23 Nisan 2008 Çarşamba

arabaya elbise

Yaklaşık iki haftadır İstanbuldayız.Evden çıkmadan birkaç resmi taslağa atmıştım fırsat bulunca elimde malzeme olsun diye,
İstanbula kızımın taşınmasına yardıma geldik ,taşıdık,yerleşirken de söktük,diktik,ekledik,çıkardık vb.
aklıma benim düldüle geçen yıl diktiğim elbise resimleri geldi ve sizinle paylaştım.

Önce kalıp çıkaracak değildik yaa üstünde tasarladık ,

biçilip iğnelendi,

sonra dikilip tamamlandı,
konu komşu bunun hazırı yokmuydu dediysede bizce önemli olan kendi işini kendi görmek ve de vakit öldürmek.
Ah ahh beni en iyi Derya Baykal anlar

22 Nisan 2008 Salı

Neye benziyor


Geçen yıl mayıs ayında Sidedeydik.Dönüşte Isparta-Antalya arasında bu kayayı resimlemiştim.Neye benziyor diye düşünmüştüm ; sfenkse,firavuna vb. bakalım siz neye benzeteceksiniz?

bizim evin antikaları

İstanbuldayım.torunuma kavuştum.daha önceden yazdığım bu yazıyı yayımlıyorum.İmkanlar bu kadar ,hatalarımızı bağışlayın,düzeltemedim,

Bunlar da bizim evin antikaları.



Bu kitap tutacakları Eşim tarafından 14 yıl önce yapılmıştı.Gül ağacından oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir işlemle yapıldı .40lı yaşlardaydık ve o günkü halimize benzerdi...eşimin diğer işleri merak ederseniz burada
div>Bu da sevgili arkadaşım Nazanın eskiciden alıp getirdiği thonet sandalyelerden biri,oturma yeri haraptı hazeranı yırtık,boyası dökük...kocam söktü,parçalarına ayırdı uzun süre seyretti(iki yıl) sonra birgün esin perileri geldi ve o hafta sandalyeler zımparalanıp cilalandı,oturma yeri tarafımdan tencerede kaynatılarak boyanan fitil iple örüldü.iki kristal top da yapıştırıldı
sonra bu hale geldi.
Benim kocam çok beceriklidir ama eşref saati gelmeden iş yapmaz.


Bu saati Sapanca dan antikacıdan almıştık.Onüç yıl önce.

< l

21 Nisan 2008 Pazartesi

kaatılarımdan

Genç arkadaşlarımdan aldığım yorumlar ve ilgileri beni heveslendirdi.
Şu an için çalışma imkanım olmasa da eski eserlerimi zaman zaman sizlere hatırlatma kararı aldım bu amaçla aşağıdaki kaatımı yayımlıyorum
.



Tam da bahar çiçeklerin coşkuyla açtığı mevsim.

İşte size doğadan bir düzenleme.
Gelincik,Leylak ve adını hatırlayamadığım maviş çiçek.

Kaatılarımda kullandığım ebruları da eşimin yaptığını söylemeliyim.


Bu sanatı tanıtan yazılar ,video ve resimler ile diğer eserlerim için kaatisanati bloguma bakabilirsiniz.
Bu sanatı ve beni tanıtan; Ayşegül Koç hanımın yaptığı ve şubat ayında BEYSAD dergisinde yayınlanan ropörtajım da burada.

Önceki yazımda ropörtajı ekleyemediğimden söz edip link vermiştim.Ama benim yardımsever ,iyi yürekli ,faydalı kardeşim Ali yazımı okuyunca her zamanki centilmenliğiyle linkten indirdiği yazıyı yayımlanabilir şekle getirmiş. Bana yolladı ben de bloguma ekledim.

