Geçen yaz başında taşınmaya hazırlanırken evdeki malzemelerden neredeyse unuttuğum yemeniler,otantik kumaşlar elime gelince oturup bir şeyler hazırlayayım dedim.Çünkü taşınma planladığımızda bir ay ileriye kayacaktı ve evi büyük ölçüde toparlamıştım.
Blogger arkadaşlarımdan Serapın yaşadığı tatil bölgesinde el işlerini sergilediği bir standı yaz boyu açık olacaktı.Yaptıklarımı ona göndermem söz konusuydu.
Sonraki yazılarımda da yaptığım yemeni ve floş eşarp elbiseve bluzları elbiseleri yayımlayacağım
Elimde bulunan yemenilerden eski ve gerçek yemeni desenli olanları önüme serip çaprazlama olarak yerleştirdiğim verev biyeyi omuz açıklığı genişliğinde teyelleyip biyeli ilik çalışır gibi yanyana iki dikiş çektim.Dikişler arasında 1cm genişlik bıraktım.Yanlarda dikişlerin birleştiği köşelerei üçgen biçiminde çıtlatıp biyeyi içe döndürdüm ve üst dikişle temizledim.
İlk resimdeki gibi mayo üstüne geçecek bir bluz oluştu.
Sonra kızlarım yaka açıklığının bele düşürülerek pareo olarak kullanılabileceğinifarkettiler. o da iyi bir kullanım alanı oluşturdu.
Bu ve alttaki ise iki üçgen haline getirilen yemeninin kesilen kenar verev biye ile temizlenip tam ortasından 7-9 cmlik bir bölüm büzgü ile toplanıp bluza çevrilmesi ve kalan iki kenarın dantel oya vb gibi şeylerle süelenmesi ile oluştu.
Bunlar da bluz olarak veya şal,fular gibi kullanılabiliyordu.
31 Temmuz 2011 Pazar
28 Temmuz 2011 Perşembe
NEYİ DİNLİYORSUNUZ? / TESPİH TANELERİ
NEYİ DİNLİYORSUNUZ? / TESPİH TANELERİ
Bir gun Kizilderili ve beyaz arkadasi New York sehrinin merkezinde yuruyordu. O sirada ogle tatili vaktiydi ve caddeler insanlarla doluydu. Suruculer kornalarini caliyor, taksi soforleri musteri bulmak icin koselerde bagirisiyor, sirenler caliyordu...
Kisacasi, sehrin gurultusu kulagi sagir edecek derecede fazlaydi. Birden Kizilderili durdu ve;
''Bir circir boceginin sesini duyuyorum'' dedi. Arkadasi;
''Ne? Cildirmis olmalisin, bu gurultude circir bocegini duymanin imkani yok'' diye karsi cikti.
''Eminim'' diye israr etti Kizilderili.
''Bir circir bocegi duydum.''
Kizilderili bir muddet dikkatle dinledi ve caddenin karsi tarafina gecip, buyukce bir cimento fabrikasina dogru yurudu. Fabrikanin ahcesinde obek obek bir kac calilik vardi. Caliliklara bakti. Gercektende dallarin altinda kucuk bir circir bocegi vardi.
''inanilmaz'' dedi arkadasi,
''Sende insanustu kulaklar var galiba''.
''Hayir'' diye cevapladi Kizilderili.
''Benim kulaklarim seninkilerden farkli degil, butun mesele dinledigin seye bagli.''
''Bu mumkun degil!' dedi arkadasi;
''Ben bu gurultude asla cicir bocegini duymam.''
''Mumkun'' karsiligini verdi.
''Neyin senin icin gercekten onem tasisigina bagli bu. Dur sana gostereyim.''
Elini cebine sokup bir kac madeni para cikardi ve onlari yuvarlanacak sekilde kaldirimda yere atti. Kulaklarinda hala kalabalik caddelerin gurultusu yankilanirken 8-10 metre mesafe icindeki butun kafalarin donup, kaldirimda cinlayan paranin kendilerine ait olup olmadigina baktigini gorduler...
