez izin istedim.İzin istememe şaştıklarını görünce artık sormadan resim çekiyordum.Bu yastığı da pierre1imports da çektim.Pek çok ilginç ürün vardı özellikle yastıklar hoşuma gitti çoğu el işiydi.


İpek veya saten üzerine kumaşın çizgilerin renkleri kullanılarak ipek,floş gibi iplerle iri çiçekler işlenmiş.
Sap işi veya zinvir işi tekniği kullanılabilir.Hatta düğüm işi ile bile yapılabilir.

20 Ekim 2009 Salı

oh ne âlâ

Akşamdan beri tv başında allak bullak oturdum.
Kaç evde acılar tazelendi,fidanların acı haberini aldıkları anlar tazelendi,ciğerler bir daha tutuştu çok şeyler düşündüm,ağladım.yazmak istedim yazamadım.Sabahı bekleyip tepkileri okumaya karar verdim.
Okudum
"Karayoluyla Diyarbakır’a giden PKK heyeti, oradan, havayoluyla Ankara’ya geçti. Ancak, bu seyahat için, başbakanlığa yeni alınan 18 koltuklu DAP uçağının tahsis edilmesi, krize sebep oldu. PKK’lıların “Sıkış tepiş olacağını bilseydik, gelmezdik” diye yakınması üzerine, derhal 40 koltuklu Ana uçağı tahsis edildi. Bu bekleme sırasında VIP’te yürekleri ağızlara getiren bir sabotaj girişimi yaşandı ve “Türk” kahvesi ikram edildi... Irkçı muameleye maruz kaldıklarını söyleyen PKK’lılar, “Kalkın, dönüyoruz Kandil’e” dedi. Allah’tan Sırrı Sakık devreye girdi, “Espresso olmadığında ben bile Türk kahvesi içiyorum” diyerek, tatsızlığın büyümesini önledi. Faşist garson gözaltına alındı."diyordu Yılmaz ÖZDİL
Yazarlardan eve dönüş analizleri olarak yazılan sayfaların hepsini okumadan yazmaya geldim şimdi diğerlerini okumak için geri dönüyor yorumu da size bırakıyorum.Ne dersiniz TÜRK AÇILIMI isteme zamanı geldi mi?

Taç tan çevreci bir yaklaşım

Taç markanın duyarlı bir yaklaşımını dostlarım çocukla cocuk tan aldım
Çevre bilinciyle poşet kullanımını azaltacak bir girişim yapmışlar.
Linki tıkladığınızda bu güzel girişimi anlatan yazıyı ve hediye bez torbayı göreceksiniz

18 Ekim 2009 Pazar

Domuz Gribine Bir Ahkâm da Benden Olsun




(AHKAM KESMEK NE DEMEK ?
Ahkam, hükmün çoğuludur. Arapça'dır. ( buyruklar, kanunlar) "Ahkam kesmeye başladı" demek kişinin yeterince bilgi sahibi olmadığı bir konu hakkında doğru yanlış, olur olmaz fikir yürüttüğü anlatılmak istenir.)Alıntı

Günlerdir Tv lerde gazetelerde ve internette geniş yer bulan konuya bir ahkâm da ben keseyim dedim.
Korkmayın kısa kesecek ve gözlemlerimi yazacağım.
20 Nisanda USA da yaşayan kızım trafik kazası sonunda bir süre yatmaya zorunlu olunca küçük kızım ona bakmaya Los Angelese gitti.
Ablasına ve yeğenine nasıl bakması gerektiğini bırakıp kendine ve onlara domuz gribi bulaştırmamak için neler yapmalı konusunu yükledik.
Zîra bizde o zamanki gündem bunun üstüne dönüyor,maskeler yüzde dolaşılıyordu.
Gider gitmez orada hiç önlem alan olmadığı ve konuyla ilgili birşey konuşulmadığı bilgisini bize müjdeledi.
Bir ay sonra döndüğünde Esenboğada USA dan geldiği için kendisine neredeyse vebalı muamelesi yapıldığını söyleyerek durum tesbiti yaptı.
Kısa keseyim,akabinde ben gidip 3 ay kaldım.Konuyla ilgili bir haber, panik,önlem görüp duymadım.
Döndüğümde tartışmaların içine düşünce gözlemimi sizle paylaşmadan edemedim.
Maalesef kuşkuluyum,aşıyı yaptırmamak için direneceğim.
Kendimi ve ailemi bu beladan korumak için vucut direncimizi artırmaya karar verdim.
Balla karıştırdığım zencefile çörekotu,polen , çamsakızı ile zerdeçal kattım.Silah zoruyla da olsa hergün bir çay kaşığı yutturuyorum.
Tabii bu reçetemin hiçbir bilimsel ciddiyeti olamaz.Tamamen benim bitkisel tedavi üstüne okuduklarım ve piyasadaki ürünlerin içindekilerden yararlanılmış bir karışım.İki yıldır kışa girerken ve kritik olduğunu düşündüğüm zamanlarda kullandık.
Bal ve turp suyunu da zaman zaman uygularım.
Bu yıl da bunlarla idare etmeye,aşıya konuyla ilgili ciddi ve samimi bilgilere ulaşıp kalbim kanaat edene kadar da yaklaşmamayı düşünüyorum.
Lütfen konuyla ilgili düşüncelerinizi yazın.Bilgi içerenleri ön sayfaya alayım.kendimizce bir yolbulmaya çalışalım.

