29 Nisan 2011 Cuma

Kaatı sanatçısı Haluk Kürkçüoğlu

Güzel bir gelişme

Geçen yıl Kaat'ı Projemizi beraber yürüttüğümüz İzmirde yaşayan Kaat 'ı ve Ebru Sanatçısı Haluk Kürkçüoğlu'nun 1,5 yılda hazırladığı iki eser, İsviçre'de dünyanın bu sanat dalındaki en önde gelen müzesinde sergilenmeye değer bulundu.
devamı için

23 Nisan 2011 Cumartesi

Yaşasın çocuklar ve Çocuk Bayramında bir rica ,bir duyuru

Sevgili dostlarım.
Bugün çocuk bayramı.
Dünyayı keşke çocuklar yönetebilse diyorum.
Tüm çocukların ve çocuk kalanların bayramını kutluyorum.


Üyesi olduğum mail grubundan aldığım bu maili okuduktan sonra sizlerle paylaşıyorum.
Benim maalesef şu anda tek katkım bunu size duyurmak olabilecek.
Ne kadar hassas olduğunuzu bildiğim çocuklar hele de engelli çocuklar için yapabileceğiniz her şey için  aşağıdaki adrese başvurabilirsiniz.




""Ah keşke, çorap gibi olsa insan.
> >
> > Tersyüz edilse...
> >
> > Görsek içinde canavar mı var, melek mi ?
> >
> > Söyleyeceklerim Karadenizlilere değil. Hatta Karadeniz'de doğanlara hiç
> > değil.
> >
> > Söyleyeceklerim aslında, çocukları sevenlere. Hatta herhangi bir grup
> > çocuklar da deðil. Onlardan bahsedilirken resmi evrakta ve halk arasında
> > 'Engelli' diye bahsediliyor.
> >
> > Ancak, analar bilir ki; herkes engelli dese de, 'hiçbir çocuk engelli'
> > deðildir. Olsa olsa mahrumdur... Olsa olsa yoksundur...
> >
> > Ben de bir baba olarak, Anamdan sezdirilerek öðretilenlerle biliyorum
> > bunu...
> >
> > Analar anlamıştır şimdi beni...
> >
> > Şimdi Osmaniye'den Orhan Baba, Ankara'dan Türk İslam KARAKOÇ da
> > anlamıştır..
> >
> > Eminim, Kız Babaları en erken anlamıştırr. Madiden deðli harbiden, mafyadan
> > deðil aileden baba herkes anlamýþtýr...
> >
> >Şimdi diyorum ki size :
> >
> > GİRESUN'DA, 10 MAYIS 2011'de, Şehrin meydanInda ki ATAPARK'ta çoðuna göre
> > ve resmiyette 'ENGELLIİ' gerçekte ise 'Hepimizin ilgisinden MAHRUM ve YOKSUN'
> > Çocuklarımız için ŞENLİK yapılacak, her yıl olduðu gibi..
> >
> > Bu şenlikde GÖNÜLLÜLER lazıým. GÖNLÜ ZENGİN  ve CEBİ ZENGiNLER LAZIM...
> >
> > İkisinden biri bende var ve zenginim diyorsanIz :
> >
> > Standlarda duracak kadar gencim, aktifim, heyecanlıyım diyorsanız...
> >
> > Standlarda duramam ama o çocuklara dağıtılmasıniçin kurabiyeler hazırlarım
> > yahut alır  getiririm. Oyuncaklar getiririm veya göndertirim. Balonlar alırım
> > veya göndertirim diyorsanýz
> >
> > Siz bana bilgilerinizi iletiyorsunuz. Ne şekilde katkınız olabilecekse
> > belirtiyorsunuz ben de 1 Mayısa kadar size geri bildirim yaparak, katkınız> > isteyecek ve o çocuklar namına teşekkür edip, ellerinizden öpeceðim...
> >
> > GİRESUN'DAKİ PINAR ÖĞRETMENİME ve DÜNYA TATLISI Yürekleri ve Beyinleri
> > Engelsiz Yavrulara sevgilerimi sunuyorum...
> >
> > KATKILARINIZ İÇİN İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
> >
> > ASKER AVŞAR
> > telefon : 0532 202 34 88
> > msn - email : askeravsar@hotmail.com""
> >

