31 Mart 2010 Çarşamba

İNSAN HER YERDE İNSAN


Ross mağazasının kapısında gitar çalan bu hırpani adamı ilk gördüğümde onun homeless diye adlandırdıkları evsizlerden olduğunu anladım.
Onlardan farkı elindeki gitarla performas sergiliyordu.Sonraki günlerde ellerinde gitar metodları olan gençlerle derin sohbetler yaptığına şahit olmuştum.
Her neyse lafı sündürmeyeyim...Los Angelese henüz gitmiştim.Dil ve yol bilmiyorum,torun efendi ayakkabılarımı eline alıp kapının yanında dikiliyor bana hadi hadi diyerek gezdirilmek istediğini anlatıyordu.
Daha 3 ay yatması gereken kızımın tarifiyle evden çıkıp Ross Mağazasına yollandık.

Kapıda resimdeki arkadaş oturup gitar tıngırdatıyordu.Bizi görünce birşeyler söyledi
ben
-no ingiliş dedim yoluma devam ediyordum ki...
-no ,no, no dediğini duyup durdum
-no diyordu ve bana tane tane eli ile de işaretler yaparak soruyordu
-beybi mama...
avuçlarını yukarı doğru açarak bebeğin annesi nasıl diye ne sorduğunu anlatıyordu...
İlgisiz tavrım anında kayboldu.Adam torunumu tanıyor kazayı ve kızımın maluliyetini biliyor ve kızımın nasıl olduğunu soruyordu.
Nasıl duygulandığımı tahmin edersiniz...
Daha sonraları kızımı tekerlekli iskemlesiyle gördüğünde sevinen bu evsiz dost yine kızımı yürüyerek Rossa geldiğini gördüğünde büyük bir neşe ile tezahürat yapmıştı.
L.A.dan ayrılışımız çok acele olduğu için oradaki son günlerde onu görememiş ve vedalaşamamıştım.
Kızım 5 ay Ankarada kalıp tekrar L.A.a döndüğünde ise telefonda
-anne bizim homles seni sordu dediğinde hiç şaşırmadım...
Onu her görüşümde çok zeki,yetenekli olduğu belli olan bu adamın neden bunu seçtiğini düşündüğümde onun HİÇ olduğunu ve artık başka bir şeye ihtiyaç duymadığını farkettim.
HİÇ olmayı anlatan o güzel hikayeyi hatırladım

Siz de hatırlayın diye nette bulduğum öyküyü kopyaladım

"HİÇ OLMAK

Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atinin üstünde satafat içinde girer sehre...
Yol kenarlarinda insanlar iki büklüm el pençe divan
selamlarlar...valiyi...
Bütün bu satafatli itaat gösterileri arasinda valinin gözleri, bir sokagin kösesinde yere çökmüs olan ve etrafindaki
hiçbirsey ile ilgilenmeyen bir adama takilir...
Perisan kilikli, saçi sakalina karismis bu adamin oldugu yere sürer atini vali...
Atinin üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bagirir adama,
"Behey adam, herkes benim sehre gelisimi el pençe karsilarken sen
kimsin ki yerinden bile kipirdamiyorsun? "
Perisan kilikli adam istifini hiç bozmadan, sakallarinin ve uzun
saçlarinin arasindan belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek :
"Ben hiçim" der...
Vali daha da hiddetlenir,
"Ne demek hiç, senin bir adin, sanin ünvanin yok mu bre adam" der...
"Senin var mi? "
der bu kez adam...
Vali iyice sasirir ama cevaplar, gafil adam, nasil anlamazsin, ben
valiyim der.
Adam ayni ses tonu ile sorar yine...
sonra ne olacan
Sadrazam olacagim." der vali...
"Peki daha sonra?"
"Padisah olacagim..."
"Peki ya daha sonra?"
Kisa bir an duraksar vali ve;
"Hiç" der... ve perisan kilikli adam;
Gördün mü? Sen daha o kadar yol asacaksin hiç olmak için, oysa ki ben simdiden hiçim. der.."
Öyküyü hatırladınız
şimdi de düşünelim bereber...
Çevremizde gerçekten HİÇliğe ulaşmış ama "evlad-ı ıyal "yüzünden kendini hiçliğin koynuna bırakamayan HİÇ ler
ve debdebe ,şaşaa içinde yüzen elbisesini değeri kendinin değerine beş basan gerçek ,öz hakiki hiç ler...
Acaba ABD de hommlesslere çok sık raslamanın sebebi ne ola?

2 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Nalan sağol, sevdim bu yazıyı...
Homelessin seni hatırlaması da duygulandırdı beni. Hayata anlam katan böyle küçük incelikler değil midir zaten? Gerisi: Hiçç!..

MAYRI dedi ki...

Ne güzel bir yazı
Bir tebesümün bir selamın bile getirisi çok. Nerden nereye...
<:))