27 Mart 2009 Cuma

Kuklacı bayan ÖZLEM




Belki eski bir öğretmen olduğumdan;başarılı gençleri ,değişik işler yapanları,yaptıklarıyla adını ve güzel ülkemizi duyurup temsil edebilen çocuklarımızı gördükçe gurur duyuyorum.Sanki onlar benim çocuklarım,öğrencilerimmiş gibi benimsiyor seviniyorum.Bu gün size sözetmek istediğim kızımızın hakkında kişisel bazda pek fazla birşey bilmesemde :))Zira blogunu bile bugün görebildim ve profilini beceripte okuyamadım...herneyse bu işi size bırakıyorum .Sonra geri dönüp beni de bilgilendirin bari

Biz on marifette onu toohero olarak tanıyoruz. İlginç kuklaları var.
Bence ;yurtdışında yaşayan ve güzel işler yapan Özlem Akını ve blogunu tanımalısınız

25 Mart 2009 Çarşamba

enginar yaprağı ve sapı ile yemek yaptım


İzmirli konuklarım İzmire döndüler.Dönünce de çok sevdiğimizi söylediğimiz enginarlardan yollamışlar.Buradada enginar yiyoruz ama bu kadar taze ve körpesini değil bulmak ,hayal bile edemezdim.
O kadar tazeler ki yapraklarını bile ziyan etmemeli diyerek internet turu attım ve saplarının da yemek yapılabileceğini öğrendim.
Hemen sıvanıp yemeği ocağa koydum.
Bu blog yemek blogu değil ben de bu konuda iddiası olmayan bir hatunum.
o nedenle şöyle bir anlatıp geçeceğim.Siz uygular ve resim yollarsanız memnuniyetle yer veririm benden umut yok :)))

Zeytinyağlı Enginar Sapı
Enginarların yapraklarını saplarınıiyice yıkadım,
içindeki yumuşak ve lifsiz öze kadar soyup doğradım ,
limonlu suya koydum.
5-6 adet arpacık soğanı bütün,3-4 yeşil soğanı doğrayarak bir fincan zeytinyağında kavurdum.
Yarım çay kaşığı zerdeçal,tuz,şeker ekledim .
Doğranmış yaprak ve sapları; sapları beklettiğim suyu bir tatlı kaşığı un ile karıştırarak tencereye ekledim.
Bir büyükçe patates ve havucu soyup doğradım ,bir ffincan da bezelye ekledim.Pişmeye bıraktım.
İndirince üzerine kıyılmış dere otu ve limon ekleyerek soğuttum.
Bizim evdeki sebze sevmezler biraz nazla başladılarsa da iki çataldan sonrasını zevkle yediler ve beğendiler
Sağolun Fundacığım ,Nuriyeciğim.Bu kadar taze enginarları sayenizde bulup şifa niyetiyle ve bayılarak yemiş olduk.

bu yıl enginar saplarını ve yapraklarının sadece enli damarlarının üç kez kaynatıp pişirdim ve daha lezzetli oldu eklemek istedim

07 Mayıs 2010 11:25

24 Mart 2009 Salı

Nuriye ve Nalan Ankarayı geziyor 3

KALEYE DOĞRU YOLA DEVAM EDİYORUZ


Nuriyeciğim Çıkrıkçılar yokuşundaki arabanın üstündeki karın da kalite kontrolunu tamamladı veee yokuşun ortalarına doğru ilk sokaktan sola sapıp Anadolu medeniyetleri müzesinin yanından kapısına doğru yollandık.
Bu kez yoldaki kar birikintisini ayağıyla tanıştıran sevgili arkadaşım yine objektifime girdi.


Elinde kalan ceviz kadar karı ağzına atan Nuriye Hanımı bu pozunu internette
yayımlayacağıma dair yeminler edip gülerken çektiğim poz da budur efendim...yanaklara dikkat...ben durdum sözümde
Allahım kar gerçekten bu kadar tatlı ve güzel birşey midir?
Peki öyleyse KAR denince neden benim birdenbire burnumun ucu ve ayak parmaklarımda bir sızı beliriyor.


Evet ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ nin önündeyiz
Müzenin Tarihçesi
Ankara’da ilk müze, Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey tarafından 1921 yılında kalenin Akkale olarak isimlendirilen burcunda kurulmuştur. Bu müzenin yanısıra Augustus Mabedi ile roma Hamamında da eser toplanmıştır.

Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurma fikrinden hareket edilerek diğer bölgelerdeki Hitit eserleri de Ankara’ya gönderilmeye başlanınca geniş mekanlara sahip bir müze binası gerekli görülmüştür. O zamanki Kültür (Hars) Müdürü Hamit Zübeyr Koşay tarafından, devrin Maarif Vekili Saffet Ankan’a metruk halde bulunan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Hanın onarılarak müze binası olarak kullanılması önerilmiş, bu fikir kabul edilerek, 1938 yılından 1968’e kadar devam eden bir restorasyon çalışması başlatılmıştır. Bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekanın büyük bir kısmının onarımının 1940 yılında bitirilmesi ile eserler, Alman Arkeolog H. G. Guterbock başkanlığındaki bir heyet tarafından yerleştirilmeye başlanmış, 1943 yılında binaların onarımı devam ederken, orta bölüm ziyarete açılmıştır. Bu bölümün onarım projesi Y. Mimar Macit Kural, ihale sonrası onarımı ise Y. Mimar Zühtü Bey tarafından yapılmıştır. 1948 yılında Müze İdaresi Akkaleyi depo olarak bırakıp, Kurşunlu Hanın onarımı tamamlanan dört odasına yerleşmiştir. Kubbeli mekanın çevresindeki arastanın restorasyon ve teşhir projeleri Anıtlar Yüksek Mimarı İhsan Kıygı tarafından hazırlanmış ve uygulanmıştır. Beş dükkan orijinal halde bırakılıp, dükkan aralarındaki bölmeler kaldırılmış ve böylece, teşhir için geniş bir çevre koridoru elde edilmiştir. Müze yapısı 1968 yılında son şeklini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atelyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır.

Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, Anadolu Arkeolojisi, Paleolitik Çağdan başlıyarak günümüze kadar Osmanlı devrinin bu tarihi mekanlarında kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.



Müzeyi sağımıza alıpyola devam ediyoruz.Turistik bir dükkan vitrinini görüntüleyerek devam ediyoruz ve kalenin önündeyiz işte
Kale kapısı önündeki meydanda hernevi kuru yiyecekler satan salaş dükkanları görüyorsunuz.

bu da kale kapısı.
Kale içinde sağnak yağış başladı,biz de dükkanlarda bir iki parça hediyelik alarak oyalandık .yapmur durunca çıktık

Vaktimiz kalmadığından Koç ailesinin Çengelhandaki müzesinin önünden geçip dönmeğe hazırlandık.

Dönmeden önce size daha önce bir yazımda anlattığım PİRİNÇHAN'a uğrayıp birer çay içtik .Yorgunluğumuzu orada bırakıp akşam ezanında eve doğru yola düştük.

Nuriye ve Nalan Ankarayı geziyor 2

Güzel tepkiler aldığım Ankara gezimize devam ediyoruz.Güneş bize bazen eşlik ediyor ısıtıyor bazen de saklanıyor .Nuriye kankime takviye verdiğimiz bere ve kalın eldivenler sayesinde üşümediğini söylediğinden ben de rahatım.

Hacı Bayrama zaten çok yakınız .Sokağına giriyoruz. Lakin sokak maalesef ne başkente ne de o ulu kişinin adına yakışmıyor.ihmal ve baştansavmanın etkisinde.



Biraz yürüyüp meydana geldik. Burada beton bir alan ,bir çok güvercin ve güvercin besleme adası gibi bir şey yazan levha...besili,alışkın,kendisini yeme esir etmiş uçmayı unutacak kadar besili tavuk güvercinler yem atanların ayakları dibinde acelesiz adımlarla yeme doğru yürüyorlar...



Neyse niye ve kime doğru yürüdüğümüzü hatırlayarak teselli olup yürüyoruz. Bir yıkıntı ...duvarında işgüzar bir el tarafından çilehane yazılmış .aaa bak çilehaneymiş diyoruz. Yanımızdan geçen bir bey;



- yok diyor,çilehane türbenin altında...
sonra bizi sorguluyor ve Nuriyenin İzmirli olduğunu duyunca askerliğini Gaziemirde yaptığını söyleyerek bizi türbeye doğru yönlendiriyor.



Hacı Bayram camiini ve türbeyi görüyoruz,
içri giriyor bir çok poz çekiyorum,çektiğimi sanıyorum ,evde yüklendiğinde çıkmayan uçup gitmiş kareler...yok....
hazret bu eylemden hoşlanmadı zahir...
DÜZELTME
Hacı Bayram-ı velî nin türbesinde çektiğim resimlerin kaybolduğunu söylerken makineme iftira etmişim biraz önce bulup yükledim.





Buyrun bakın ,işlemeler beni özellikle ilgilendirdiği için ayrı ayrı görüntülemeye gayret ettim.

www.hacibayramiveli.com
ziyaretimizi yapıp camiye yöneliyoruz. İkindi okunuyor.