21 Nisan 2011 Perşembe

Yorumsuz

İSLAM FELSEFESİ
 
Genç bir adam, imamı azamlardan birini ziyaret ederek, İslam’ın tüm inceliklerini öğrenme isteğini dile getirir...
İmam sorar: “Arapça biliyor musunuz?”
“Evet,” der istekli öğrenci...
Peki İngilizce, Fransızca?
“Evet.”
“Peki İslam felsefesini biliyor musunuz?”
“Hayır, ama endişelenmeyin... Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe okudum. Harvard üniversitesinde Aristo ve Sokrates mantığı üzerine doktora yaptım. Şimdi de İslam felsefesi üzerine çalışarak eğitimimi tamamlamak istiyorum.”
İmam, delikanlının İslam felsefesini öğrenmeye henüz hazır olmadığını söyler.
“Ancak,” diye ekler... “Mantık konusunda sizi sınayabilirim. Eğer sınavı geçerseniz, size İslam felsefesini öğretirim.”
İki parmağını kaldırır: “İki hırsız bacadan süzülerek bir eve girer. İçeri girdiklerinde birinin yüzü temiz, diğerinin kirlidir... Sence hangisi yüzünü siler?”
“Kirli olan,” der delikanlı heyecanla...
“Yanlış. Basit bir mantık. Yüzü kirli olan, temizolanı görür ve kendi yüzünün de temizolduğunu düşünür.Yüzü temiz olan ise, kirli olanı görür ve kendi yüzünün de kirli olduğunu düşünür. Yani yüzünü silen yüzü temizolandır...”
Delikanlı çok etkilenir...
“Çok akıllıca, ama beni bir daha sınayın,” der.
İmam soruyu tekrarlar.
Delikanlı,Yüzütemizolanın yüzünü sildiğini zaten söylediniz,” der.
“Yine yanlış,” der imam...
“Mantık çok basit... Yüzü kirli olantemiz olanı görür ve kendi yüzünün de temiz olduğunu sanır. Yüzü temizolan, kirli olanı görür ve kendi yüzünün de kirli olduğunu sanır. Kirli yüzlü adam, temiz olanın yüzünü sildiğini görünce, o da yüzünü siler...”
Delikanlı, “Bu da akıllıca,” der... “Hiç düşünmemiştim... Ama beni bir kez daha sınamanızı istiyorum.”
İmam, aynı soruyu tekrar sorar.
Delikanlı bu kez uyanık davranır: “İkisi de yüzünü siler...”
“Yine yanlış,” der imam...
“İkisi de yüzünü silmez. Mantık basit: Yüzü kirli olan, temiz olana bakar ve kendi yüzünün temizolduğunu sanır.Yüzü temizolan ise arkadaşının kirli yüzünü görür ve kendiyüzünün dekirli olduğunu sanır. Ancak,yüzütemizolan, yüzü kirli olanının yüzünü silmediğini görünce o da yüzünü silmez. Dolayısıyla ikisi de yüzünü silmez...”
Delikanlı umutsuz bir halde, “Ben İslam felsefesini ve mantığını öğrenecek niteliklere sahibim,” der... “Beni son kez sınayın...”
İmam aynı soruyu sorar...
Delikanlı, “İkisi de yüzünü silmez,” der.
“Yanlış,” der imam. “İslam felsefesini anlayamadığınızın artık farkında mısınız? Bu işin bu kadar kolay olmadığının? Aynı bacadan giren iki adamın birinin yüzü temiz, diğerinin yüzü kirli olabilir mi?
 
NETBUL email grubundan alıntıdır 

18 Nisan 2011 Pazartesi

Ertuğrula Araba Formlu ArabaTaşıma Çantası Diktim

İstanbulda olduğum son günlerde Ertuğrul sokağa çıkarken eline bir poşet alıp içine 3 tane küçük araba koyup öylece dolaşmaya başladı.Baktım ki bu moda devam edecek valizimi toplayıp otobüs saatimi beklerken ona araba şeklinde bir çanta yapmayı teklif ettim.Olur dedi, tamam, yap anane...
nasıl yapmalı,ne ile yapmalı derken araba yatağının tekerlerine jant yaptığım  gümüş lame muşambamsı kumaşta karar kıldım.aşağıdaki resimdeki gibi iki tane araba kesip yanlarına körük ekleyecektim.Arabaları  kestim.Sıra yanlarına ekleyeceğim körük ve sapları düşünürken gözüme promosyon verilmiş kumaş çanta ilişti.