15 Ekim 2009 Perşembe

Cin ALİ nin Bisikleti Kursu Açılıyor


Gördüğünüz bisiklet tek parça telden ;eşim tarafından eksiz kaynaksız olarak yapılmıştı.Bisikletin yapım öyküsü burada
Bu beceri ile ilgili bilgi ve deneyimlerini paylaşmak isteyen eşim ve Gnç-İz Proje Topluluğu ; DPT'ye bağlı AB Eğitim ve Gençlik Daire Başkanlığı-Ulusal Ajans tarafından kabul edilmiş bir proje etkinliği olarak ;bisikletler ve tel kullanılarak yapılabilecek daha pek çok objenin yapımını kapsayacak bir kurs düzenledi.
Ücretsiz olan bu kurs Ekim ayının 4.haftası başlayacak.


Bu etkinlikten yararlanmak isterseniz
Kayıtlar ve bilgi almak için aşağıdaki adrese mail yollayabilirsiniz
Zehra Zihnioglu zehrazihnioglu@gmail.com
Kurs yeri:Batıkent Metro son duraktaki Batıkent Gençlik Merkezi

14 Ekim 2009 Çarşamba

Faydalı hobi araçları:parmağa yapışan silikon yüksük

Söz verdiğim gibi hobi araçları ile ilgili fotoları paylaşmaya devam ediyorum
RESİMLER ÜSTÜNE TIKLADIĞINIZDA BÜYÜR

Bir kullanımlık yüksüğümsüler.Sanırım bu işiniz bitene kadar parmakta kalıyor ve yararlı gibi görünüyor .


Dikiş sökücüler bizde de var bu mercekli olan ince kumaşlarda kullanmak için iyi olabilir.



Bunlar da makas rafındaki çeşitler

En alttaki ahşap makaralığın benzerini kocam benim için eski klasörlerinin kağıt tutacakları ile yapmıştı.


Mdfden başka bir amaç için oyduğu çerçeveyi ve atmak için ayırdığı eski klasörlerinin kağıt tutacaklarını benim atmamaktaki ısrarımla mecburen birleştirip makaralığımı yaptı.
Zorla yaptığı için şişirme olsa da ben çok faydalı bularak kullanıyorum.

