18 Ağustos 2013 Pazar

Sohbetimizin konusu sobamızın borusu:))

                        Nalan Hanım !Nalan Hanım ! soba mı kaldı ki sohbeti olsun diyorsunuz biliyorum.Bekleyin ayol ne kızıyorsunuz anlatacağım işte...
               Büyük kızım ve torunlarım gidince yaz boyu onlara alışan bünyemizdeki üzüntü ve boşluk duygusunu bastırmak için küçük kızımla kendimizi temizliğe vurduk:)
            Evde temizlilk,azalma atma,tutma ,düzenleme yaparken sevdiğimiz ama rengi solmuş pantolonlarımızı boyamaya karar verdik.
          Gençliğimde birkaç kez kaynatarak boya yapmışlığım vardı.Bir kez de makinede boyama denemiştim. Ama aradan çok zaman geçti.
         Bu kez boyamadan önce bakayım blogdaşlar, forumdaşlar ,genç arkadaşlar bu işi nasıl yapıyor ,yeni usuller,malzemeler bulmuşlardır varayım bir bakayım diyerekten demir asa demir çarık yollara düştüm.O forum du bu blogdu  diye tura çıktım. Yolum bu güzel bloga düştü.
BOŞ UĞRAŞLAR MÜDÜRÜ, eh ben de kendime luzumsuz işler genel müdürlüğü hatta bakanlığı  rütbesini yakıştırdığımdan  bir mesleki yakınlığımız var diyerek hemen blogu takibe aldım,içeri paldır küldür daldım.
http://bosugraslarmuduru.blogspot.com/2012/09/camasr-makinesinde-kumas-boyama.html

                  Blogger arkadaş konuyu çok güzel anlatmış resimlemişti.Bir de Fiske adlı fiksatör(renk sabitleyici)kullanmıştı.
Acaba onu nerden almıştı diyerek yorumlara da daldım.

              Bir okuyucusu soruyordu: -S..... hanım bir ceket için boya,fiske,tuz ve sirke miktarlarını yazbilrmisiniz.çok sevdigim iki ceketim var.boyamak istiyorum ölçü verebilirseniz cok sevinirim.teşekkürler
                Bir başka okuyucusu da blog sahibesini beklemeden adını yazmadan yanıtlamıştı:-SADECE 20 GRM SARI BOYA 15 GRM KIRMIZI 270GRM SİYAH BOYA BİRBİRİNE KAT BOYA

                         Tabii  bu yorumu ciddiye almamak lazımdı kimbilir hangi amaçla yazılmıştı:)Blog sahibi gereken cevabı çok da nazik bir biçimde vermişti ama ben  de kızmıştım doğrusu.
Sarı ve kırmızı turuncu olacaktı,siyah herşeyi örtse de içindeki turuncu siyahı tam siyah olmaktan çıkarıp bozartacaktı.
                   Bu da kötü bir işti,kötü niyetti dedim hemmen olaya burnumu sokmam gerektiğini düşünüp yorumların hepsini bitirmeden yorum yazm bölümünü tıklayıp başladım yazmaya

       Adsız dalga geçmiş bence. dedim .
        Aklıma gelen çok eski bir anıyı anlatmaya başladım.
         Çok uzun yıllar önce rahmetli  anneannem komşusuna dışardan gelip kapıda kalmış bir yabancı hatuna acıyıp konuk etmiş.
görsel netten

                   Komşusu üç katlı ahşap bir konağın hanımı...Pek konuksever olmadığından cumbadan bakar ,konukla uğraşmak işine gelmezse yavaşca arka kapıdan çıkıp ahırdaki eşeğine biner ve yaylaya gider bir iki gün kalıp dönermiş.
               Anneannem komşusunun huyunu bildiğinden  İstanbuldan çıkıp gelen hatuna  da acıdığından onu eve davet etmiş.Bizim ailede Luzumsuz işlere bulaşmak,kısaca işgüzarlık bir aile geleneği. Anneanneden torun geçiyor galiba:))
                    Neyse,anneanneciğim hatunu birkaç gün ağırlamış,yedirmiş,yatırmış,arkadaşlık ederek komşunun eve dönmesini beklemişler. Sohbetler arasında anneannem soba borularının parlak olmamasından yakınınca o na akıl da vermiş.Demiş ki  :   aaaa arkadaşım,  kolayı var,baharda sobalar kalkarken boruları temizle. Sonra bir bezi sirkeyle ıslatıp tuza batırıp boruları güzelce sil.Gazeteye sar kaldır.
Sonra konuk umudu kesip evine dönmüş.
                   Anneanneciğim de   yayladan  dönen komşusuna  konuğun gelip gidişini  onun konuk edişini anlatmış. O da  aman Fatmaanımcığım o kadın biraz münasebetsizdir sana bir zarar vermiş olmasın demiş.
               Anneanneciğim de,yooook demiş pek bilgili görgülü hoş bir hatundu,bir kötülüğünü görmedim deyip yanıtlamış.