Buna benzeyen bir siyah çanta.  Yan ve altını saran  kısımları biraz sökerek çantayı kestiğim araba şekilli kumaşa uydurarak diktim .

Nasıl yapıldığını yukardaki resmi incelerseniz anlaşılıyor.
Bu aşamada odasında oynayan Ertuğrulu çağırıp bu ne diye sordum.Araba dedi.Doğru yolda olduğumu saptadık.
Sonra arabada neler olmalı diye sordum o da bana tekerlek, cam ,direksoon dedi.




Pazardan aldığım; içinde metal dişli fermuarlar  olan kalın naylona baktım  bundan pekala araba camı olabilirdi.Oldu da
Resim yazısı ekle
 Önce kapıları belirtecek çizgileri kesip yapiştırdım .Sonra da içine gazetenin çocuk ekinden bulduğum çocuk resimlerini koyup yerine yapıştırdım. Ön camda direksiyon da görünmeliydi.Onu da kırmızı bir kağıttan kesip hazırladım ,yerine yapıştırdım.
 Sıra  tekerlerdeydi onları zaten işin başında siyah  muşambadan sekiz tane büyük daire olarak kesip  hazırlamıştım. Ortalarına daha küçük daireler kesip jantlarını da yapıştırmıştım.Yüzyüze iğneleyip 5mmden diktim.Biraz açıklık bırakıp kalem yardımıyla içine elyaf teperek biraz kabarttım.
 yerini tesbit edip ortasına koyduğum düğmelerle çantaya dikip sabitledim.
 Çantanın son hali kadife yastık üzerinde huzurlarınızda.

 Bu da yanların nasıl yapıldığını anlayabilmek için çekildi.
Çanta bitti.Benim otobüs saatim de geldi.Ertuğrul beni elinde çantasıyla uğurladı.
Umarım beğendiniz:)))


17 Nisan 2011 Pazar

Balon Etekli Dantel Bebek Elbisesi

 Bu yıl dantel elbiselerin moda olduğunu Kadıköy Cuma pazarında gördüğüm dantel kumaşlarla teyit edince hemen faaliyetegeçtim.Elgize dantel elbise dikmeliydim.Beyaz dantel kumaş ve pembe gömleklik poplinimi aldım geçtim masanın başına.Gelsin kağıt kalem makas dedim başladım.

Paylaşmayı seviyorum sevmesine de yapacağım işin planlamasını yapmadığımdan herhangi bir yerden kalıp çıkarmadan yapıyorsam ;öyle mi olsun böyle mi? derken iş yarılanıyor hatta bitiyor.Ben ancak uyanıp
-tüh be yine resim çekmeyi unuttum diye kendime kızıyorum .
yine aynısı oldu ve ben resimlemeyi aklettiğimde elbise bitmişti bile.Elbise Aşağıdaki resimde görülen kendi hazırladığım kalıpla biçildi.
Beden ,etek ve yaka hem dantel hem pembe poplinden biçildi. Dantel etek vereve yakın biçildi.Pembe etek , düz olarak   ve dantel etekten 10 cm daha kısa olarak biçildi.Yuvarlak roba/bedene etek çok hafif bir büzgü ile yerleştirilip dikildi.Elbisenin dikilmesi tamamlandıktan sonra dantel kısmın etek ucu büzgü ile pembe etek ucu genişliğine uydurulup birleştirildi Balon etek olması böylece sağlandı.
Kollar  yalnızca dantelden ; karpuz kol olarak büzgülü dikildi .Kol ağzına lastik geçirildi.


Farkındayım açıklama resimsiz olunca anlaşılması güçleşiyor.Dikiş bilenler anlayabilecekler. 

Böylece sevgili  arkadaşlarım neduk ve fiamma bana fırça atmadan önce durumu açıklamış olalım:))


Anneanne ve torununu ikisinin beraber güzel göründüğü pozu yakalamak hayli zor oldu



Poz vermekten yorulan  minik kuş dizlerimde uyudu.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Emzirme önlüğü

 Bebekleri dışarda emzirmek sorun olur.Her yerde göğsünüzü açıp bebeğinizi doyuramazsınız.
Bebek tabiiki acıkınca sokaktı,parktı,yabancı insanlarla bir aradayız dinlemez .Basar yaygarayı.Annesine de sıkıntı basar.
Bunu bildiğimiz için Yeni bir Emzirme önlüğü dikmek gerekti.
Ertuğrul bebekken teyzesi için dikilmiş ama beğenilmediğinden kullanılmamış  üç kat büzgülü bir eteğin belini söküp kordelayla çevirip pratik bir önlük yapıvermiştik.
Bu kez tecrübeli bir anneanne olarak internette sörfe çıkıp modeller tesbit ettik.Yine Balboa markasının önlükleri hoşumuza gitti.






