Uzun zamandır yazmak istiyordum zaten; aşağıdaki mail beni tetikledi.
Herhangi bir kuruma,şirkete vb.telefon ettiğimde karşıma çıkıp beni en az üç dakika oyalayarak gereksiz vakit ve nakit israf ettiren telesekreterler canımı çok sıkıyor.
Aradığın yere ulaşabilecek sinyali çaldırana kadar bir iki dakika,ardından aranan kişi açana kadar da devam gitti mi sana bir beş dakika.
Acaba telekom bunu sağlamak için şirketlere özel indirimler mi vadediyor diye hep merak ediyorum.
Bankalarla telefon zaten ayrı eziyet 444lü numaralarını çevirerek canlı konuşanı bulmak çok zor ,neredeyse imkansız.Her görüşmemden sonra öfkelenip yazmak istiyorum En son 10 yıl müşterisi olduğum HSBC hesabımı kapattıktan sonra kredi kartı gönderdi.Kartı hiç kullanmadım . Borç bildirimi gelince telefon ettiğim 444 lü numarada bir türlü müşteri hizmet yetkilisine ulaşamadım.Ancak şubeye gidip oradan kart ücretini kaldırıp iptal etmelerini istedim .Yanıt bekliyorum ,oldukça da sinirliyim.
Ben aşağıdaki mektubun yazarı kadar güzel anlatamazdım
netten alıntı
" New York Times'da yayınlanan, bir müşterinin bankasına yazdığı mektup
Sayın Banka Yetkilisi,
Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.
Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım.
Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.
Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.
Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum.
Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım.
Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var.
Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum.
Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.
Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir.
Ben de sizin gibi yapacağım.
Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak.
Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek, 5 tuşlarsa tuvalete, 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir.
Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.
Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.
Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi.
Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecelk pek tabii ki.
Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim.
İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.
Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.
Saygılarımla,
Müşteriniz...
29 Kasım 2010 Pazartesi
24 Kasım 2010 Çarşamba
Öğretmenler günümüz kutlu olsun
6 yaşında başladığım öğrenme macerama 17 yaşında elime verilen öğretme icazeti ile devam ettiğim yıllar boyunca hem bildiklerimi öğrettim hem bilmediklerimi öğrenmeye devam ettim.
Hayatıma yön veren sevgili öğretmenlerimin aşıladıklarını, ben de bana emanet edilen sevgili çocuklarıma aşılamaya çalıştım.Emeklilikten sonra da öğretmekten ziyade öğrenmeye devam ettim.
Son yıllarda katıldığım blog dünyasında da bana yeni ufuklar açan insanlarla sizlerle karşılaştım.
Öğrenmeye ve gerektiğinde öğretmeye devam ederek bu güne ulaştık.
Bana emek veren sevgili öğretmenlerim başta olmak üzere kendisinden büyük,küçük hayat dersleri aldığım herkese sonsuz teşekkürler ediyorum.
Bilgiyi ve sevgiyi paylaşmayı bilen herkes sınıfı olmasa da öğretendir,öğretmendir...
ÖĞRETMENLER GÜNÜ bu vasfı taşıyan herkese kutlu olsun
Bu günde yaptığı sürprizle beni çok sevindiren Haykırış Ağabeye buradan da teşekkür etmeden geçemedim.
Hayatıma yön veren sevgili öğretmenlerimin aşıladıklarını, ben de bana emanet edilen sevgili çocuklarıma aşılamaya çalıştım.Emeklilikten sonra da öğretmekten ziyade öğrenmeye devam ettim.
Son yıllarda katıldığım blog dünyasında da bana yeni ufuklar açan insanlarla sizlerle karşılaştım.
Öğrenmeye ve gerektiğinde öğretmeye devam ederek bu güne ulaştık.
Bana emek veren sevgili öğretmenlerim başta olmak üzere kendisinden büyük,küçük hayat dersleri aldığım herkese sonsuz teşekkürler ediyorum.
Bilgiyi ve sevgiyi paylaşmayı bilen herkes sınıfı olmasa da öğretendir,öğretmendir...
ÖĞRETMENLER GÜNÜ bu vasfı taşıyan herkese kutlu olsun
Bu günde yaptığı sürprizle beni çok sevindiren Haykırış Ağabeye buradan da teşekkür etmeden geçemedim.
18 Kasım 2010 Perşembe
Gecikmiş Bayram Kutlaması
Her özel günde benim bir işim çıkar veya kendime iş yaratırım.Bu;bayram,doğum günü,nikah ,düğün farketmez.Bu kere de elde olmayan nedenlerle hem doğum günümü hem bayramı böylece geçirdim.
