22 Mayıs 2011 Pazar

Nalan Tatilde


Ani bir karar ve yıldırım bir hazırlık harekâtı ile kendimizi arabaya atıp Ankarayı terkettik.Yörüğün göçü gider iken düzelir diyerek seyirdeyken karşıdan gelen iki deve bir deveci üç hanımı ellerinde pankartlarla gördük.Hemen ilk uygun yerden dönüş şeridine geçip tekrar önlerine çıktık.Yarım saat sohbetten sonra ayrıldık.Bu güzel insanlarla paylaşımlarımızı hemen yazmak istedim.Dünkü yürüyüşlerini hatırlatmak istedimse de internet imkanı sağlanamadı.Bu gün bizden kısacık haber vereyim.İlk fırsatta da yazarım dedim.
Benden haberler bu kadar.
Devamı gelecek inşaallah:)

15 Mayıs 2011 Pazar

Pazar Şeysi

Biliyorum Türkçeyi böyle katletmeye hakkım yok.Ama bu resmi görünce gülmeli mi,ağlamalı mı,acı acı düşünmeli mi?
Yoksa her kuşa bir ad verip öyle mi düşünmeli derken pazar şeysi oldu başlık.
Gene sürç-ü lisan ettik affedin
Lütfen resmi tıklayarak iyice bakın

8 Mayıs 2011 Pazar


Annelere,evlatlara ,torunlara...
annesi olanlara ,olmayanlara...
anne olmak isteyenlere...

tüm arzularının gerçekleşmesi dileğiyle



Foto netten alıntı

1 Mayıs 2011 Pazar

Yamalı bohça Kırkyama Kırkparenin Tarihçesi

'
Resimde görülen kırkyama modeli  kırlentler Asortikkrep'in blogundan alınmıştır.Blog sahibinin annesi ben gibi emekli bir öğretmen hanım yapmış.Ellerine sağlık deyip,izin aldığımı söyleyip teşekkürlerimi ekleyeyim.

Geçenlerde On marifet.org da  arkadaşım güneşe doğrunun yorum olarak yayımladığı yazıda şimdiye dek duymadığım bir bilgi edindim.
Şöyleki;Bugünkü kırkyamanın geçmişi, Türk tarihinin oluştuğu topraklar üzerinde, iki önemli noktada şekillenmiştir. Biri Osmanlı döneminde Bosna’nın başkenti Banyaluka’nın adını taşıyan bir elbise, diğeri de Selçuklular’a kadar uzanan geçme işidir. Aslında her ikisi de patchwork formunda olan bu çalışmalar, yamalı bohçanın tarihinin, İngiltere’deki en eski örneklerinden de önceye dayandığının ispatıdır. Osmanlı döneminde Banyaluka’da yapılmaya başlanan ve bu kentin adını alan bu el işi, uzunca bir süre sanat olarak icra edilmiştir.
Geçme işi ise, Selçuklular zamanındaki tipik ahşap işine teknik açıdan benzerlik gösteren bir takım motiflerle uygulanmıştır. Aslında geçme işinde, motifler ahşap uygulamada olduğu gibi birbirine geçirilmemiş, parçalar yanyana getirilerek dikilmiştir. denmekte ve dünyadaki en eski kırkpare veya patchwork işinin İngilterede değil de Selçuklular tarafından yapıldığı söylenmekte.
Bu bilgileri daha önce ulaştığım için şaşırmadım.Beni şaşırtan  Kündekari (ahşap geçme sanatı)desenleri ile yapılan kırkpare oldu.
Güneşe doğruya bu bilgiyi paylaştığı için teşekkürlerimle