Biz üstümüze düşeni yaptık ...Ey kaatıyı ve de beni sevenler!size de linki tıklamak kalıyor

bekliyorum

18 Nisan 2008 Cuma

Kaatı sanatı ve güzel gelişmeler

2008 yılı ; bana sekiz yıldır icra etmeye çalıştığım kaatı sanatı ve eserlerimle ilgili en güzel gelişmeler getiren bir yıl oldu.
Önce BEYSAD (Beyaz Eşya Yan Sanayiciler Derneği) editörü sevgili Ayşegül Koç la ropörtaj yaptık.
Dergisinin şubat sayısında yayınlanan bu ropörtajı(www.beysad.org.tr adresinden e-postayla ulaşıp isteyebilirsiniz)ben bir türlü tarayıp yayımlamayı başaramadım
İnsanın kendisini basılı sayfalarda görmesi gerçekten de çok hoş bir duygu


Eveeet şu gördüğünüz sevgili balıklı kaat'ı yapıtım Bu gün itibarıyla evimden çıktı paketlendi ve kargonun istanbula gidenler bölümünde yerini aldı.
Blogundan ve on marifet.org dan tanıdığımız sevgili serpil de Moskovadan uçağa binip istanbula onu karşılamaya gidiyor.
Sergilerim ve sayfamdaçok sevilen ve ilgi gören balıkcığım artık Serpilin balığı oldu.
Lalelerimi Kanada dan gören Zerrinciğim ebrularıyla kaatı yapmayı planladı. Ankaradan sevgili my badem bu sanatı yeni duyduğunu ve çok ilgilendiğini yazdı.
İzmirliler derneği Ankara şubesi ile AB ye kaatı konusunda ortak bir proje yapıp teslim ettik . Bütün bu geüzel gelişmeler bana uzun zamandır eser vermediğimi hatırlattı.
Şimdi artık en kısa zamanda çalışmalarıma başlamak istiyorum. Bu arzuda sizden gelen övgülerin payı büyük hepinize içten teşekkürler .

kızlara oyuncak

Yavru kedilerden geçelim kendi yavrularımıza .Bu günlerde mimyatür eşyalar yapmak pek moda.İster kendiniz için isterseniz de çocuklarınız için böyle bir güzellik yapmak isterseniz burayabir gözatın.pek te zor olmadığını göreceksiniz.


Duvarları kartondan,mukavva veya kontraplaktan yapıp boyayabilirsiniz.kağıt veya kumaşla da kaplayabilirsiniz.Ölçüsünü içinda kullanacağınız oyuncaklara oranlı düşünmekte fayda var.
Elinizde olmayan aksesuar ve minik eşyalar için bizim yetenekli kızımız Aslınınsitesinde dolaşabilirsiniz

17 Nisan 2008 Perşembe

yavrulardan son haberler

Bu yazı sizlere
e.ali,çocukla çocuk,miraydefteri,eda suner,ayselce,haydins,3prensesve yorum yazmadığı için adlarını bilemediğim tüm okur dostlarıma

Ben anlattım,okudunuz,tanıdınız üstüne mütalaalar(fikir üretmek ) yürüttünüz.
Siz şimdi bu yavruları merak edersiniz dedim . Bir ara ananın sokağa çıkmasını fırsat bilip resimlerini çektim.
uyuyorlardı ,duymadılar.

a>

Sonra unuttum işe daldım.
kocam seslendi.
-Bebelerin anası geldimi?
-yooo
-eee nerde bu
-bilmeeem
cama,balkona ,kapıya çıktım baktım yok.Seslendim gene yok
kocam aldı sazı artık aklına ne gelirse saydırdı...
ben de ses yok ,o benim yerime hem düşünüyor hem konuşuyor.Ya gelmezse nasıl büyürler ne yerler vs. vs.
erkek ne de olsa ,bir ananın yavrularını ölmezse terketmeyeceğini düşünemiyor.
Hem erkek hem de Jandarma,
ne dosyalar ne inanılmaz olaylar ne analar gelmiş önüne yıllar boyu
Zaman geçti ,hava da soğuktu dün ,gittim baktım titreşiyorlar.
çaydanlıktaki suyu buyota doldurdum ertuğruluma yaptığım aslanlı buyot vardı ya onun eşi...