Camide biz de namazımızı kılıp çıkıyor ve bu kez türbe ile adeta bitişik Augustus Tapınağı kalıntılarını görüyoruz.






hoşgörü ve kaynaşmayı işaret etse de bu bitişiklik beni nedense hafifçe tedirgin ediyor.nedenini bilemiyorum fazla da düşünmüyorum

burası hal,Ankara ulus hali.
Marketçilik yaygınlaşmadan ,Ankaralıların çok sık yol düşürdükleri hal .
Ben sonradan Ankaralı olduğumdan marketlerle yetiniyorum ara sıra yolum düştüğünde uğruyorum. bu kez de yolu buradan düşürüp içinden geçiyoruz.



Ankaranın meşhur Çıkrıkçılar Yokuşu 'nun dibinde derin bir soluk alıp bir kare görüntü akabinde yol vuruyoruz kendimizi kaleye doğru
DEVAMI 3.BÖLÜME KALSIN MI?

23 Mart 2009 Pazartesi

Bu,bu nedir bu?


Bilin bakalım bu nedir


Her pazartesi bana bir tasarım bilmecesi haberi maille gelir.Ben hemen siteye gider bazen yanıtlar,bazen yanıtlayamaz fakat çok eğlenirim. Çünkü sorular ilginçtir merak ettiricidir.
Bu güzel siteyi hazırlayan genç anne yalnızca ilgi alanıma giren bilmeceleri ile değil ele aldığı konularla da beni okuyucusu olmaya yönlendirir.
Bu aralarda yeni sitelere gidemiyor ve size de tanıtamıyorum .Bunu farkedince size "Annelerin Günlüğü "nden söz etmediğimi hatırladım. Bence okunası izlenesi bu siteyi ve Ela ile annesini tanımalısınız.
Eğer bilmeceye bir cevabınız varsa bu hafta benim yerime yanıtlamak isterseniz de buradan buyrun

22 Mart 2009 Pazar

Nalanla Nuriyenin Ankara Sergüzeşti*

(*macera,serüven)
Bu haftasonu bizim ailenin manevi kızlarından İzmirli kızımız Funda ,annesi ve oğluyla bizi ziyarete geldi.
Kızları ve yaramaz oğullarını başbaşa bırakıp iki anneanne Ankara turuna çıkmaya karar verdik.
Ankarada neresi gezilmeli deyince ; büyükşehir belediye başkan adaylarından Mansur Yavaşın Ulus ve Hacı Bayram ile ilgili turizm projesinden esinlenip arkadaşımı Ulusa götürmeye karar verdim.Beypazarı eski Belediye Başkanı Mansur Beyin eşine pek çok bölgede raslanılan sıradan bir Orta Anadolu kasabasından nasıl bir turizm potansiyeli yarattığını bildiğim için o önerdiyse gezilir dedim.
Gerçi şu gezide gördüklerimiz onun proje animasyonunda göründüğü kadar sakin ,temiz ve mamur değilse de inşaallah o proje gerçekleşince İzmire yine bir davet mektubu yollar Nuriyeciğimi bir daha gezdiririm sözünü verip Ulusu bir güzel dolaştık.
Önce İlk Büyük Millet Meclislerinin görülmesi ile başladık.
Aka planda kalpakları ve üniformalarıyla dolaşan cumhuriyetin ilk millet vekilleri ve askerlerini görünce biraz şaşırdıysak ta kameralar için ray döşeyenleri görünce işi anladık.Trt için belgesel çekiminde rol alan bu arkadaşlara giysilerinin yakışmış olduğunu söyleyip iltifat ettik.


Hemen karşımızda ulusa damgasını vuran ATATÜRK heykelini resimledik. Yine Mansur Yavaş beyden öğrendiğimize göre heykel cumhuriyetin ilk yıllarındaki yerinden alınıp buraya konmuş. ( Heykel ile ilgili açıklayıcı bilgi burada var)
Heykelden yukarı doğru çıkarak evelki yıl canlı bomba marifetiyle hasar gören
daha çok yürüyen merdivenli çarşı adıyla anılan Anafartalar çarşısını ve eski eserlerden zincirli camiini görüp yürümeye devam ettik.


Ulus’ta Justinien Dikilitaş’ın önündeyiz .
Arkada görünen dikilitaşın adını doğrulamak için ararken bu linkte ilginç bilgilere ulaştım.
Cumhuriyet öncesinin sönük kasabası olarak bildiğim Ankara hakkında okuduklarım beni şaşırttı doğrus.Neden derseniz lütfen bir de siz bakın.
Bu arada Nuriyeciğim -kulakları çınlasın-akşamdan beri zaman zaman yağdığı halde eridiği için üzüldüğü karları gördükçe seviniyor ve her gördüğünde arabaların üstündeki karlara hamle yaparak beni güldürüyor.
Eee bir Geredeli olarak kara,kışa doymuş olduğumdan İzmirli de olsa Nuriyenin kar sevdasına şaşmamak elimde değil.
Biz hacıbayrama doğru gidiyoruz ama sanırım bu yazının arkası yarın olacak....