Arkadaslar siz neyi dinliyorsunuz her daim?
alıntı tesbih tanelerinden
Bir gun Kizilderili ve beyaz arkadasi New York sehrinin merkezinde yuruyordu. O sirada ogle tatili vaktiydi ve caddeler insanlarla doluydu. Suruculer kornalarini caliyor, taksi soforleri musteri bulmak icin koselerde bagirisiyor, sirenler caliyordu...
Kisacasi, sehrin gurultusu kulagi sagir edecek derecede fazlaydi. Birden Kizilderili durdu ve;
''Bir circir boceginin sesini duyuyorum'' dedi. Arkadasi;
''Ne? Cildirmis olmalisin, bu gurultude circir bocegini duymanin imkani yok'' diye karsi cikti.
''Eminim'' diye israr etti Kizilderili.
''Bir circir bocegi duydum.''
Kizilderili bir muddet dikkatle dinledi ve caddenin karsi tarafina gecip, buyukce bir cimento fabrikasina dogru yurudu. Fabrikanin ahcesinde obek obek bir kac calilik vardi. Caliliklara bakti. Gercektende dallarin altinda kucuk bir circir bocegi vardi.
''inanilmaz'' dedi arkadasi,
''Sende insanustu kulaklar var galiba''.
''Hayir'' diye cevapladi Kizilderili.
''Benim kulaklarim seninkilerden farkli degil, butun mesele dinledigin seye bagli.''
''Bu mumkun degil!' dedi arkadasi;
''Ben bu gurultude asla cicir bocegini duymam.''
''Mumkun'' karsiligini verdi.
''Neyin senin icin gercekten onem tasisigina bagli bu. Dur sana gostereyim.''
Elini cebine sokup bir kac madeni para cikardi ve onlari yuvarlanacak sekilde kaldirimda yere atti. Kulaklarinda hala kalabalik caddelerin gurultusu yankilanirken 8-10 metre mesafe icindeki butun kafalarin donup, kaldirimda cinlayan paranin kendilerine ait olup olmadigina baktigini gorduler...
Arkadaslar siz neyi dinliyorsunuz her daim?
alıntı tesbih tanelerinden
27 Temmuz 2011 Çarşamba
İpek eşarptan bluz
Sıcak başıma vurdu,hiç bir şey yapmak içimden gelmiyor ve vantilatör karşısında blog blog geziyorken bu eşarp bluzları gördüm.
Geçen yıl benzerlerini ben de farklı kumaşlarla yapmıştım.
Giyebilenler için örnek olabilir.
Askılara dikkat çekmeden geçemiyeceğim doğrusu.
Çengelli iğne:))
Yapımı ile ilgili resimleri burada bulabilirsiniz.
Bu da bluzu bulduğum Megan'ın güzel blogu
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Birsen Avrupanın satış sitesi DaWanda da
Sık sık ziyaret ettiğim ve çakışmalarını çok beğendiğim bir Türk kızı Birsen.
Kendisi profilinde ''Hayalimdeki mesleği gercekleştirebilmek icin 5 senelik terzilik eğitimi aldım,sonrasında bir Moda okulunda eğitimime devam ettim.Mezuniyetimden sonra bir Alman şirketi adına 11 sene bebek ve çocuk kolleksiyonları tasarladim. Veee şimdi hayatıma bu Blog girdi,bundan dolayı da çok ama çok mutluyum. :) ''diyordu.
Şimdi de sanırım avrupanın Etsy gibi bir satış sitesi olan DAWANDA
da yaptıklarını sergileyip satışa sunuyor.
Çantalar,bebek giysileri,cep telefonu kılıfları ,takılar gibi birçok güzel işi var.
Hem Birsenin çalışmalarını hem de dawandada sergilenenlerden haberiniz olsun istedim.
Sevgili Birsene bol kazançlar ve iyi çalışmalar dileyerek...
19 Temmuz 2011 Salı
Terziye göç; iğnem başımda
Terziye göçeceksin demişler .İğnem başımda diyerek başörtüsüne iliştirdiği dikiş iğnesini göstermiş.
Bu gerdanlığı görünce bu kıssayı hatırladım.
Dikiş makinesi masuralarından yapılmış.Her birine ayrı renk ve tonlarında iplik sararsak :) çok da gerekli bir takı olur.