götürüp kutuya koydum .bir resim daha çekeyim diye yukarı çıktım ki ibizim kız kapının üstündeki sahanlığa çıkmış eve giriş arıyor kapıyı açtım ,ok gibi fırladı dolaba girdi.
not:bu yazımda da ertuşumun adını geçirmeyi başardım aferin bana

16 Nisan 2008 Çarşamba

ÜÇ BEBEĞİM DAHA OLDU

Dün mutfakta misafirlerime yemek hazırlıyor ısladığım pirinçleri yıkıyordum .
Sakın pilav pişireceğimi bakan beye söylemeyin,zira tv den pirinç almayın diye bağırıyordu;duymasın kızar.
Açık pencereden sıska ,çirkin kara bir kedi atladı. Ağzında kımıldayan bişey vardı .
Merdivenden aşağı yıldırım gibi indi.Islak pirinçler,sular yere saçıldı,ben ağzında fare vardı derken ,eşim hayır yavru var dedi ,
biz şoktayken kedi aynı hızla camdan atlayıp gitti.
Haydiii
bu da neydi ?
ne olacak şimdi?
camı kapadım
başladık fikir yürütmeye
ee bu yavruyu nereye sakladı ?
nasıl bulucağız?
haydi bulduk diyelim anasız bir bebeye nasıl bakacağız?
Derken kocam aç kapıyı camı anası gelsin dedi;
eee anası buna gelirse olması muhtemel hatta kesin olan diğer yavrular sokakta ne olacak?
canım onları da getirsin biraz büyüyünce bahçede bakarız...
Bu koca ki Hendek teki büyük bahçeli ikikat evden sonra Ankaradakiikikat+yüksek bodrum ufak bahçeli evde kedi beslememize izin vermeyen o adam!

Açtık kapıları bekliyoruz biraz sonra bu hatun,bu aşağıdakiüç renkli ;
bizim sokakta yaşayan ,canı istediğinde kapıları zorlayan ,açıksa sormadan giren müdahale edince ters ters,mülk sahibi gibi bakan,evden silah zoruyla tutup attığımız yüzsüz ,arsız,ama çok ta güzel kedi hanım;
a
ağzında deminkinin getirdiğinden koyu renk bir kımıltıyla çıktı geldi.
Tabi bize hiç aldırmadan acele etmeden merdivenlerden indi.
Ardından gittim,aşağıdaki gardrobun arkasında kayboldu.
hırıltılar,mırıltılar
kapağı açtım ,kocamın yazlıklarının durduğu bu bölümü beğenmiş iki gömlek çekmiş askıdan iki bebesini yerleştiriyor.
Şöyle bir bana baktı hiç tınmadan işine döndü.
Biz durumun analizini yaparken hatun gitti bu kez sarı ve tombul bir yavruyla geri geldi.
İşten dönen ve hayvanlarla çok iyi iletişim kuran küçük kızım Nimet ve Arkadaşı Emel bakımlarını üstlendiler.
Bana da onları bir kutuya koyup resim çekmek kaldı.
Şimdi üçten fazla doğurmadı diye şükrediyoruz ve onlara dadılık yapıyoruz.
Çözemediğimiz şu:
ilk yavruyu getiren ,sonradan erkek olabileceğini düşündüğümüz öteki kedi kimdi?
Biz onu hiç görmemişken ağzındaki yavruyu bize ve dolabın o bölümüne nasıl,niçin götürdü.?
Anne kediler yavrularını kimseye göstermezken ... hele başka kedilere ... nasıl taşıttı?
bu yabancı kediye evin içindeki dolabı nasıl tarif etti?