21 Mart 2009 Cumartesi

yine bir sergi duyurusu


Üyesi olduğum "ders BELGELİĞİ kapsama alanı" grubundan Esra Azra ERDOGAN da katıldığı bu sergi haberini İstanbullulara özellikle de Anadaolu Yakasında oturanlara duyurmak isterim.Yazık ki sergiyi göremeyeceğim.Fakat sizlerden gezen ve fotoğraflayan olursa sevinerek burada yer veririm.
Sevgili Esra keşke yarın orada olsam ve sergiyi gezebilsem.Hakettiğin ilgiyi bulmanı dilerim .

18 Mart 2009 Çarşamba

Motifli eldivenler ve atkı

Eldiven kullanamam ,çok sıkar beni.Fakat eldiven örmeyi çok severim.
Beş şişle,iki şişle,tığ ile pek çok eldiven ördüm .Bazılarını burada size de gösterdim .


Genelde tek renkle ördüğüm eldivenleri bu kez renklendireyim dedim.
Önceden örülmüş renkli kare motiflerimi 3 zincir çekip batarak beyaz ipimle çerçeveledim.Eldivenin bilek kısmını döne döne yuvarlak ördüm, motifi alt kısmından bilekle birleştirdim. Yanlarını öre,birleştire devam ettim motifin dörtte üçü kadar yükselttim.


Bir yanından baş parmağı ayırıp birleştirdim.Baş parmak boyunca dönerek yuvarlak ördüm.Sonunu büzerek sıfırladım.
 
< Devamını yani avuç ile elin üst kısmının parmaklara kadar olan bölümünü de yuvarlak olarak ördüm.
Dört parmak için dörde böldüğüm sayılara göre parmakları döne döne ,baş parmağı ördüğüm gibi örerek büzüp bitirdim

eldivenin bilek ucuna tığla uygun bir oya yaptım.
Makara lastiği ile karıştırdığım iple bileğine bağcık yaptım.



Atkı zaten kendini söylüyor.
resimlere tıklayarak yakından bakıp görebilirsiniz.
Unarım anlatabildim;gerçekten de yapmak anlatmaktan daha kolaymış:))))

UNUTMAYALIM




Bu vatan nasıl muhafaza edildi ve bizlere emanet bırakıldı UNUTMAYALIM;UNUTTURMAYALIM
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.



Sibel Göz yorumunu bu şiirle yapmış ben de onu buraya taşımayı uygun gördüm
Sibel GÖZ dedi ki...
Çanakkale,
Geçilen Sırat
Çanakkale,
Kurtuluşa berat

Çanakkale,
Küfre kale
Çanakkale,
Tevhîd ile

Çanakkale,
Dillerde tekbîr
Çanakkale,
Allah bilir.

Çanakkale,
Düşmana çekilen set
Çanakkale
En görkemli şehadet.
Çanakkale Şehitlerini Saygıyla Anıyoruz..........

16 Mart 2009 Pazartesi

Delikanlı Odası

internetten alınmıştır
Ertuğrulcuğum iki aydır bende kalıyor. Buradan da iki yıllığına yurt dışına gidecekler.
Çocukcağız yatağını,odasını,alıştığı mekanı herşeyini bıraktı ,uzun süre de ayrı kalacak .
Döndüğündeise zaten büyümüş olacağı için onları kullanamıyacak.
Daha doğmadan don biçen aceleci anneannesi ona oda modelleri aramaya başladı bile.

Bu da en beğendiklerimden biri.
Bir süre okyanus kıyısında yaşayacak olan Üsküdarlı torununma da kayıktan yatak yakışır değil mi?

14 Mart 2009 Cumartesi

geri dönüşüm projesi Albümler Çerçeveler



Geri dönüşümde en güvenli ve ve de önemli malzeme kağıt .
Kimyasal zararlı maddeleri daha az,yapısı belli ve onları tekrar kullanarak ormanlara bir kaç gün daha yaşama şansı verebiliriz.İşte burda gördüğüm ; da böyle bir projeye örnek olabilir.





atmaya kıyamadığımız davetiyelerden dergi ,katalog kapaklarından kesip oyarak böyle




çerçeve olarak kullanılabilir


istersek te sayfa sayfa hazırlayıp albüm yapabiliriz