Bunu ve ilginç birkaç objeyi tasarlayan Natalie bir öğrenci.
Yaratıcı Sanatlarda tasarım öğrencisiymiş.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
19.Yüzyılda kadın Ayakkabı Modası
Biraz geyik yapmak geldi içimden.Yazıyı görünce dayanamadım.
Pek çok resim var,bakmak da eğlenceli...
Burada
Pek çok resim var,bakmak da eğlenceli...
Burada
15 Temmuz 2011 Cuma
Berat kandilimiz kutlu olsun, onlar beratlarını şehadetnameleriyle aldılar
13 fidanımızı daha toprağa verdiğimiz bu acılı berat kandili ve cuma gününde;ellerimizi Rabbimize açıp ülkemiz ve tüm vatandaşlarımız için dua edelim.
Şehitlerimiz, hürmetine Rabbim vatanımızı,milletimizi korusun
Hain elleri kırsın, son olsun bu acılar Ya Rabbim.
Bir mail aldım.Şehitlerimizi anmak için Şehirlerimizdeki toplanılacak meydanları bildiriyor ve davet ediyor.
Paylaşıyorum.
Katılabilen ,şehrinin meydanında ,oraya gidemeyenler evinde,işinde,bulunduğu yerde Fatihasını okuyup görevini yapabilir.Ama toplulukların dua enerjisinin gücünü hatırlatmakta yarar var.
17 Temmuz Pazar 14:00 - 17:00
Taksim Meydanı, İstanbul
Saat Kulesi, İzmir
Kızılay Meydanı(Anıtkabir'e yürüyüş), Ankara
Kent Meydanı, Bursa
İstasyon Meydanı,Adana
Cumhuriyet Meydanı, Şırnak
Odunpazarı, Eskişehir
Dağkapı Meydanı, Diyarbakır
Kent Meydanı, Sakarya
Saat Kulesi,Antalya
Kültürpark Kütüphane Binasının Önü, Konya
Gazi Caddesi, Elazığ
Zafer Meydanı(Kale Önü), Afyon
Demokrasi Meydanı, Gaziantep
Kuvayi Milliye Meydanı, Balıkesir
Zafer Meydanı, Kütahya
Gar Meydanı, Erzurum
Osman Ağa Meydanı, Giresun
Atapark, Trabzon
Cumhuriyet Meydanı, Samsun
Cumhuriyet Meydanı, Çanakkale
Cumhuriyet Meydanı,Mersin
Selimiye Meydanı,Edirne
Müftülük Meydanı,Kahramanmaraş
Özay Gönlüm Meydanı,Denizli
Hükemet Meydanı, Manisa
Tuğlalıpark, Tekirdağ
Hükümet Meydanı, Aksaray
Valilik Konağı,Muğla
Cumhuriyet Meydanı,Kırıkkale
Belediye Meydanı,Kastamonu
Kapalı Çarşı Üstü,Malatya
Valilik Meydanı,Isparta
Cumhuriyet Meydanı,Tokat
Cumhuriyet Meydanı,Kayseri
Hükümet Meydanı,Sivas
Girne Atatürk Heykeli,KKTC
Ankara caddesi Valilik Karşısı,Kırşehir
Kardelen Meydanı,Bolu
14 Temmuz 2011 Perşembe
Eliniz boş mu kaldı?Haydi askılara girişin o zaman:)
Bizim gibi ;üretmeden duramayanlar eli kaşınanlar tüm dünyada var.
Hava sıcak çok ciddi işler yapamıyorum ama boş da duramıyorum diyenlerdenseniz işte size bir iş.
Askıların süslendiğini ,giydirildiğini uzun zamandır biliyoruz ama burada gördüklerim çok sevimli ve yapılası geldi bana.
Yapmayacağımdan eminim ,fakat bu paylaşmamı engellemiyor.
Linkte çok güzel fikirler var.Hele iç çamaşırı kurutma askısı çok pratik.Ama onu görmek için linke gitmelisiniz. Dönerken uğrayın fikrinizi almak isterim.
Hava sıcak çok ciddi işler yapamıyorum ama boş da duramıyorum diyenlerdenseniz işte size bir iş.