Ey sevgili okuyanlar lütfen aklınıza gelenleri bize yazarak bu muammayı(!) çözmemize yardım edin.

a>



Bu alttaki de kedilerle oynamaya talip benim minik torunumun bir resmi.
Elalemin kedi bebelerini gösterip de onu göstermezsem olmazdı

14 Nisan 2008 Pazartesi

Laleler ve


Ağzım ,burnum uçukladı,rengim sapsarı .Of heryerim ağrıyor bir de ertuğrulumu çok özledim.torun sevgisi buymuş demekki.Laleler de o da çok güzel ve ben özlediiiiim

13 Nisan 2008 Pazar

Kapak ve düğmelerden oyuncaklar ve on marifet

Biliyorsunuz benim de üyesi olduğum on marifet.org adlı bir oluşum var üyeler hem yaptıklarını hem de yapılabilecek fikirleri yayımlayarak paylaşıyorlar.Ben de oradaki dostluklardan ve fikirlerden çok yararlanıyorum.Bu gün de orada yayımlanan bir resim ve linkten yola çıkarak bunlara ulaştım.
kapak, makara ,eski oyuncak parçalarından oluşturulabilen bu hareketli oyuncakların resimlerini yüklemem engellendi.Sanırım site sahibi satışa sunduğu bu oyuncakların uluorta yayımlanmasını istemiyor.Ama ilginç oyuncaklar arıyorsanız hararetle tavsiye ediyorum bu linkleri ziyaret ederek görün.

12 Nisan 2008 Cumartesi

Ankara Kalesinde Gezdik

Daha önceki yazılarımda Eskişehirde dolaştığım Odunpazarı semtinin resimlerini çekip yayımlamıştım.Birlikte gezdiğimiz ve Bozüyükte konuğu olduğum arkadaşım Füsunla daha önce bir çok kereler geldiği Ankarada bu kez de beraber dolaştık . Ankara kalesi civarında,at pazarı, hergele meydanı, antikacılar sokağında gezdik.Kale içini gördük ,pirinç hana gittik yorulunca bedesten çay bahçesinde çay içtik



kalekapısının yanındaki meydan

kale etrafında bir sokak


Tarihi sanat ve sanatçılar çarşısı Pirinç Han ın kapısı


Eskişehirde ve Bozüyükte birlikte olduğumuz günlerde olduğu gibi Ankara günlerinde de yağmur bize hep eşlik etti.Gezmemizi engellemesine ve romatizmalarımıza dokunmasına rağmen geçen sıcak kurak yazı düşündük. Barajları dolduracak,tarlaları doyuracak bu yağmura rağmen keyfimizi bozmadan dolaştık .Dün sevgili arkadaşım evine döndü,hava açtı.

Belediye ve çiftçi örgütlerine açık duyuru:

Bundan sonra yağmur gerektiğinde ikimizi bir araya getirecek bir gezme planlarsanız kuraklığa çare bulursunuz Yağmur yüzünden istediğim kadar resim de çekemedim.

Bu da kale içinden bir sokak en iyisi siz Ankaraya gelip konuğum olun kendi gözünüzle görüp resimleyin.

Not:teklifim samimi ve gerçektir

Arkadaşlarım

Biz aynı öğretmen okulundan mezumn birkaç arkadaş yıllar sonra şehirde olduğumuzu öğrenince toplanıp görüşmeye başladık .Bu buluşma ve görüşmeleri ayarlayıp bizi bir araya toplayan Engin ciğim bizi Ankarada bırakıp Ayvalığa ,Naciyemiz de İstanbula taşındı ama biz toplanmalara devam edip onların da kulaklarını çınlatıyoruz. Geçen hafta berber olduğumuzda baktım bizim kızlar (emekli öğretmenler olsak bile biz biraraya gelince 13-15 yaşlarımıza geri dönüp kızlar !oluyoruz)harıl harıl elişi yapıyorlar .Ben de onları eserleriyle resimledim