Fakat önde görülen kabarıkça durup  anne ve bebeğe göz teması sağlayan kısmı nasıl yapmalıyız diye düşünürken yine internet imdadımıza yetişti.
İmdadıma demeliyim.Kızımla beraber seçsek de dikerken tekil şahısım:)
Burada bulduğum  yapım öyküsünden yararlanıp aklımdakini uyguladım.
Önce 100x70 cm olarak kestiğim kumaşımı  ikiye katlayıp  önüme koydum.
katlanmış hali 50x35cm ölçüsündeki kumaşın 35cm olan üst kısmından kenar kısmından 15cm işaretleyip dikine 6 cm kesip 6x15 cmlik kısmı çıkardım.




Bu işlemi işaretlememişim bu resmi inceleyerek idare  edin.





Gördüğünüz gibi üst köşeyi birbirine kapatıp   20cm boyunda ve enden de 10 cm işaretleyip omuzlara  gelecek yerleri pens yaparak oturtum.


 Sonra alt ve üste gelen köşeleri keserek yuvarladım.





Alt kısma da aynı pens yerine serbest pli uyguladım.

Üstte gördüğümüz 6 cm lik kısmı içe döndürüp tünel şeklinde bastırdım.oluşan 6x40 cm lik iki ucu açık tünele 5x37 cm lik bir asetatı (karton kalınlığında şeffaf ve sertçe bir cins plastik denebilir) yerleştirip uçları temiz dikişle kapadım.
Önlüğü ütüleyip çevresini biye ile temizledim.
Sonra 25x8cm(bitmiş eni 4cm)
ve70x8cm (bitmişi 4cm)askılarını hazırlayıp yerlerine dikip omuzda bağlayabilmek için D şeklindeki yarım halkaları diktim
Yeniden  ütüleyip kullanıma hazır ettim






Bu da kızımın üzerindeki hali
Not:Üniversitedeki Sevgili Öğretrmeni Prof.Kezban Işık Hanım kızımın son halini görmesi için eklendi:))

11 Nisan 2011 Pazartesi

Bebek taşıma çantası (siling)diktim 2



Bakmayın  siz Elgizin ağladığına.Yeri rahat .Sadece anneannesinin  annesine poz verdirmesine ve bekletilmeye sinirlendi.



Bu silingi Ertuğrulun oyun grubundan arkadaşı Emrenin annesi Merve getirdi.sağolsun
-Dikmeye uğraşma Nalan Abla, Umay bunu kullansın dedi.
fakat ben kullanmaktan ziyade yapma meraklısı olsuğumdan elimin altında da(evelallah)herzaman kumaş bulunduğundan hemen dikiverdim.Zaten yapım olarak oldukça basit.elimde örnek oluşu da işimi biraz daha kolaylaştırdı.
Yine resim çekmek  aklıma bitirince geldi.
Ama bir daha ki yazımın konusu olan emzirme önlüğünü adım adım resimledim.
1.5 metre uzunluk  65cm eninde kumaşın bir ucuna çift halka dikildi
halkanın rahat hareket edebilmesi ve annenin rahat kullanması için kumaş plilerle hazırlanıp düzgünceve birkaç kez dikldi.Kopma riski ortadan kaldırıldı:)
Kumaşın iki uzun kenarından biri 3,5cmcm içe kıvrılarak dikildi.
Diğer kenarının bebeği koyacağımız bölümü yumuşak olsun diye başta ve sonda 30ar cm bırakılarak arada kalan 70 cm lik bölüme elyaf yerleştirilip baştan sona  3,5cm içe kıvrılarak dikildi.
Yani  elyaf koymadığımız taraf gibi fakat ortaya gelen kısımın içinde yumuşak olması için elyaf var biraz kabarıkça duruyor.