Askıların süslendiğini ,giydirildiğini uzun zamandır biliyoruz ama burada gördüklerim çok sevimli ve yapılası geldi bana.
Yapmayacağımdan eminim ,fakat bu paylaşmamı engellemiyor.
Linkte çok güzel fikirler var.Hele iç çamaşırı kurutma askısı çok pratik.Ama onu görmek için linke gitmelisiniz. Dönerken uğrayın fikrinizi almak isterim.
12 Temmuz 2011 Salı
Kapı durdurucusu
7 Temmuz 2011 Perşembe
Geri dönüşüm:TİŞÖRTTEN FİLE YAPALIM
Bu yıl yaz bir türlü gelemedi.Kışlıkları kaldırmaya ne zaman niyet etsem yağmur yağıyor,ısı düşüyor.Gerçi kalın kışlıkları kaldırdık ama bir iki hırka,şal ,uzun kollu tişörtler duruyor .Onlar dururken yazlıklar çıktıbu sefer kalabalık eşyalar dolaplardan sarktı.Bir bölümünü eledik ama durun artık kullanmayız dediğimiz tişörtleri pazar filesine dönüştürüyoruz.
| http://deliacreates.blogspot.com/2011/05/greeneasy-knit-produce-bag.html bunu çok güzel anlatarak resimlemiş.Ben de yapayım diyerek niyetlendim. eh size söylemeden de olmazdı değil mi? |
6 Temmuz 2011 Çarşamba
Op.Dr. F e r i d u n K U N A K Show
Önce kaldırımlara direkt çıkmak yerine rampaları kullanmaya başladım.Her zaman es geçtiğim yürüyen merdivenlerin önünde kuyruğa girdim.Metro duraklarında asansörlerin yerlerini araştırmaya başladığımda ortopedi uzmanıyla da tanışma zamanım gelmişti.
Torunun doğum sevinciyle koştururken yorgunluktan sandığım ağrıların dinlenince geçmediğini anladığımda dizlerimde kireçlenme olduğu haberini aldım.
Artık fizik tedaviler,egzersizler,Glucosamine Chondroitin ler ilgi alanıma çıkmamacasına yerleştiler.
Hatta bu yüzden oturduğum üç katlı evden apartman dairesine taşındım.
Yine de dizlerimden şikayetim bitmedi.
O zaman yıllar önce TRT1 sabah programlarının sağlık bölümlerinin doktor konuğu olarak tanıdığım Op. Dr. F e r i d u n K U N A K ı hatırladım.Sadece Ortopedi alanında değil genel sağlıkla ilgili tavsiyelerini her zaman ilgiyle izler ve mantıklı bulurdum.Araştırdım; emekli olmuş ve muayenehanesinde hasta tedavi etmeye devam ediyormuş.Randevumu alıp saatinden az önce gittiğimde adeta devlet hastanesi görünümünde bekleme salonunu görünce şaşırdım.Tıklım tıklım doluydu .Kimi hasta ben gibi ilk kez kimileri tedavi aşamalarını sürdürmek üzere ordalardı.
Oldukça uzun bir süre bekledim. Neredeyse iki saat sonra muayene odalarından birine alındım.
Çelişkili duygular içindeydim.Çok beklemenin sıkıntısı,ne ile karşılaşacağımı bilmememin gerginliği ... Bırakıp gitsem mi acaba deyişime kızımın hayır anne bu son şansın ve deneyeceksin yollu baskılı desteği.
Muayene odaları birbirine bitişik ,yan duvarlarının üst kısmı açık ,odalardaki sesler geliyor.Doktor bey hastası ile konuşurken duyuyorum.Hastanın yaşına göre hitap ederek ve anlayabileceği tarzda konuşan Doktorun tavrı beni rahatlatıyor.
Sıra bana geliyor.Kısaca durumumu kullandığım ilaçları ve egzersizlerimi anlatıp sorularını yanıtlıyorum.Samimiyetle dinlendiğimi ve muayene edildiğimi görüp doğru adreste olduğuma inancımı tazeliyorum.O arada kızımın yüz felci sekelini görüp soruyor.Kızım anlatıyor ama asıl derdinin ayağında olduğunu söyleyince samimiyetle onun da ayağını kontrol edip gerekeni söylüyor.Tabii yüzü ile ilgili tavsiyelerini de.