Münevver orijinali Ülkere ait kendi ördüğü enteresan yeleğiyle

modeli daha iyi görmeniz için aşağıda
Bu da Vahide ve şalı

Ayşeciğime de beyaz pek yakışmış değil mi

Engin,Naciye,Haticeye ve o gün bizlerle olamayan Nursel ile Ülkere sevgilerle

11 Nisan 2008 Cuma

Eldivenden köpek,çoraptan kuş

Bahar geldi kışlıkları kaldırıyoruz.Eskiyenleri ,küçülenleri ve artık kullanmayı düşünmediklerimizi deelden çıkarmaya hazırlanıyoruz.Artık o kadar çok şey alıp kullanamadan unutuyorum ki evimde ciddi bir sorun oluşuyor bunlar yüzünden .Çöpe atmaya kıyamayıp verecek yer de bulamayınca üzülüyorum.
Hatta dikiş mankenimi bile gözden çıkardım eğer isteyen varsa vereyim,çünki antrede yerini aldı kapıya konmak için .Ankaradan isteyen varsa saklayayım birkaç gün daha.
Neyse dağıtmadan konuya girelim.Bu minik kuşu bu sitede buldum.Çoraptan yapılmış.

Aşağıdaki şemadan anlaşılabiliyor ben denemeye sabredemeden sizle paylaşmak istedim.

Bu minicik köpekçik te eldivenden yapılmış,bu daha da kolay gibi.Eldivenleri verecek yer arayacağımıza iki köpekcik yaparak iki miniği sevindirebiliriz

9 Nisan 2008 Çarşamba

ENGİNAR ZAMANI

Başlığı görünce bir enginar yemeği tarifedeceğimi sandınız değil mi,ben yemek tarifine ara sıra kalkışsam da işi uzmanlarına bırakmaktan yanayım.

İzlediğim sitelerden birindegördüğüm bu enginar yastık bana çok hoş geldi ve paylaşmak istedim .Ben yaparsam penye kullanırım herhalde.yoyo tekniği ile yapılan kolye de ilginç değil mi?

blog hainleri

Blog alemlerinden edinilen bilgiler örneklemeler vb.yanısıra ,en önemlisi edinilen DOSTLARdır.Ama bir de varlığından marifet!leriyle haberdar olunan;tanınamayan HAİNLER var .Bütün güzel emeklere kıskançlıkla yaklaşarak karalamak için çabalarlar,onurunuzu kırarak sayfalarınızı yererek sinirlerinizi bozar sizi paylaşmaktan soğuturlar .Bunların yaptıklarını en çok buradan tanıyıp sevdiğim manevi ana-kız olduğumuz edacığıma yapılanlardan şahittim.
Bana da zaman zaman çirkince eleştiriler yazıldı.Ben aldırmam ve de silmedim blogcudaki blogumda duruyor.Ama Edanın nekadar incinip kapatmayı ciddi ciddi düşündüğünü, arkadaşlarıyla el birlik edip vazgeçirdiğimizi bilenler biliyor.Hatta bu yüzden küsüp giden bizi kendinden mahrum edenleri biliyorum .Yazılarını ilgiyle okuduğum o tatlı kız aslıberry de sanırım bu yüzden gitti.
Gelelim paylaşmak istediğim olaya .Telefon çaldı küçük kızım Nimet arıyor :
-anneciğim bedeliza diye birini tanıyormusun?
-eveeet iyi arkadaşımdır
-yaaa sana bir mesaj yazmış ,beğenmedim ...çok üzüldüm
okudu dinledim ve dedimki :
-yok annem ;bunu o yazmaz biri şaka yapmıştır ,çünki Lizacığım la hiç yüzyüze yada sesli görüşmesekte ben onu yazdıklarından ve blogundan tanıyor nasıl sevecen,tatlı ve zarif bir kişi olduğunu biliyorum.Çünkü insanları tanımak için illaki yüzyüze gelmek gerekmiyor eserlerini ve yazdıklarını görmek yetiyor.onun bu güzel eseri gibi...
Hainin biri bizi en çok ta bedaliza cığımıüzüp incitmek için yapmıştı.Ona da yazdığım gibi"herkes fikrinde özgür .beğenmemek hakkı ama başkasının adını kullanarak yazması ;isimsiz yazmasından bile daha ayıp"
Biz bedaliza61 ve onu sayfasında tanıtan sevgili mamilaolgun yaşlardayız böyle şeyleri hayat tecrübelerimizle incinmeden atlatıyoruz.Ama pırılpırıl genç blogcu kardeşlerimiz ,çocuklarımız kırılıp incitiliyor .