Eh şimdilik bu kadar diyeyim gözümden kaçan ayrıntıları yazın paylaşalım

11 Ekim 2009 Pazar

yeni blog dostlarım

Yurda döner dönmez internete daha fazla uğrayıp kaçma fırsatı buldum.ABD deyken biz 3 kişi bilgisayar 1 tane ,Türkiye uyanıkken ki saatlerde skype de koca ile yoğun görüşme derken durum malum.
Eve dönünce ayıptır söylemesi,her katta bir bilgisayar kişi sayısı 4 pc sayısı 3 :)
işte bu arada çok güzel birkaç blogla tanıştım.
Birincisi ilginç tasarımlarıyla on marifette görüp hemen peşine düştüğüm methodsyazışmaya başlayınca benim genç bir meslekdaşım olduğunu,bir süre benim baba memleketim olan Sakaryada görev yaptığını öğrendim.Hayranlığım ve sevincim daha da arttı.
Kendisi artık benim izlediklerim arasında yerini aldı.
İnce ve zarif ,detayları atlamayan uslubuyla ottan ,çöpten nasıl sanat eserleri çıkarılabileceğini öyle içten anlatıyor ki paylaşımcı ruhunu hemen sezip takipçisi oluveriyorsunuz.Ayrıca sitesinde ilgi alanlarının fuar ,sergi ve etkinlik haberleri de çok yararlı.
Ben onu tanımaktan ve size de tanıtmaktan çok mutlu oldum.Gerisi size kalmış...
Sonraki yeni dostumsa dünkü yazıma yazdığı yorumla tanıdığım dikişdersidikiş de burnumu soktuğum alanların en eskilerinden olduğu için dikiş seven blogcuları da çok severim.Hele hele hazır giyimin bu kadar ucuz olduğu şu dönemde dikip giymeyi,dikip satmayı sevenler genç olduğunda benim onları tanımaktan duyduğum sevinç te kat kat katlanıyor.
Bu blogun sahibi genç hanım ise hem dikiyor hem sipariş alıyor hem de dikişle ilgili teknik bilgilerini paylaşıyor.
Karşılığındaysa sadece emeğe saygı ve yaptıklarını uyguladığınızda kaynak göstermemizi bekliyor.
Zaten etik olan ve yapılması gereken de,hepimizin istediği de bu değil mi?
On marifet benzeri sitelerde çok fazla örnek gördüğümüzden bazen bu hassasiyeti istesek de gösteremiyoruz ama blogdan yararlandığımızda bunu belirtmemiz aslında bizim değerimizi yükseltiyor.Değer bilir ve değerli olduğumuzu gösteriyor değilmi?
Henüz adını öğrenemediğim sevgili dikiş dersi seni de izlemeye alıyor ve yararlanacağım bilgilerin için şimdiden teşekkür ediyorum.

10 Ekim 2009 Cumartesi

faydası tartışılır hobi araçları


DİKKAT:resimlere tıkladığınızda büyür
(Bu not Gülen için eklenmiştir:)
Gezdiğim ,gördüğüm şeyleri resimleyip paylaşacağımı ,zirâ blogumu bir anlamda anı deposu olarak kullandığımı yazmıştım.O yüzden daldan, saptan ne buldumsa yazdığıma bakıp saçmaladığımı düşünebilirsiniz ,düşünmeyin sebebi budur.
Bu yukardaki nesneleri hobi malzemeleri satan Michaelda gördüm.
Resimleri tıklayıp büyütün ,üstündeki yazıları okuyun .
Biliyorum hem okuyup hem de anlıyorsunuz hatta bana da anlatıyorsunuz, sağolun.
Eh ben de 3 ay Los Angeleste Türkçe konuşaraktan alış veriş yapıp otobüsle bir yerlere gidip gelebilen, iyi kötü tarzanca sohbetler eden ,homleslerle derleşip noolcek bu dünyanın hali diyen biri olarak elbette ne işe yaradıklarını biliyorum.
Neeee inanmam mı dedin,aşkol yani bak söyleyeyim öyleyse
şu sol üstte olan ,deri dikerken kullanılacak parmak koruyucu,
biz ona yüksük de deriz.
Gerçi ona faydası tartışılır demek haksızlık olabilir.
Fakat yüksük gibi aparatları asla kullanamayan ama edinmekten geri durmayan biri olarak o parmağımdayken iş yapamam derim .
Onun sağ altındaki ip kesme yüzüğü ,
inci gibi dişlerim ne güne duruyor .
yanındaki de iğneye iplik takma aparatı ki fiyatı el yakıyor resme bakarsak iğne de öküz gözü kadar küçük (!)delikli :)
Geçen sene Salı Pazarında kör iğnesi diyerekten tepesine ip sürtülerek iplik geçirilebilen iğnelerin yarım düzinesini 1 liradan satıyorlardı,yanında da bundan bir tane veriyorlardı.

Yanlışsam düzeltirsiniz,ben resimlere baktım,yorumumu yaptım.
Memlekette Oxford vardı da gitmedik mi yani demeyeceğim.
Ben orta mektebi bitirdiğim sene (1968)Gerede de lise yoktu,ben de parasız yatılı olarak Kütahya Kız İlk Öğretmen Okuluna gittim.O yıllarda Öğretmen Okullarında yabancı dil eğitimi yoktu vesselam...
Yorumları merakla bekliyorum ,diğer resimleri içeren yazı hazır zulada bekliyor

