21 Mayıs 2008 Çarşamba

BLOG ARKADAŞIMLA BULUŞTUK


Hayatımda sıksık başıma gelmiştir,yeni biriyle tanıştığımda onunla iyi dost olacağımı hissederim.Çoğunlukla da yanılmam.O kişi dost defterime kaydolur ve silinmez.
Blogculuğa başladığımda da böyle oldu.Bir çok dost kazandım.
Çoğu sanal alemde devam eden dostluğumu fırsat buldukça yüzyüze gelerek pekiştirmek benim için çok değerlidir.
Sevgili arkadaşıma href="http://bedaliza61.blogcu.com/"> bedalizanın blogunu yine blogcu dostum mamilanın blogundan tanıyıp hoşgeldin demiştim.Onun da bana uğramasıyla arkadaşlığımız başladı.
Yaşlarımızın denkliği,güzelsanatlarla ilgimiz,ortak konularımız bizi hayli yakınlaştırdı.İstanbul seyahatimde birbirimizle bu kez yüz yüze tanışmak için buluşmaya karar verdik ve buluştuk.


Telefonlaştığımızda lizacığım bana cumartesi gün şu saatte Kapitolde buluşalım dediğinde Kapitolü Kadıköy anladığımdan :)hafif bir panik yaşadık.Yarımsaat rötarla Kapitole ulaştığımda epeyce gülüştük...
Samimiyetini,güzelliğini yazılarından ve üslubundan rahatça algıladığım sevgili bedaliza gerçekten de tam tahmin ettiğim gibiydi.
Birlikte geçirdiğimiz gün çok güzel vakit geçirdik.Öyle samimi ve tatlı sohbet ettik ki bizi görenler yeni tanıştığımızı asla tahmin edemezdi.Zaten bizde birbirimizi çok eskiden tanıyor gibiydik.
Bir sürü şey konuştuk,anlattık.Son anda işi çıktığı için bizle beraber olamayan mamilanın kulaklarını çınlattık





Çoğunlukla güldük bazen de anlattıklarımız gözlerimizin dolmasına sebep oldu
Söylemeden geçemiyeceğim sevgili arkadaşımın pırıl pırıl çok güzel gözleri var.Zaten yıllar sonra karşılştığı ilkokul öğretmeni onu gözlerinden tanımış,sohbetin bu kısmında yaşardı gözlerimiz.Dedim ya duygu yüklü bir buluşmaydı.Çok güzel bir gündü.
Seni tanıdığıma çok seviniyorum bedalizacığım ve seni çok sevdim.Yeniden görüşenedek güzel gözlerin hep mutlulukla parlasın.









18 Mayıs 2008 Pazar

eve döndüm

Eve döndüm ama yazılarımı yazıp resimlerimiyayımlayabilmem için zaman lazım .Tabi iş arasında mola verip nette tura çıkıyorum on marifette(teneke kutu kolyesikemankutusu, 18 Mayıs 2008 )gördüğüm yazı üzerine gittiğim busitede bunları buldum :
teneke kutulardan yapılmış objeler bir tavus kuşu ve tavuk


bu da aynı malzemeyle yapılmış bir çanta

ziyaret ederseniz takı çalımalarını da görebiliriniz

14 Mayıs 2008 Çarşamba

triko halı

Aşağıdaki resimde gördüğümüz bu paspası biz de rahatça yapabiliriz.

Pazarlarda çok ucuza bulabildiğimiz triko ve yünlü gibi yumuşak dokulu kumaşlardan yararlanabiliriz,onlara evde olanları veya bıktığımız giysileri de ekleyerek şeritler keseriz.Resimlerden anlayabildiğim gibi şeritleri saç örgüsüyle örüp yuvarlayıp birbirine dikeriz.


http://sunshinescreations.vintagethreads.com/ aldığım resimler ve devamındakileri inceleyerek yapılmış bu paspasları biz de rahatça yapabiliriz.

09 Mayıs 2008 Cuma

Anne


Dün gece Bayrak Şairi Arif Nihat Asya ile ilgili Kültür Bakanlığı Yayınlarından bir kitap okudum.Arif Nihat Asya yı dostları,öğrencileri,iş arkadaşları yani hayatta yolları onunla kesişen ve onunla bereber olma bahtiyarlığına ulaşmış kişiler yazmış.Anekdotlar,anılar ve duygular yüklü büyük bir kitaptı.Büyük derken hem ebadı ,hacmi hem de içeriği büyüktü.Bu şairin öğrencilerime bayrak şairi olarak tanıtmıştım.Bilirsiniz "Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü...dizesiyle başlayan.
Biliyormusunuz utandım ! Onun hakkında bu şiirinden başka neredeyse hiç birşey öğrenmemiş olduğumu farkedince merak etmediğim ,araştırıp öğrenmediğim için kendimden utandım.Gece sabaha yaklaşırken kitabı kapadım dudaklarımda fatiha gönlümde utanç ve gözlerimde yaşlarla uykuya daldım
İşte size ondan hafta sonunun anlamına uygun eşsiz bir şiir
ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
'Onun Annesi' diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
ARİF NİHAT ASYA

07 Mayıs 2008 Çarşamba

beni etkileyen üç kadın

Biluncuğum beni mimlemiş.Beni etkileyen ve akrabalık ilişkim bulunmayan üç kadını tanıtmak.
Bu mim beni oldukça düşündürdü
Hayatımın her bölümünde kadın/erkek beni etkileyen çok kişiler oldu ve olmaya devam ediyor.Ben kimleri yazsam derken...hem bulunduğum yer(blog alemi)hem son günlerde yaşananlar aklıma gelince blogculuk dolayısıyla tanıyıp etkilendiğim üç kadına yer vermek istedim.