Bu sözlerim BLOG HAİNLERİNE,güzellikler üretiyorsanız paylaşın alkışlayalım.Üretemiyorsanız üretenleri kırmadan kıskanmadan çamurlamadan izleyin.Eminim ki bloglarda gezindiğinize göre sizlerde bilgili,yetkin insanlarsınız.Becerilerinizi olumlu alanlarda kullandıkça daha mutlu insanlar olduğunuzu görüp enerjiniz ve huzurunuzun çoğaldığını da farkedeceksiniz.Bütün blog dostlarım gibiSİZLERİ DE SEVİYORUM

5 Nisan 2008 Cumartesi

freelance-im

Esra nın bir yararlı oluşumunu Eda sunerde okuyunca duyurmaya karar verdim .Çok iyi bilmediğim bir konu olduğundan Biluncuğumun yazdığı satırları kopyaladım .Siz de hangisinden isterseniz oradan okuyup gereğini yapın .Böyle imkanlardan yararlanacak kadar genç olmasamda ben bile bir tanıtım yazısı yollayacağım.Olur ya belki bir kaatı sanatçısına da ihtiyaç duyan olur.
Bilunun gezilesi güzel blogundan aldığım satırlar
"Canım Esra'cım çok faydalı ve akılcı bi'şey yapmış, bir arkadaşıyla.. Çoğu insanın iş bulmadaki zorluğunu göz önünde bulundurmuş ve yararlı bir hareketi başlatmış iki güzel insan. Esra'nın kendi sayfasında yazdığı açıklayıcı yazıyı aşağıya ekliyorum. Siz de freelance iş ve eleman bulma zorluğu içindeyseniz, inanın çok başarılı, yararlı bir sayfaya gideceksiniz.. Esra'cığım, bu güzel düşüncen için çok çok teşekkürler sana, akıllı ve yardımsever arkadaşım benim!!"

4 Nisan 2008 Cuma

İLETİŞİMDE SON NOKTA

Bana bir e-mail geldi .Soruyor:Drivemocion Sen trafikte chatleşebiliyor mocion? Diyor;benim yanıtım hayır

Ya siz bu soruya ne cevap veriyorsunuz?

gezdim,gördüm ,anlattım

eskişehir,
Geçen hafta Eskişehirdeydik.
Tarih ve sanata dair sevgisi ve bilgisi bol sevgili arkadaşım Füsun beni Odunpazarı semtindeki tarihi evleri görmeğe götürdü.
Bu güzelim evler; Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi Büyükşehir Belediyesinin desteği ve katkısıyla Odunpazarı Belediyesinin çalışmalarıyla kurtulmuş. zamanın yıkıcı etkilerinden temizlenip yenilenerek kullanılmaya yaşamaya devam ediyorlar.
40 yıl önce öğretmen okuluna giderken otobüsümüzün içinden geçtiği bu tarihi semti yıllar sonra gezmenin mutluluğu müthişti.Hele onları son gördüğümden daha güzel ve bakımlı bulmak daha da mutluluk vericiydi.
Eskişehirin kültür sanat hayatına gönüllü çalışmalarıyla katkıda bulunan bir yakınımdan duyduğuma göre; bu çalışmaların planlanması başlatılması ve devamında Sayın Yılmaz Büyükerşen 'in payı çok büyükmüş.
Eskişehire çok büyük hizmetleri olan hoca'nın bu eserin de şefi olması beni hiç şaşırtmadı.

