30 Ekim 2012 Salı

Zişan Abla Çanakkaleden Geçti


Daha önce bir kaç yazı ile kendisini anlatmaya çalıştığım sevgili Zişan Ablamız Çanakkale de katıldığı Kırk yama etkinliğinde bigazete  de Feriha Karasu'nun ropörtajına konu olmuş. 

Feriha Hanım onu kendi ağzından öyle güzel anlatmış ki hemen  paylaşmak için izin istedim.
İzni alınca da yazıyı alıntıladım.

 

06 Ekim 2012 Cumartesi 09:47

Zişan abla Çanakkale'den geçti
(Feriha KARASU/Çanakkale)

Zişan Kızılcıklı… O'nu anlatmaya sözcükler ne kadar yeter bilemiyorum, tanımak lazım. Ben, tesadüfen bir etkinliğe katılmak için geldiği Çanakkale'de tanıştım ve çok mutlu oldum. Hani bazı insanlar vardır, enerji saçar, ışık saçar, bulunduğu yeri aydınlatır… Öyle biri Zişan Abla.

Zişan Kızılcıklı 78 yaşında, (Sağlıklı uzun ömür dileyelim) Bozüyük doğumlu. Şimdi hayatını Eskişehir ağırlıklı olmak üzere Bozüyük, İstanbul üçgeninde sürdürüyor.

Sözcüklere sığdırabildiğim kadarıyla; işte size çok değişik, hareketli bir hayattan Zişan Kızılcıklı'nın ağzından başlıklar.

* Çok sıradışı, değişik bir hayatım oldu. Çocukluğumdan beri ayrıcalığım olduğunu kendim bile farkettim. Doğum yerim Bozüyük ama eş durumundan Eskişehir'liyim. Kız Enstitüsü mezunuyum dışardan Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nü bitirdim, o zaman bize öyle bir hak verilmişti.

*Babam çok açık fikirli demokrat bir adamdı. Küçükken bana sorarlardı 'Ne olacaksın' diye. Ben 'Saylav' derdim. Bunun anlamını kimse bilemezdi şimdi de bilmiyorlar, milletvekili demek.

*Politikayla hiç uğraşmadım ama 'koyulaşmış bir CHP'liyim'.

*Yeniliklere çok açığım, kızımdan önce arabam, cep telefonum, bilgisayarım oldu.

*Anneannem, babaannem dikiş dikerdi, ben de gençliğimde geçimimi sağlamak için diktim ama onun dışında hiç çalışmadım.

*Ben yorulmak nedir bilmiyorum. Ben de bir güç var bunu iyi kullanıyorum. Şimdiye kadar binlerce çalışma yaptım. Abartmıyorum yaptığım kırk yama'lar dünyayı çevreler.

*Eşimin sağlığı nedeniyle gittiğim ABD Cleveland'da hastanede açılan  patchwork (kırk yama) kurslarına katıldım. Zaten bu tarz, anneannemin, babaannemin tarzıydı ve ben çocukken mutfak önlüğümü bile bu tarz dikmiştim.

* Türkiye'ye döndüğümde bu  Amerikan tarzı çalışmayı birilerinin geliştirdiğini duydum ve onlarla Ankara'da buluştum. Hemen hepsi elçilerin eşleriydi. Onlarla patchwork çalıştım. Bu arada çok eser yarattım.

*Doğduğum yerde nedense ilk sergimi açmak istedim. Bir de baktım ki Bozüyük'te kimse beni unutmamış. Sergi çok ilgi gördü. Belediye Başkanı ders vermemi istedi. O arada İstanbul'da yaşıyordum. 15 günde bir Bozüyük'e gelip kurs açtım.

*Bu gidip gelmeler sırasında Bozüyük'te Türk Eğitim Gönüllüleri Şube'sini açtım, daha sonra Eskişehir'de de açılması için faaliyet gösterdim ve açıldı.

*Şu anda Eskişehir, Bozüyük ve Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde kursları sürdürüyorum. Sınıf mevcudum 55 ile 90 kişi arasında değişiyor. Şimdiye kadar bu çalışmalarım nedeniyle hiçbir ücret almadım, almam da.

*Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'le çalışmaktan çok keyif alıyorum. Fikirlerini de çok beğeniyorum. 

*Bozüyük'te düzenlenen Pişmiş Toprak Festivali'nde de çalıştım.  Ayrıca, Samsun, Akşehir, Kütahya, Manisa Halk Eğitim merkezlerine gidip destek veriyorum. Çünkü ben halkevlerinde yetiştim. Bozüyük halkevine müdavimdim, ilkokulda sürekli giderdim ve oraya giden tek yerli kız bendim. Bunun dışında pek çok gönüllü kuruluşta çalışıyorum. Çünkü ben insanlara yararlı olmak istiyorum.

*Bozüyük  Belediyesi bir sokağa adımı vermeye kalktı. Bende neticelenmesini bekliyorum.

GENÇLERİN TEK KUSURU
*Gençlerden fikir alırım ben. Onlardan tek şikâyetim zamanı iyi kullanamamaları…
*Ben Boşnağım, hafızam çok kuvvetlidir. Beynimi bağışlayacağım incelesinler. Beynim nasıl kaydetmiş, Atatürk'ün naaşı Bozüyük'ten trenle geçerken halk istasyona dökülmüştü ben 4 yaşında falanım, bunu hatırlıyorum. Babaannem ve Ayşe Teyzem de yanımdaydı onlar daha sonra hatırlayamadı bunu.

*Yeşil rengi giyside kullanmam ancak çalışmalarımda baş rengim yeşil. Farkında olmadan figür olarak laleye dönmüşüm. Ayrıca, göz boncuğu, uğur böceği, 4 yapraklı yoncayı simge olarak çok seviyorum ve kullanıyorum. Yeşilden sonra, ahududu, gülkurusu, pembeyi çokça kullanırım, sarıyı ise sadece çiçek ortalarında. Çerçeve ise yeşil ve kahverengi, zemin kırık beyazdır çalışmalarımda.

*Çalışmalarım Semra Sezer ve Nazmiye Demirel'de vardır.

* En son Kütahya, Bozüyük sandıklarında kalanları ortaya çıkarıp kullanıma açtım. Yıprananları, tamir ettim, yıpranmayanları muhafaza etmeyi öğrettim. Eskişehir Opera Binası'nda eski giysilerin sergilendiği bir bölüm açtım.

*Şimdi Bozüyük ve çevresinde 1950 yılına kadar olan eski gelin fotoğraflarını topluyorum onları da Bozüyük'te sergileyeceğim.

*1973 yılında ilk defa Çanakkale'ye geldim. Daha sonra 4-5 kere geldim. Şehitliklerde çok duygulanıyorum. Çanakkale'yi çok seviyorum, beni davet edenlere baskı yapıyorum,  beni buraya çağırsınlar burada da kurs vereyim diye. Çünkü davet edilmediğim yere gitmem.

6 yorum:

ahestebeste dedi ki...

Günaydın güzel arkadaşım.Bir solukta okudum ve ağzım açık, hayran kaldım Zişan Hanım'a.Bin maşallah.Örnek alınası bir şahsiyet.İyi ki izin alıp paylaştın.Sevgiler.

nalan dedi ki...

Sağol Zerrinciğim ,
senin için diğer yazımın linkini de ekledim. bak istersen

ahestebeste dedi ki...

Ben o yazıyı okumuştum, aynı kişi olduğunu neden anlamadım ama, çok ayıp bana:(

F.Gülden YAPAR dedi ki...

Dopdolu yaşamak...üretken ve faydalı olmak...ne güzel bir insanmış Nalanım.

fiamma dedi ki...

Rabbimiz bize de onun gibi faal olamasakta onun yaşlarına geldiğimizde elimizin iş tutmasını nasip etsin Nalanım. Çalışmalarından daha önce de örnekler veriyordun hatırladığım kadarı ile. Allah uzun ömürler versin inşallah kendisine...

dikisdersi dedi ki...

tarih gibi hanım Nalan ablacım .emeklerine saglıkömrüne saglık...

paylaştıgın için teşekkürler .bir tarafım bir denege gidip hayrına işler yapmayı istiyordu ...
bu kararımı etkiledi yasın ...