Bayramınızı gecikerek KUTLUYORUM
Allah nice bayramlara bolluk,bereket ve sağlık içinde ulaştırsın .
Önümüzdeki bayramlar bu bayramdan daha bayram gibi olsun inşaallah
Bayramınızı gecikerek KUTLUYORUM
Allah nice bayramlara bolluk,bereket ve sağlık içinde ulaştırsın .
Önümüzdeki bayramlar bu bayramdan daha bayram gibi olsun inşaallah
6 Kasım 2010 Cumartesi
BURSA ULU CAMI MINBERINDE KI SIR

Bu sabah mail kutusuna gelenlere bakma fırsatı buldum.
Arkadaşım N.Sezgin emekli bir mikrobiyolog ;alanı olmamasına rağmen sanat,sanat tarihi üzerinde ciddi bilgiler sahibi.Zaman zaman dergilerde ilginç konulardaki yazıları ile dikkat çeker.Mezarlıklar ve yıkılarak yok edilen tarihimizin tapuları olduğunu söylediği mezar taşları üzerinde araştırmaları,yıkımı önlemek için bireysel mücadelesini anlatan yazıları var.
Bana yolladığı mailde atalarımızın astroloji konusundaki seviyelerini ve bunu nasıl ortaya çıktığını anlatarak yol göstermiş.
" Cami minberi deyip geçmemek lazım. müzik öğretmeni/ araştırmacı/ yazar Mahiye Morgül İslam sanatının sırlı dünyasının kapısını aralamış. Selçuklu ve İslam Kozmolojisi. Kündekari işçiliği ise Tebrizli ustalardan çok önce Türkiyede var. Ahlatlı, Antebli ustalar, Ankara kalesindeki Alaeddin camisi, Divriği Darüşşifasında, Aydınoğullarının Birgi Ulu camisinde v.s, v.s hünerlerini konuşturup bize miras bıraktılar.imzalarını da neredeyse görünmeyecek şekilde attılar. Böbürlenmiş olmamak için. Da Vinci şifresi de neymiş? n.s
"
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Mahiye Morgul
Tarih: 02 Kasım 2010 15:23
Konu: Bursa Ulucamii'nin minberinde Güneş ve gezegenler doğru yerinde...
Kime:
İslamiyet Gökbilimi yapan Şaman atalarımızdan aldığı sembolleri neden camide yaşatıyor diye düşünüyorum da, töreyi hatırlıyorum:
Ata Oğuz kültürümüzde bilim yapmak ibadettir! Milattan önce de böyle idik. Bu felsefe, Alevilikte devam etmektedir.
Bugün eski medreselerin olduğu bütün mekanların yakınında mutlaka yerle bir edilmiş bir "tapınak" buluyoruz. Acaba, o mekana "tapınak" diyen batı tarihçileri, bilimevi demeyi akıl etmediğinden mi, yoksa "din dışı" ilan ederek yerle bir etmenin gerekçesini yaratmak için mi tapınak demiştir?
Hz.Muhammet SEKİZ TANE GÖKTAŞI'nı neden KABE'nin içinde sakladı, bir daha düşünüyorum.
Mahiye Morgül"
Konuyla ilgili dosyaı açtım ve görüp okuduklarımla atalarımızı rahmetle andım.Burada tümünü yayımlayamadım. Merak edenlere bu dosyayı maille yollayabilirim.
4 Kasım 2010 Perşembe
İstanbuldayım hava enfes...
İstanbuldayım,
hava güzel.Tam pastırma yazı durumu.
Güneş pırıl pırıl,
deniz de masmavi...dir herhalde
Zira ev yerleştirme çalışmaları sebebiyle güneşi ara sıra pencereden baktığım da görüyorum:)))
Eski performansımız kalmamış.Artık bunun son taşınma macerası olduğuna karar verdik .Bunu bu sefer de Tüyap fuarını gazetesi adına takip ederek taşınmadan kıl payı kurtulan damada bildirmek gerekecek:)))
Ertuğrul babasının yerine çalışıyor ,bize yardım ediyor.
Yarın Ankarada bırakmış olduğumuzu sandığımız perdeler yerine idare edecek perde alma bahanesini kullanarak geleneksel Cuma pazarı seferimi gerçekleştireceğimi umut ediyorum.
Not:Kocam pazara gidebilmek için perde kolisini bilerek bıraktığımdan kuşkulanıyor...
:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)