30 Aralık 2009 Çarşamba

Meğer Gurmeymiş Keçi


KEÇİ PEYNİRİNİ İHMAL ETMEYİN
İnat etmeyin, keçi sütü için!
Keçi Peynirini ihmal etmeyin.
Kısa bir süre öncesine kadar eğer köyde bir akrabanız yoksa ya da keçi yetiştiren birilerini tanımıyorsanız ömrü hayatınızda keçi sütü içmeniz neredeyse imkânsızdı.
Meğer inatçılığıyla tanıdığımız keçinin sütünün ne çok faydası varmış. Keçiler için hayvanlar âleminin gurmesi denirmiş mesela. Keçilerin damak zevki sayesinde insanlar kahve dâhil birçok güzel tadı keşfetmiş. Keçiler insanoğlunun beslenmesinde yol gösterici yani "akıllı-seçiciler" olmuş. Çünkü ağzının tadını bilen keçiler tabiattaki en güzel kokulu ve tatlı bitkileri, meyveleri tercih ediyor. İnekler ve koyunlar gibi önüne konulan her yemi yemiyorlar. Bu sebeple keçilerin yetiştirilmesi oldukça zahmetli. Sütü de az olduğu için keçi peyniri dünyanın en pahalı peyniri olarak biliniyor.



Hazmı kolaylaştırıyor, cilde iyi geliyor

KEÇİ SÜTÜNDEKİ bakteri miktarı diğer hayvanların sütünden daha az. SAĞILDIKTAN SONRA, ısıtılmadan tüketilebiliyor, hatta aynı şekilde bebeklere içirilebiliyor.



KALSİYUM açısından zengin bir besin kaynağı olan keçi sütünün yağı, organizmada iltihaplanmayı önleyici olduğu saptanan yağ asitlerini içeriyor.



KEÇİ SÜTÜNÜN yağ molekülleri daha ufak ve proteinin oluşturduğu pıhtı daha yumuşak olduğu için sindirimi inek sütünden daha kolay. Mide asitlerini dengeliyor ve bağırsakları koruyor.



ASTIM, alerji, sindirim sistemi rahatsızlıkları , hazım sorunları, cilt hastalıkları, bebek egzamaları ve varise iyi geliyor.



KEÇİ SÜTÜNDE yüksek oranda fosfor var. Çok fazla et ve balık yemeyen ya da yiyemeyenler fosfor ihtiyacını keçi sütüyle giderebilir.



KEÇİ SÜTÜ hasta ve sakat kimselerin diyetlerinde pratik ve özel bir öneme sahip.



KEÇİ SÜTÜ bebeklerde hazmı kolaylaştırıyor, yetişkinlerde ise ketozis (kandaki glikozun düşmesiyle oluşan bir hastalık) ve karaciğer hastalıklarına iyi geliyor.



STRES-GERGİNLİ K, sinirsel nedenlerle hazımsızlık ve kabızlık durumlarında yaşanan sorınlara da keçi sütü iyi geliyor. Yüksek B1, B2 vitamini içeriyor.



İLAÇ KULLANIMI gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülseri tedavisinde keçi sütünün yararı oluyor. Bazı insanların inek sütüne alerjisi olabiliyor. Bu durumda keçi sütü tüketebilirler.



ANNE SÜTÜYLE beslenemeyen bebekler keçi sütü içebilir. Çünkü yapısı anne sütüne çok benziyor.
Netten alıntı

28 Aralık 2009 Pazartesi

Peynir de sahtecilik var mı?

Üyesi olduğum bir gruptan yoğurt ve kaşar ile ilgili bir mail aldım.Maili ve devamını okuyunca sizinle paylaşmadan edemedim.Ben ne gıda mühendisi ne benzer konularda eğitim almış biriyim.Sadece sağlıklı beslenmenin önemine inanan bir anne,anneanne olarak beni irkilten duyumumu sizie ileterek konuya dikkat çekmek isterim.
İnternette dolaşan bilgilerin doğruluğu tartışılır,tartışılmalıdır.
Bu yüzden aramızda konuyla ilgili gerçek bilgi sahipleri bildiklerini bizle paylaşabilir.
Lütfen siz de düşüncenizi veya bildiklerinizi paylaşın

