29 Ekim 2011 Cumartesi

EŞYALARI ÇIKARSAK İYİ OLURDU

Yavaş yavaş unutmaya başladığım deprem acıları Van'ın yıkılmasıyla tavan yaptı,hepimiz gibi.
Son zamanlarda böyle durumlarda üzüntüm mü fazla öfkem mi gerçekten bilemediğim için yazmak bir yana görmek ,duymak ve düşünmekten bile olabildiğince imtina etmeye(kaçınma ,sakınma)dikkat ediyorum.
Damadım İbrahim Altay gazetesi adına Van'a gidenlerden. Dönüşünü ve yazmasını bekledim. Yazısını okurken yine öfkemle elemim beni boğacak gibi oldu.
Canım,genç meslektaşlarımın depreme değil kesilen kolonlara kurban gitmeleri nasıl unutulur,affedilir veya öfkelenmeden sadece ağlanabilir...Mümkünü yok .
Neyse irdelemekten vazgeçtim.

Aşağıya yazının bir bölümünü,beni en çok incitenlerden bir bölümü aldım.




EŞYALARI ÇIKARSAK İYİ OLURDU
Biz gece orada beklerken saat 03:00 sularında binanın sahibi olan ailenin fertlerinden biri geldi. Adı Eşref Bayram. Sadece bina değil binanın altındaki Baymar marketin de sahibi. Binanın dördüncü ve beşinci katlarında Bayram kardeşlerin üçü ve bir kiracı oturuyormuş. En üst katta ise babaları. Ailenin hiç can kaybı olmamış. Eşref Bayram deprem olduğunda bina yakınlarında ama dışarıdaymış. Koşup depremin zemin kat haline getirdiği dairesine tırmanmış. Kapıyı kırıp içeri girerken sol elini de kırmış ama aile fertlerinin hepsini kurtarmış. "Nerede kalıyorsunuz?" diye sordum. 5 kilometre ilerdeki köylerinde kalıyorlarmış. Gecenin bu saatinde niye geldiğini sorduğumda ise beni üzen bir cevap alıyorum: "Eşyalar, malzemeler, hepsi içerde. Onları çıkarabilsek iyi olurdu." Evin açık katlarındaki eşyalara bakarak ekledi: "Kadınlar onu da al bunu da al, dediler. Alın size. Hepsi gitti." "Şimdi ne yapacaksınız?" sorumu ise "Yine aynı şekilde bina yapacağız. Allaha çok şükür Ankara'da yerimiz var. Ya burayı yapacağız ya da oraya gideceğiz. Biraz paramız var milletin içinde (alacaklarımız var); onları da verseler iyidir," diyerek yanıtlıyor.

Sabah Gazetesi

10 yorum:

okuyan dedi ki...

Ülkemizin deprem kuşağında olduğu bilinen bir gerçek ancak geçmiş tarihte ve yakın tarihte yaşanan hiç bir acıdan ibret almadan hala deprem yönetmeliğine uygun binalar yapılmazsa, dükkanları genişletmek uğruna kolonlar kesilirse, para hırsıyla malzemeden çalınırsa ne yazık ki sonuç hep öyle kahredici olacak. Deprem doğal afet ama insanlar doğal afetten değil cehaletin kurbanı oluyorlar. Çıkarların uğruna heba oluyorlar. Öfkelenmemek mümkün değil.

alanay dedi ki...

ne denir ki şimdi buna?Allah hepsini ıslah etsin...

MAVİANNE dedi ki...

offf offf ne büyük acılar
demek ki can malın yongası her zaman her şaatta

fiamma dedi ki...

Önce can sonra mal geliyor değil mi Nalanam. İnsan şaşırıyor aslında değil mi? Can kaybı olmayınca insanlar bu kere de mal derdine düşüyorlar. Belki bu kadar hıza şaşırıyoruz ama psikologlar bununda depremin ardından yaşanan bir başka travma olduğunu söylüyorlar.Deprem öldürmüyor insanların yaptıkları binalar öldürüyor, sadece öldürmekle de kalmıyor onca yıl didinip yaptığın belki taksidini ödemek için boğazından kestiğin varlıklarını da yerle bir ediyor. Bu zihniyet değişir inşallah da insanlar ne canlarından ne de mallarından olur belki de bilmeden güvenerek oturdukları çürük binalarda. Kaybettiğimz öğretmenlerimizde, orada yaşayan vatandaşlarımızda, daha ne olduğunu anlamayan bebelerde kesilen kolonun, eksik karılan çimentonun, ince kullanılan demirin ve bunları yapanların özetle cehaletin ve ihmalin kurbanı ne yazık ki:(

nalan dedi ki...

Bile bile kestirdiği kolonların altında kalan onlarca canın ardından malının derdine düşmek o canın can olmadığını yongasının bile lanetli olduğunu gösteriyor bence. içimi acıtan bu benim. Biz de depremi yaşadığımızda hiç bir malımıza zarar gelmediği halde yıllarca psikolojik tedavi gördük. Orada giden canlar yanında dünya malının ne önemi var. Kaldı ki devlet de millet de ne mümkünse yaptı.
Bile bile çürük zeminlere eksik malzeme kullanarak binalar yapanların ;yaptıkları binaların kârı daha da artsın diye kolonlarını bile bile kestirenlerin vebal altında kalıp hiç olmazsa utanmasını beklemek hakkımız değil mi?

Banuca dedi ki...

Yazını da yorumları da okudum Nalanım...
Ama hiiiç bişi demiyeceğim, çünkü başlarsam buralara sığmayacağım :(

nalan dedi ki...

Anlıyorum Banucuğum.Günlerdir içim şişti kışkırmamak kışkırtmamak adına mecnun gibi dolaşıyor kendimi oyalamaya çalışıyorum.Patlamıyorsam,patlamıyorsak;
patlamamızı beklediklerini bildiğimiz için...

fiamma dedi ki...

Nalanım, yazının tamamını okumadan yazdım yerin Buse kafe olduğunu bilmiyordum:( Ben genel psikolojik travmadan bahsettim ki o insanlar nasıl bir binada oturduklarını bilmeyenler.

nalan dedi ki...

Biliyorum fiammacığım,
pişkin ve utanmazca ,kafedekilerin çay parasını da isteyebilirdi rahatça.Herhalde kafe işletmecisi başkasıymış:((

Aslı dedi ki...

Bence bu adam travma geçirdiyse sadece kaybettigi mallar yüzündendir. Hala anlamıyolarmı bir CAN'ın dünyanın hiç bir malına denk gelmeyecegini..