6 Ekim 2009 Salı

Los Angeleste sonbahar vitrinlerinden

Dönüş zamanım geliyordu.Damat biletleri ayarlamaya giderken beni de Santa Monicaya bıraktı.Orada son turumu atıp fotoğraflar çekeyim ve sizinle de evde beni bekleyenlere de mağazalarda son vitrinlenenlerden haber götüreyim dedim.
Tabi vaktinde paylaşmak mümkün olmadı kısmet bu günmüş

Önümüzdeki yıl için tasarlanmış takvimler
Her yerde böyle değişik takvimlere rastlıyorum.Kulakların çımlasın Saatli Maarif Takvimini çıkarmaya devam edenlerin.Yenilikleri sevsem de ilerleyen yaş geçmişe bağları güçlendirdiğinden olsa gerek onların da kaybolmasını hiç istemiyor gönlüm.


Bu cadde daha önceki yazılarımda anlattığım gibi bir sürü mağaza zincir şubeleryle dolu.Gap,Zara,Guess v.b
Tabi artık beni pek ilgilendirmiyor ama (resimlere tıkladığınızda inceleyebilirsiniz) Los Angeles te sonbahar çizgilerini siz izleyebilesiniz diye birkaç kare aldım.

Güney illerimiz gibi bir iklime sahip olan bu kentte 20 haziranda gittiğimde hırka,mont ,ceket giyenler vardı.20 eylülde dönerken de mini şortların altında çizme ve bot giyenler görüyordum.Garibime gitse de insanlar ne yapsınlar yani yağmur, kar yağmıyor diye çizme kaban giyme arzularını tatmin etmesinler mi?


Burada da gördüğünüz gibi kombinde çizmeler de yer almış.

3.Cadde bu kentin en meşhur caddelerindenmiş.Mutlulukla gördüm ki İstanbulda ,Ankarada ,İzmirde çok daha modern,havalı,ışıltıli ve canlı caddelere sahibiz.
Uzun zamandır Anadoluda dolaşma imkanım olmadı ama eminim ki aynı durum oralarda da mevcut.Ülkemde hiç birşeyin yokluğu çekilmiyor.Burada olup bizde olmayan birşey görmedim dedem yalan olmaz.
Para derseniz inanın onlarda da bizdeki gibi,kiminde var(mış)kiminde yok...Bize bizi küçük göstermeye çalışanlar utansın.
Bu konuda söylenecek çok söz var

3 Ekim 2009 Cumartesi

Ankara da Sergi Sezonunu Ebru Sergisiyle Açtım

28 Eylül 2009 (pazartesi)geçtiğimiz kış döneminde gerçekleştirdiğimiz "Kaatı Sanatını Duydunuz mu?"adlı proje münasebetiyle tanıştığım Ebru sanatçısı Hülya İlter'in sergi açılışına davetliydim.

Ben de bloger arkadaşlarımdan Okuyamazsın Gülen,Leylak Dalı Nurşen ve Mayri -Hayriye Uzun ile Kaatı projesini birlikte yaptığımız Zehra Zihnioğlunu haberdar ettim.Sergide buluşmaya sözleştik.Mayri nin önceden verilmiş sözü olduğundan o gelemedi ama biz bu güzel sergi açılışını birlikte onurlandırıp birlikte gezdik.
Gülen ile daha önceden tanışıyoruz,

leylak dalı ile de yazışmalarımızdan tanışıyorduk da yüzyüze gelmemiştik.
Laf aramızda yazılarındaki özen,hassasiyet ve içtenliğin çok daha fazlasını taşıdığını ve de içinde yaşayan çocuğun tam da sevdiğim gibi yaramaz,haylaz ve çok şirin olduğunu merak edenlere fısıldayayım ama kendisi duymasın:))))

Ankara Vakıf Eserleri Müzesindeki sergiyi Umitköy Musiki Dernegi başkan yardımcısı Nevin Akbaş Hanım açtı.



Sergilenen ebruları zevkle inceledik ve Hülya Hanıma övgülerimizi bildirdik.Kameram flaşsız çekime uygun olmadığından çektiğim fotolar parladı. Ben bu ikisini yayımlayayım


siz devamı için sevgili Leylak Dalını ziyaret edip onun kamerasından bakın.
Daha da iyisi siz bizzat gidip sergiyi gezin ,10 Ekim'e kadar Vakıf Eserleri Müzesi'nde devam ediyor.

Daha kapsamlı bilgi için :
Hülya İlter
www.ebruevi.net
ebruevi@ebruevi.net