"9000 TON SÜT TOZU STOKU OLAN FİRMANIN TÜKETİCİYE SAYGISIZLIĞI
Sevgili süt ve süt ürünleri tüketicileri;
İçtiğiniz sütün, ayranın, yediğiniz yoğurdun süt tozundan mı yoksa
çiğ sütten mi yapıldığını bilmek isteyeceğinizi umuyoruz.
Ama süt ve süt ürünlerinde süt tozu kullanan firmalar bu hakkı
tüketicilere maalesef vermemektedir. Dolayısı ile sağlıklı gıdaya
tercih hakkı tüketicilerin elinden alınmaktadır.
Marketlerden satın aldığımız yoğurdun içinden maalesef o yeşilimsi su
yok artık. Onun yerine sarı su var. O doğal prebiyotik yok artık. Suni
prebiyotik var.
SAHTE KAŞAR
Sağlığımızla oynayanların kaşar peynirinde asla süt kullanmadıklarını
biliyormuydunuz ?
Peki kaşar peynirinde ÇİĞ süt kullanmıyorlarsa ,süt tozundan yapılma
süt de kullanmıyorlarsa ne kullandıklarını biliyormusunuz. ?
Sizler bilmiyorsunuz ama biz biliyoruz . !!!!!
Lütfen okuyunuz:
http://groups.google.com.tr/group/cigsutureticileri/web/sahte-kaar-sahte-yourt
P. Pampal

"Piyasada bulunan iyi ve kötü kaşarları ayırt etme yöntemlerini de anlatan Güney, “Kaşar peyniri, dilimlenebilir yarı sert peynirlerdendir. Bu peynir sarımsı, beyaz-sarı renkli ve hafif tuzludur. İyi bir kaşar peyniri, düzgün kalıplı olmalı. Kesilince ufalanmamalı ve eğilip bükülmeye dayanmalı. Peynirin kıvrılması sırasında peynir çatlamıyorsa eksik süt kullanılmadan yapılmış demektir ve makbuldür. Taze kaşarda en önemli nokta görüntü ve lezzet. Tüketicilerin ayrıca fiyatlara dikkat etmesi gerekiyor. Çok ucuz peynire kanmasınlar” dedi."

25 Aralık 2009 Cuma

Sergimin blogger ziyaretçileri

Sergi haberini ve açık davetimi yayımladıktan sonra siz internet dostlarım bana yorum, mail ve telefonlarla tebrik ve desteklerini ilettiler.Daveti yayımladıktan hemen sonra İstanbula gittiğim ve int.bağlantım olmadığından bu yolla size ulaşmayı dönüşüme bıraktım.
İstanbuldaki arkadaşlarımdan geleceklerini bildirenlerle telafonla görüşerek hava ve grip sorunları nedeniyle gelmezlerse üzülmeyeceğimi ilettim.Hatta ısrarla gelmeyin dedim.
Bu iki güzel kişi genç enerjilerine güvenerek sözümü dinlemedi ve hava ve yol muhalefetine rağmen gelip beni çoook sevindirdiler.


İlk ;19 Aralık günü Yeldacığım geldi.
Onunla serginin Meclis Başkanının gelişi ve açılış hazırlıklarını tamamladık .

Sevgili Yelda ile ilk kez görüşmemize rağmen karşılıklı blog ziyaretlerimizden yorum ve maillerimizden çok yakından tanıştığımız için hiç vakit kaybetmeden kaynaştık .Her saniyemizi zevkle doldurduk.

Fakat eve vaktinde dönebilmesi için açılıştan önce bana veda etti.
Sağol Yeldacığım.Yine görüşelim.
Konuyu onun penceresinden okuyup çektiği fotoları görmek için bloguna gidin lütfen


Aylinciğim ise işi ve bebeği nedeni ile ancak pazar günü gelebildi.
Onunla daOn Marifet ailesinin editörü ve üyesi olduğu için yıllardır yazıştığımız için kaynaşmakta hiç zaman kaybetmedik.
zaten tatlı bebeği Leylayı resimlerinden tanıyor ve büyüyüşünü izliyordum.Zir'a kendisine gelecekte gelinim olması için göz ve de söz koymuşum:))))
Aylinle de ilk kez yüzyüze geldik.
O esnada sergiyi gezmekte olan Ümraniye belediyesinden bir yetkili bizim internetten arkadaş olduğumuzu anladığında şaşırdığını söyledi.İnternet arkadaşlığı insanları hayal kırıklığına uğratabilir diye ima etti.Biz de ona gülerek belli merak ve ilgiler çerçevesindeki dostlukların sanalda dahi insanı yanıltmadığını söyledik.
Gerçekten de bu meyanda tanıdığım hiç bir kişi gerçekte tanıştığımızda beni şaşırtmadı.Onları kırkyıldır tanıyor gibiydim.
Ne yazık ki kamerayı teslim ettiğim kişinin çekemediği (!)resimleri yayımlıyamıyorum.
Elimizde bir bu var onuda ben çekmiştim.