Gezip gördüğümüz yerleri resimlerkenpil bitince yemek yeyip kahve içtiğimiz ve çok beğendiğim Osmanlı Evi nin resimlerini çekemedim,
en iyisi ilk fırsatta kendiniz gidip görün.Ya da buradan görün
Emeği geçen katkıda bulunan herkese,özellikle Yılmaz Büyükerşen Hoca ve Odunpazarı Belediye Bşk.Burhan Sakallı ya minnet ve teşekkürler yolluyorum.Umarım başkaları da ders çıkarır,şehirlerindeki tarihi değerleri yakılmadan,yıkılmadan önce onarıp kurtarırlar

2 Nisan 2008 Çarşamba

Örgü sevenlere elişi çantası



Bu elişi çantası buradanalındı. ben örgü örmekten çok dikiş dikmekten hoşlansam da evdeki çıfıt çarşımda yünler tığlar ve şişler bol miktarda mevcut.Enkısa zamanda bu çantayı hemde büyük boy yaparak ya da bir çantaya şiş ve tığlar için ek cep dikerek imal etmek zorundayım.Yoksa eğer kocam beni boğmazsa bu çıfıt çarşısı eşrafı hepbirlikte boğazımaı sıkacak gördüğünüz gibi durum vahim.
Bu arada birçok ilginç el işini ,resimleri,bunların ve daha pekçok şeyin linklerini vererek blog hayatıma renk katan sevgili annekaza teşekkür ediyorum.Onu diğer dostlarım gibi reader e ekleyerek günlük ediyorum.eğer henüz bu keyifli blogcuyla tanışmadıysanız buradan buyrun

1 Nisan 2008 Salı

musti ve hello kitty

Daha önce diğer blogumda yayımladığım bu yazıyı artık ulaşamadığım kapandığını sandığım kedikumu adlı blogdan almıştım çok beğendiğim bir yazıydı paylaşmak istedim







Musti ve Hello Kitty arasındaki farklar
--------------------------------------------------------------------------------






1-) "hello kitty", 90'lı yılların ortalarında peyda olmuş ve kapitalizmin nimetlerinden sonuna kadar sebeplenmiş bir coşumcudur.

"musti", 80'li yılların başında doğan ve ailesiyle beraber yaşadığı 2 oda, 1 salon evlerindeki mazbut hayatla, çekirdek aileyi temsil eden bir figürdür!

2-) "hello kitty", modaya uygun giyimi-kuşamıyla ve özellikle başındaki kurdeleyle maddeye ve şekle önem verdiği aşikar bir tüketicidir.

"musti" giydiği babasından kalma okul önlüğüyle kanaatkarlık timsalidir, candır!

3-) "hello kitty", elindeki kırbaçla her an bir zarar verme, saldırma psikolojisindedir.

"musti" silahsız olduğu kadar, karşısındakine uzattığı dost eliyle de bir kardeşlik sembolüdür!


4-) "hello kitty", makyajlı burnu ve görünmeyen ağzıyla içten pazarlıklı bir tekirdir.

"musti", basit bir çarpıdan mütevellit ağzıyla "söz gümüşse, sükut altındır" mottosunun taşıyıcısı, terbiyeli bir kediciktir!

5-) "hello kitty", okul çantasından, bilgisayar oyunlarına kadar uzanan devasa bir sektörün hazımsız maskotudur.

"musti", samimi çizgisini uzun yıllar muhafaza etmiş ve uçan balon olmaktan öteye geçmemiştir!

6-) "hello kitty" kendisinin ünlenmesiyle doyamamış, tüm kanki ve hısım akrabalarını da meşhur etmiş bir pisidir.

"musti" dostları ve ailesini geri planda tutarak, mütevazı hayatlarına halel gelmesini istememiş bir kedicandır!

7-) "hello kitty", www.hellokitty.com adresi ile dijital ortama da sıçramış, sanal dünyanın dehlizleri arasında e-ticaret yoluyla servetine servet katmaktadır.

www.musti.com başka bir şirket tarafından satın alınmıştır!