Blog olgusunu gazeteden okuyup incelediğim ve blogculuk yapma istediğimde ulaştığım blogları okuyup yorum yazardım.
Genelde de konuyla ilgili yardım rica ederdim.
Blogumu açmayı başarana dek kimse e-mailimi verdiğim halde bana yanıt vermedi.
Sonra blog açtım ve arkadaşlarım, ziyaretçilerim oldu.Onlar beni yönlendirdi yardım etti . Sayelerinde Teknik olarak geliştim.Blogculuğu öğrenmeye başladım .Bu arada da blogculukta örnek aldığım insanları bloglarından tanıdım.





İlki beni okuyanların ve pek çok blogcunun tanıdığı,

bazıları hariç çoğunun da sevdiği Eda Suner


İnsanların birbirini sevip sevmemesi tabi ki kendilerine kalmış ben etkilendiğim yerlerini yazayım.
Eda Suner Kendisine yazdığım ilk yorumumdan itibaren bana mail adresime ve bloguma ayrı ayrı yazarak yanıt verdi.
Çok şaşırdım ve sevindim.Bu incelik benim de yapmaya gayret ettiğim msaj ve yorumlara sayfalarına giderek yanıt verme; alışkanlığa dönüştü.
Daha aramızdaki sonra okuycu-blog yazarı yazışmaları kısa zamanda sıklaşarak dostluğa dönüştü.ilk İstanbul seyahatimde somutlaşıp bizi tanıştırdı.
Görüştüğümüz anda onun uslubu kadar sade,yapmacıksız,ve doğal buldum. Yazılarından yansıdığının çok fazlası olan iyi enerjisi,sıcaklığı ve sağlam kişiliği beni ona bağladı.
Bazıları onu sevenleri -yalakaları-çirkin sözcüğüyle nitelendirse de ben kızım yaşında olan Eda Sunerden blog adabı öğrendim.

İkincisi ve üçüncüsü yapışık kardeşler -di-aralarına kilometreler girdi ama kalpleri yine aynı ritmle çarpıyordur eminim.
işte onlar çocukla çocuk.com;

Özlem ve Fulya;

Bu tatlı kızlar iki başarılı mühendis; ama annelik mesleğini de faal işyaşamlarının önünde ve üstünde yapmayı başarıyorlardı.
Hepinizinkiler gibi güzel ve akıllı çocuklarıyla paylaştıkları güzel anları,faaliyetleri,onlar için öğrenip uyguladıklarını blog sayfalarında paylaşıyorlardı.
Onları keşfedince önce bu yanlarına; çocuklarına özenlerine hayran oldum.Okudukça ve tanıdıkça dostluklarına ,nezaket ve zerafetle asla çizgilerini ,üsluplarını bozmadan herkesi yanıtlamalarına hayran oldum,örnek aldım.
Bir de ileri yaşta bilgisayar dilini anlamamın güçlüğü malum; anlayamadığım şeyleri bana en yalın biçimiyle üşenmeden yazıp ,sorularımı yanıtlayarak bana ileri destekler verdiler sağolsunlar.


Biluncuğum işte sana beni etkileyen üç ; akıllı,duygulu ve ölçülü ve güzel hatun.

Bunlar blog aleminden;başka bir mimde de başkalarını anlatırız kısmetse...
Ben de çok ilginç ve yararlı bulduğum sayfasında bitmeyen enerjisini hissettiren
annekaz'ı mimledim.Bakalım o kimleri anlatacak?






























































05 Mayıs 2008 Pazartesi

pet şişe deyip geçmemeli

İşlerimizi kolaylaştırdığı oranda çevremizi kirleten ve geleceğimizi tehdit eden inorganik ürünlerin başında gelen pet şişelerden neler yapılabileceğini hep düşünmüşümdür.



Yurdum insanı şişeler hayatımıza yeni girdiği zamanlarda bu konuda bayağı fikir üretip dantel ipi kutusu,düğme kutusu,ıvır-zıvır toplama kabı yapmıştı.


Öğrencilerle gittiğimiz bir kır gezisinde çaydanlığı unuttuğumuz için üzülürken aklıevvel bir arkadaşımız su doldurduğu petşişeyi piknik tüpe oturtup altını yakmıştı.Biz delinen şişenin ateşi söndürmesinin ardından ona söyleyeceğimiz cümleleri hazırlarken petşişe bizi hayrette bırakarak direndi.Bir süre sonra da içindeki su fokurdamaya başladı.Onu indirip içine çay atıp sarmaladık.İkinci şişeyi koyup kaynattık ve demi ayrı suyu ayrı marka kola şişelerinden içerek çay keyfi yaptık .Arkadaş ta özür mırıltılarımızla çoşkun teşekkürlerimizi keyifle kabul etmişti.

Uzun zamandır bu konuda yeni birşey görmemiştim.
Taa kiBu arkadaşın sitesini görene kadar...hangi ülkeden bilmiyorum ama onu çok takdir ettim.Yaptıklarını da beğendim.En kısa zamanda deneyeceğim.

04 Mayıs 2008 Pazar

yeni gelinler tacınızı ne yaptınız?

Düğün sonuna kadar hayati önem taşıdığı düşünülen ,özenle seçilen altına yapılacak saç modelini seçebilmek için ciddi mesailer harcanan sevgili gelin tacınızı düğünden sonra ne yaptınız?
eğer bir fikriniz yoksa bu hoş blogun sahibi her zaman gözünüzün önünde olması için hoş bir çözüm bulmuş