Bir dahaki görüşmemizde İstanbuldaki arkadaşlarımın hepsini görmeyi diliyorum.
Gelmelerine israrla engel olduğun Fiamma,semyıl,esinsel , nazesenden ve diğer arkadaşlarımdan özür diliyor ve geldikleri takdirde evimde özel sergi hizmeti vermeyi taahhüt ediyorum

Dördüncü Kişisel KAATI Sergim


Dünya Ehl-i Beyt Vakfının 17-28 Aralık arasındaki İftar , ,aşure,konferans ve kültürel faaliyetleri kapsayan Muharrem Ayı etkinlikleri kapsamında benim Kaatı Sergim de vardı.
Vakıf başkanı Sayın Fermani Altun'un Kaatı sanatının daha fazla duyulması ve görülmesi amacımı destekleyerek Vakıf binasında Kaat'ı Sergime yer verdi.



Sergimin açılışını TBMM Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin Bey yaptı.

Sergilenen Kaatılrı inceleyen Meclis Başkanı ve maiyetindekilerle Kaatı Sanatı hakkında konuştuk.



Eski Başbakanlarımızdan Sayın Yıldırım Akbulut ve Adalet eski Bakanı Sayın Oltan Sungurlu da ilgileriyle beni onurlandırdılar





İftar yemeğinden sonra Vakıf tarafından satın alınan Hazret-i Ali konulu kaatı çalışmam Sayın Mehmet Ali Şahine hediye edildi.


Hazreti Ali



Sayın Başkanın hediyesini alırken sergim ile ilgili güzel sözler söylemesi beni sevindirdi.

İftar sırasında Sayın Bedia Akartürk ve İkbal Gürpınarla birlikte yemek yedik semah ve sema gösterilerini izleyip Bedia Akartürk ün türkülerini dinledik.



Gördüğümüz ilgiden mutlu olarak geceyi sonlandırdık.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Sergime davetlisiniz


Muharrem Ayı dolayısıyle 17-28 Aralık 2009 tarihleri arasında DÜNYA EHL-İBEYT VAKFI Etkinlikleri esnasında Alibeyköy Veysel Karani Caddesindeki Vakıf Genel Merkezinde Kaat'ı Sergim de yer alıyor.
Hepinizi bekliyorum

13 Aralık 2009 Pazar

hastalardan öğrendiklerim sitesinden domestos

Hijyen ve fazla hijyenin zararı var mı diye düşünüyorsanız,ağartıcıları çomk seviyorsanız buraya bir bakın lütfen,yorumları da okumayı ihmal etmeyinhastalardan öğrendiklerim: domestos

bunu görünce dayanamadım pazar neşeniz olayım dedim

11 Aralık 2009 Cuma

Bilmece





Bu sabah geleceğimiz konusunda bana umut veren genç blogger arkadaşlarımdan sevgili Neslihanın bu yazısına yorum yazarken hatırladığım Basatla Tepegözü Anlatan Dede Korkut hikayesini netten buldum.Neslihana da yazdım.
Sonra bunu sizinle paylaşmam gerektiğini düşündüm.Bağlantıları ve ne demek istediğimi anlayacağınızı biliyorum .Tepegözü Neslihana yazdığım gibi hem tekmeleyerek uyandırdığımız umutlarımıza benzetmek hem de okşaya yemleye açtığımız açamadığımız sorunumuza benzetmek mümkün.
Bu konuda daha fazla laf etmek içimden gelmiyor sözü Dedem Korkuta bıraksam da öykünün tümünü buraya almadım. Devamı için Kerkük Feneri ne gidelim

MEĞER hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş.
Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu. Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. Aruz der: Hanım, ürktüğümüz zaman düşen benim oğlancığımdır belki dedi.

Beyler bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular. Aruz oğlanı alıp evine getirdi. Şenlik yaptılar, yeme içme oldu.




Amma oğlanı ne kadar getirdilerse durmadı, geri aslan yatağına vardı. Tekrar tutup getirdiler. Dedem Korkut geldi, der: Oğlanım sen insansın, hayvanla arkadaş olma, gel güzel ata bin, güzel yiğitlerle at sür, at koştur dedi. Büyük kardeşinin adı Kıyan Selçuk'tur, senin adın Başat olsun, adını ben verdim, yaşını Allah versin dedi.




Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Aruz'un bir çobanı var idi. Adına Konur Koca Sarı Çoban derlerdî. Oğuz'un önünce bundan evvel kimse göçmezdi. Uzun Pınar denmekle meşhur bir pınar var idi. O pınara periler konmuştu. Ansızın koyun ürktü. Çoban erkeçe kızdı, ileri vardı. Gördü ki peri kızları kanat kanada bağlamışlar, uçuyorlar. Çoban, keçesini üzerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip derhal temasta bulundu. Koyun ürkmeğe başladı. Çoban koyunun önüne koştu. Peri kızı kanat vurup uçtu, der: Çoban yıl tamam olunca, bende emanetin var, gel al dedi. Amma Oğuz'un başına felaket getirdin dedi. Çobanın içine korku düştü. Amma, kızın derdinden, benzi sarardı.