''Kısaca PATCHWORK, Doğu kökenli olup,tasarruf amacı ile artan kumaş parçalarını değişik teknikler ile bir araya getirerek, bizde adı "KIRKYAMA, YAMALI BOHÇA" olan bir el sanatları dalıdır.
Tarihçesi zaten çok eskiye dayanan iğne işi ve dikişten ayrı ele alırsak, Avrupa'da ilk örnekleri, ortaçağda yatak örtüsü olarak ortaya çıkmıştır. 1477 tarihli bir belgede bu bilgiye rastliyoruz.
Bugünkü şekliyle Patchwork, 1600'lerin başında Hindistan'dan Avrupa'ya değerli kumaşların ticari yollardan getirilmesiyle doğdu. Elbise, mobilya döşemesi ve örtü (Quilt) alanlarında kullanılmak üzere üretilmiş bu harika kumaşlar çok pahalıydılar. Artık parçalar bile değerlendirilmeliydiler. Bu şekilde üretilmiş en eski örtü (quilt) 1708'de Kuzey İngiltere'de yapılmıştır.
Patchwork, Amerika'ya ilk göç ve kölelik yıllarından bu yana, Avrupa'dakinden biraz ayrı bir gelişim izlemiştir.
Bugün dünyaya malolmuş bu sanat dalı tüm ülkelerde farklı sentezlerle uygulanıyor
Parçalı bohça veya kırkpare olarak da bilinen patchwork ve kapitone işinin uzak geçmişe dayanan ilginç bir hikâyesi vardır. Bu iki el sanatının kökenleri, kumaşın çok değerli olduğu zamanlara dayanır. O dönemlerde insanlar, arta kalan kumaş parçalarını ve eski giysilerinin sağlam yerlerini tasarruf amacı ile tekrar kullanırlardı. Büyük bir beceri isteyen yamadan doğan patchwork, günlük yaşamın bir zorunluluğu olarak gelişme göstermiştir. Ve bu zorunluluk farkında olmadan bir sanatı başlatmıştır.
Kırkyama, Asya’da yama olarak yapılırken; İpek Yolu ile Avrupa’ya kadar yayılmıştır. Daha sonra Avrupa’dan Amerika’ya göçlerle giden insanlar, bu sanatı Amerika’ya kadar taşımışlar ve günümüzde patchwork diye bilinen bu sanatı kendilerine mal edip, sanayisini kurmuşlardır. Türkiye’de hiç kimse kırkyamanın tarihçesini araştırmamış, bir sanat kolu olarak kabul etmemiştir.Öte yandan kapitone ile patchwork geliştikçe yeni yeni desenler de ortaya çıkmıştır. Dikişçiler, gelişigüzel yama yapmak ya da dikmek yerine kendilerine özgü desenler kullanmaya başlamışlardır. Bunlar da kuşaktan kuşağa gelişip, zarifleşmiştir.
Zanaatkârlar, gezgin işçiler, desenciler farklı bölgelerde yeni fikirlerin yayılmasını sağlamışlardır. Böylece insanlar, kendilerine özgü teknikler geliştirerek, bu sanatı günümüze kadar getirmişlerdir.
Bugünkü kırkyamanın geçmişi, Türk tarihinin oluştuğu topraklar üzerinde, iki önemli noktada şekillenmiştir. Biri Osmanlı döneminde Bosna’nın başkenti Banyaluka’nın adını taşıyan bir elbise, diğeri de Selçuklular’a kadar uzanan geçme işidir. Aslında her ikisi de patchwork formunda olan bu çalışmalar, yamalı bohçanın tarihinin, İngiltere’deki en eski örneklerinden de önceye dayandığının ispatıdır. Osmanlı döneminde Banyaluka’da yapılmaya başlanan ve bu kentin adını alan bu el işi, uzunca bir süre sanat olarak icra edilmiştir.
Geçme işi ise, Selçuklular zamanındaki tipik ahşap işine teknik açıdan benzerlik gösteren bir takım motiflerle uygulanmıştır. Aslında geçme işinde, motifler ahşap uygulamada olduğu gibi birbirine geçirilmemiş, parçalar yanyana getirilerek dikilmiştir. Yani tam anlamıyla patchworktür.Tüm dünyada patchwork adıyla tanınan çalışmanın, Anadolu’daki tarihine göz attığımızda “yamalı bohça, kırkyama ve kırkpare” gibi isimlere rastlamaktayız.


yeniasya