10 Nisan 2011 Pazar

Bebek taşıma çantası (siling)diktim 1


 Resim yazısı ekle
Kızımın ilk  çocuğu doğduğunda  bebek taşımak için kullanılan kumaş sargıdan(siling)  kullanmasını teklif etmiştim  .O da bana Hintlilerin elbiselerine benzeyen bu şeyi kullanmak istemediğini söyleyince bana da edecek söz kalmamıştı.
Bizde çingenelerin bohçacılık yaparken bir yanda bohçaları,göğüslerinde bebeklerini sardıklarını gördüğümüz için belki de küçümsediğimiz bu çocuk taşıma şekli son yıllarda dünyada sıklıkla kullanılıyormuş.Konuyu incelediğimde pek çok ünlünün bebeklerini çeşit çeşit bağlama şekilli kumaşlarla taşırken ki resimlerine rastladım.
Kızım sanırım bu metodu çok sağlıklı bulmuyordu.
Zaten tombulca ,uzun boylu bir bebek olan Ertuğrulu göğsünde taşımak zor olacaktı.
Ertuğrulun 3yaşını bitirmesinden bir iki  ay sonra kızını doğurunca bir küçük çocuk ve bir bebekle yalnız bir anne olarak işleri zorlaştı.İstemese de ben yanından ayrılıp yalnız kaldığında böyle bir araçla taşımanın rahat olabileceğini düşünüp yap da kullanayım bari dedi.
Epeyce site blog gezip bulduğumuz örnekleri tartıştık. Sonunda Hersheyler blogspot.com da sevgili İncinin kızını taşımak için aldığı Balboa  silingi beğendik.
Bir sorun vardı,fotoğraflarından başka hiç görmediğim bir şeyi dikecektim.İnciye yazıp rica ettim o da sağolsun bana birkaç açıdan çektiği resimleri ile beraber ölçülerini de yazdığı bir şema çizerek  burada yayımladı. ben de ona bakıp silingi diktim.Siling  demekten hoşlanmasam da Türkçesini tam bulamadığımdanböyle yazıyorum.
Bu konuyu anlattığım; Ertuğrulun   oyun grubundaki yaşıtı çocukların annelerinden siling kullanıp kullanmadıklarını sorduğumda sevgili Merve kendisinin  siling aldığını fakat Emre tombul bir bebekti ağır geldi hiç kullanmadım diyerek silingini getirdi.
Yaptığım değişik bir işte asla bir taneyle kalmamak huyumdur ;tabii hemen ondan da yaptım.Onu da bir sonraki yazımda anlatayım.
İncinin yazısı yayımlanır  yayımlanmaz hemen o gece oturup bebek taşıma çantamızı diktim.Hah doğru kelimeyi buldum galiba .Diğerlerine uymasa bile bu modele bu adı verebiliriz .Birkaç gün sonra Ertuğrulun elinden tutup Elgizi çantasına yatırıp doktoruna kontrola gittiğimizde kızımın göğsündeki çantada ne olduğunu merak edenler Elgizi görünce şaşırdılar.Hep beraber güldük.
Bakalım ne kadar kullanışlı oldu .Bu zamanla anlaşılacak.



2 Nisan 2011 Cumartesi

Fırfırlı,fistolu

 


Annesi Elgize fırfırlı külotlar giydirmek istiyordu.

Bir iki mağazaya,pazara falan baktım.Bulamadım.



Bezli bir bebek olduğunu düşünerek tahmini bir kalıp hazırladım.Penyeye iğneleyip kestim.



Satın aldığım   5-6cm genişliğindeki saten kurdelaları büzgüleyerek külodun arkasına 3sıra halinde diktim.



Fırfırın bir bölümü kalıptan anlayacağınız gibi yanlardan geçip öne doğru uzuyordu.

Ön ve arkayı yanlardan dikerek birleştirdim .

Paçalarını bacak gececek ölçüde lastik ile büzerek toparladım.Belinede kıvırıp yuva dikerek arasından lastik geçirip kullanıma hazır ettim.

Büyük olmuştu.

Onu 3 numara diye adlandırdım



Kalıbı biraz küçültüp 2 numarayı da aynı şekilde ama bu kere dantel,fisto ve tül kullanarak fırfırladım.





3.den farklı olarak belini süslü bir lastikle toparladım.

Son diktiğimi şu anda giyebileceği büyüklüğü tutturabildiğim için kendimi tebrik ederek:) Güllü bir basmadan şeritlerle süsleyip 1numara adını verdim.