Zamanla Oğuz yine yaylaya göçtü. Çoban gene bu pınara geldi. Gene koyun ürktü. Çoban ileri vardı. Gördü ki bir kütle yatıyor, parıl parıl parlıyor. Peri kızı geldi, der: Çoban emanetini gel al, amma Oğuz'un başına felaket getirdin dedi. Çoban bu kütleyi görünce dehşete düştü. Geri döndü, sapan taşına tuttu. Vurdukça büyüdü. Çoban kütleyi bıraktı kaçtı. Koyun ardına düştü.

bir demet ayakkabı


Bir dostumun yolladığı bu ilginç ayakkabı çalışmalarını ben de diğer bir dostumla paylaşmıştım .O bana bunları blogunda yayımlasana deyince en beğendiğim beşini sizin de gmörmenizi istedim.
Yağmurlu bu günde siz de gülümseyin lütfen



9 Aralık 2009 Çarşamba

Kaatı yapıyoruz


Ankaradaki İzmirliler Derneğinin hazırladığı ve benim öğretici olarak görev aldığım proje 2009 Şubat Ayında başlayıp Haziran ayında sona erdi.
Oldukça ilgi gören çalışmamız sonucunda 25 katılımcı ile projeyi bitirip çalışmalarımızı 4 kez sergiledik.
İlki EGEM Fuarı kapsamında Ankara Atatürk Kültür Merkezinde ,ikincisi Ankarada Vakıflar Müzesinde
Üçüncü sergileniş
İzmir Karşıyaka Belediyesi Geleneksel sanatlar sergisinde konuk olarak götürebildiğimiz eserlerimizle katıldığımız sergiydi.
Dördüncü kez ise Egem Fuarındayken söz verdiğimiz Uşak Belediyesinin kurtuluş haftası münasebetiyle bize tahsis edlen salonda açtığımız sergiydi.
Sergiler esnasında Kaatı sanatının türk Milletinin en eski geleneksel sanatlarından olduğu halde adının pek duyulmamış olduğunu gelen ziyaretçilerle konuştuk.
Çalışmalarımızın ilgi ve beğeni görmesi ile hepimiz sevindik.Hem kendi adımıza hem de Kaat'ı Sanatına ilgi duyulması çok güzeldi.
Zira Osmanlı İmparatorluğundan çıkıp dünyaya yayılıp ilgi gördüğü halde bizde neredeyse unutulmuş olan bu sanat Sayın A.Süheyl Ünver tarafından yeniden ihyâ edildikten sonra öğrenen ,icra eden,öğretenler artmış ve rağbet görür olmuştu.
Bu durumda Dernek Eski Bşk.Zehra Zihnioğlu ve proje grubu yeni bir proje hazırladılar.
Yukarda afişini gördüğünüz proje 2010 yılı Ocak ayında İzmir Karşıyakada başlayacak.
Katılımın ücretsiz olduğu bu projede bizimle beraber olmak isteyenlerin
369 2790 NO LU telefondan Havva Hanıma kayıt yaptırabilecekler.
O halde Kaatı sanatını seviyor ve onunla ilgili bilgi beceri kazanmak istiyorsanız İzmirde buluşalım

Ben de AÇILIM İstiyorum.

Duyduğumdan beri unutmak ,hatırlamamak için kendimi meşgul edecek yer arayıp tvde haberlerden,gazete standlarının önünden geçmekten kaçıyordum.
Maalesef elim gitti tıkladım
videoyu gördüm ,lütfen okuyun ve izleyin
içimdeki üzüntü öfkeye döndü.
Ötekilerin değil öykülerini; isimlerini resimlerini görmeye dayanmıyor yüreğim.
Bağrım yanıyor.
Anneleri ,eşleri,yavruları kadar yanamasada yanabileceği kadar yanıyor ...
BEN DE TÜRK AÇILIMI istiyorum
ŞEHİT AÇILIMI istiyorum.
Hadi bakalım devletim,elini cebine at,
bu fidanları geri getiremezsin ama yakınları bari karnı tok sırtı pek,sıcak odalarda ağlasın.
Bu ailelere merhem olmayı sen adam gibi üstlen de bu iş te sivil kurumlara ,lambalara fenerlere,sana bana kalmasın.
Biz onların yanında ,arkasında durarak onlara her türlü desteği vermesini biliriz ama... ...
sen ayağına savcı götürdüklerin ,haybeden aş ,iş,af vadettiklerini güldürdüğün kadar onları da güldür.
Büyük acılar susturuyor insanı,içimdeki ırmaktanancak bu tası doldurabildim.
susuyorum

1 Aralık 2009 Salı

Kotlardan neler olabilirmiş?





Bugün on marfgette görüp gittiğim bu sitede kotların çok hoş şekilde geri dönüştürüldüğünü görünce sizinle paylaşnmadan geçemedim.