O arada benim tedavim için gerekli noktalara akapunktur iğneleri batırılıp alete bağlanıyor ve Doktorum yan odadaki diğer hastasının yanına aynı şevk ve hızla adeta ışınlanıyor.
Doktorumun (artık benim doktorum olduğu şifamın inşaallah onun eliyle geleceğini anladığım an) her türlü kaygıların dışında sadece hizmet ve şifa verme anlamındaki arzusunu algılayarak içten şükran duygularıyla doluyorum.
İki aydır tedavisindeyim.Üçüncü görüşmede olumlu belirtiler hızla göründüğünden tedavime verdiği bitkisel ilaçlarla metabolizmamın da düzeltilmesi ,egzersizlere devam diyerek dizlerimin tedavisinin tam sonucunu almamız için üç ay sonra görüşmek üzere ayrılıyorum.
Verdiği ilaçların neden verildiği,ne işime yarayacağı ile bana nasıl fayda edeceğini açıkladığı için beynime de iyileşiyorsun mesajı zımbalanıyor.
Beni bu satırları yazmaya götüren sadece ve sadece yararlandığım,şifa bulmaya başladığım bu elin samimiyetle herkese uzanmak için yaptığı son atağı duyurmak.
Zaten eğer programını ön yargısız izlerseniz haklı olduğumu görebileceğinizi biliyorum.
Temmuz ayı boyunca her hafta Pazartesiden Perşembeye dört gün canlı yayınla saat 10.00da başlayarak iki buçuk saat boyunca Kanal 7 de yaptığı program başladı.
Hedef kitlesinin geniş yelpazesi nedeniyle seçtiği hitap tarzı ,beni okuyan dostlarıma hafif gelse de candan bir çabayla bilgilerini böylesine adeta kendini parçalayarak iletmeyen çalışan bu can Doktorun programında herkes kendine yarayacak bir şeyler bulacaktır.
Bana da düşen görev de minnet borcumu Doktorumun ,eşi ve kızı ile neşeli bir şova dönüştürdüğü sağlık programını duyurarak bir parça ödemek.
Sağlıklı yaşamak,sağlığa kavuşmak ve hastalanmamak adına hepimiz sağlıklar diliyorum.
5 Temmuz 2011 Salı
ÇOLUK ÇOCUK-PATTI SMİTH
Bu günlerde yine durmadan okuyorum.Okurken de her zamanki gibi bu kitaptan blogumda söz etmeliyim diye diye okuyorum.Sonra kitabı bitirdiğimde bir kaç zaman içimden yazılar yazıyor,anlatıyor ve cümlelerimi bloga dökmeyi unutuyorum.
Bu kez bir kaç cümle olsun yazayım ve bloguma da yeniden sarılayım .Böylece içinde kaybolduğum hüzünlerden biraz olsun kurtulayım dedim.
Bu kez bir kaç cümle olsun yazayım ve bloguma da yeniden sarılayım .Böylece içinde kaybolduğum hüzünlerden biraz olsun kurtulayım dedim.
Bu kitap 1946 doğumlu iki Amerikan gencini Patti Smith ve Robert Mapplethorpe u anlatıyor.Dünyaya benden sekiz yıl evvel teşrif etmiş bu iki genç içlerinde duydukları sanatsal dürtülerinin peşinden giderken Karşılaştıkları dünyada varolmayı beraber başarıyorlar.
70 lerin başında ben de genç olduğumu hatırladım okurken.Onların yaşantıları,duygu ve ihtiyaçları ile hiç bir benzerliğimin olmayışı bana komik gelse de baştan sona severek okudum.
Yaşam öyküleri hele ki yaşayanın kaleminden ise severek okunuyor.Dostluğu,arkadaşlığı ömürlerinin sonuna kadar sürdürebilmiş bu ilginç çiftin öyküsünü okurken etkilendim.Paylaşmak istedim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