        Annem sobaları kaldırıp bahar temizliği yaparken  tavsiyeye uyup temizlediği boruları tuzlu sirkeli bezle bir güzel silip gazetelere sarıp kaldırmış .
görsel netten

          Sonbaharda sobalar kurulacak ,boruları bi açmışlar hepsi delik deşik:)tuz ve sirke teneke boruları dantel gibi işlemiş. Tabii hepsi çöpe.
            Dedem durumu öğrenince gülmüş,Fatmaaaa B ...Hanımın onu neden eve almadığını şimdi anladın mı?demiş.
                    Kızmamış,çünki kendisi de her akşam dükkanını kapayıp eve dönmeden önce çarşıyı dolaşır lokantası ,oteli olmayan kasabada sokakta kalan yabancı var mı diye bakıp varsa alır gelirmiş.
          Gurbette kaldığı birkaç yıl ona bu alışkanlığı kazandırmış.


       Ama yararı olmuş anneannem bütün sobaları için yepyeni ,pırıl pırıl borulara kavuşmuş:))

       Bize gelince ,bu günki ders:  kıssadan hisse;her söylenene ve her söyleyene inanmayın.


          Bu gün pantolonları nasıl boyayalım derken yeni bir blog ve sahibiyle tanıştım. faydalı boyama bilgileri edindim. Rahmetli anneanneciğimi andım  bu anıyı sizle paylaştım.Kendi payıma kârdayım yani.
İyi pazarlar...


15 yorum:

Banuca dedi ki...

Ay harikaaaaa... :)
Ama Nalancım, kadın yalan bişi dememiş ki, sen sonuca bak, borular yepyeni olmuş mu olmamış mııı :))))
Şu boyama işini hallet te, bana da bir özet geç olur mu, şimdi bnim kafam karışır, ona buna bakarken bambaşka şeylerle dönüyorum bu bloglardan :)))
Makinada mı boyayacaksın ?

Gul Sen dedi ki...

Ha ha ha bayıldım vallahi çok yaşayın Nalan Hanım :))) sevgiler...

Nihal Erpeden dedi ki...

Uzun zamandır okuduğum en güzel yazı bu. Klavyene sağlık :)

Cebimdeki renkler dedi ki...

Yine çok keyifli bir yazıydı Nalan hanım. Bence biz en çok kardayız :)

nurtenbegendi.blogspot.com dedi ki...

Çok şeker bir anı:) Şimdi olsa o soba borularından dıy projeleri üretilirdi, hiç olmadı içine çiçek miçek ekilir blogda yayınlanırdı:)) Allah hepsine rahmet eylesin. Anıldılar, rahmet aldılar, fena mı oldu?

NOWACRAFT dedi ki...

Bayılırım böyle yaşanmış hikayelere, siz de çok tatlı anlatmışsınız.
Size kolay gelsin, sonuçtan memnun kalırsınız inşallah.

Sevgilerimle

nalan dedi ki...

Banucum,boyayı alayım,fiske bulayım ben de makinede boyayacağım.Boyayınca sana anlatırım.

nalan dedi ki...

Gul Sen'im sen de çok yaşa:)))

nalan dedi ki...

Nihalciğim,beğendiğine sevindim:))

nalan dedi ki...

Cebimdeki renkler ;kârın bol olsun cancağızım:))

nalan dedi ki...

Nurtenim,dediğin aklıma gelmedi değil --iki dirsek üç boru bir güzel eklenir aman ,
--içine hatmi çiçeği biraz çörekotu....
:)rahmetli Barış Manço da rahmet istemiş :) ki dizaynı yaparken hatırladım.Halbuki ben sukulent dikecektim dantel borularıma:)))

nalan dedi ki...

NOWACRAFT ;ben de en güzel yazılarımı şöyle yazdığımı düşünüyorum. Söyleyecek şeylerim olduğu bir yazıya yorum yazınca o yorumumun blog postlarımdan güzel olduğunu farkediyorum.Allaaalllah diyorum acaba neden ? Herhalde yorum daha doğaçlama gelişiyor kasmadan .
Eh fırsat budur deyip yorumumu kaptığım gibi bloguma gelip yazıya döndürüyorum:))
Beğendiğine sevindim.

coletté dedi ki...

Harikasınız!
Uzun zamandır böyle keyifli bir yazı okumamıştım. Hafta başında çok iyi geldi,kaleminize sağlık !

zeynep dedi ki...

Kıssadan hisse güzeldi gerçekten payıma düşeni aldım.

Sümeyra Ak dedi ki...

Ben bu yazıyı daha yeni görüyorum ve bu zamana kadar görmediğim için de çok üzüldüm:( Teşekkür ederim öncelikle benden ve blogumdan bahsettiğiniz için. Yapılan bir yorumla aklınıza gelen hikaye çok güzel, anlatımınız ondan güzel:) Boyama işlemini yaptınız mı onu merak ettim, ona bakayım bir de heme:)