29 Ağustos 2010 Pazar

Postmodern dua

Birkaç gün yokum ,Eskişehire gidiyorum.gitmeden evvel hem gidişimi haber vereyim hem de maille gelen duayı paylaşayım dedim
hoşçakalın

""Postmodern dua
Gelen Kutusu

ALLAHIM bu mübarek gecenin yüzü suyu hürmetine;
kellere saç, hastalara ilaç, züğürte para, sıvacıya mala,
benim takıma kupa, işsize iş, dişsize diş, olmayana çocuk, kahvaltıya sucuk,
çaya şeker, behlüle bihter, yemeğe tuz, ayrana buz, nazar degmişe hoca,
evde kalmışa koca, dırdır yapana akıl, onu çekene sabır,
Referandumda HAYIRlar nasip eyle yarabbim. AMİN...""

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Bayramda sevindirmek isteyenlere hatırlatma

Gönül dostu olduğumuz Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği başkanı Sayın Kemal Demirelden bugün aldığım maili paylaşıyorum.
Tek başımıza yapamasak ta birleşince dağları deviririz alimallah diyerek...

" Değerli Gönül Dostlarım,
Mübarek ramazan ayının tüm güzelliklerini, huzuru ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Yardımlaşmanın ve paylaşmanın en güzel günlerini yaşadığımız bu mübarek ramazan ayında sizlerden bir ricam olacak.

Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği, kısa adı BEDD'i kuran tekerlekli sandalye konumunda bir vatandaş olarak,
Mübarek Ramazan bayramında ihtiyaç sahibi engelli kardeşlerimizi onurlandırmanızı ve onlara ihtiyacı olan tekerlekli sandalye armağan etmenizi tavsiye ediyorum.

Bu güne kadar derneğimiz Ülke çapında 20 binin üzerinde tekerlekli sandalye dağıttı. Sizlerin sayesinde ihtiyaç sahiplerini onurlandırdık ve onları taş yapılardan kurtararak özgürleştirdik.

Ancak daha ülkemizde tekerlekli sandalye yardımı bekleyen binlerce yardıma muhtaç engelli kardeşimiz daha var.

Bu bayram farklı olmalı, bu bayramın hazzı ve gururu bir başka tadında olmalı. Yardımın küçüğü, büyüğü düşünülmeden yüzleri gülümsetmeli, oluşacak sevinci paylaşmalıyız.

Yarın kimin ne olacağı belli olmayan bir dünyada, hayatı sizinle birlikte paylaşmak istiyoruz. Buna ihtiyacımız var.

Alt bölümde İllere göre tekerlekli sandalye ihtiyaç listesi bulunmaktadır.
Bu bayram farklı gururu yaşamak ve katkıda bulunmak istiyorsanız geniş bilgi;
Tel:(0216) 370 81 66 (pbx) e-mail: bedd@bedd.org.tr - web: www.bedd.org.tr"

23 Ağustos 2010 Pazartesi

kitap için yarışmak


Çok okuyan okumaya doyamayan biri olarak kitapkolik sitesinin hazırladığı bu yarışmayı size bildirmek istemazdim
Niye mi;kitap ödüller,i bana kalsın diye tabi
fakat katılım şartı buymuş el mahkum
hadi bakalım start alalım
başlıyor

17 Ağustos 2010 Salı

ben depremzedeyim

11 yıl önce depremi Sakarya/Hendek'de ailece yaşadık.Sonrasında Düzce depreminide de bölgede yaşayınca kışı Isparta'da geçirirken depremzedeyim deyince eşim çok sinirlenirdi.Evimiz yıkılmadı,tanıklarımız, akrabalarımızın hepsi çok şükür sağ niye depremzedeyim diyorsun derdi.
Evet maddi olarak zarar görmemiştik ,Lâkin ruhumuz yaralıydı.Yıllarca bu yarayı kapatamadık.
Beynimin güzel bir arızası vardır benim .Çok üzüldüğüm tarihlerin yıl dönümlerini hep birkaç gün sonra hatırlarım.Bu sefer de medya unutturmadı.Dün geceyi TRT ile tekrar yaşadım.
Allah o günleri bir daha yaşatmaz inşaallah.
Yüreğim dopdolu söylenecek çok şey var...
Dilim lâl....

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Çocuklarda hayal gücü

Ertuğrul oynarken müdahaleyi ve kendiliğinden istemediyse katılmamızı istemez.Hele ona bir şey öğretmemize hiç izin vermez .Hiç bir şey anlamaz gibi boş gözlerle bakar, dönüp gider.
Canı istediği zaman o şeyi kendiliğinden yapıp bizi şaşırtır.


Toplanma sırasında bir gün baktık kendi araba rampasını yeterli bulmamış evde bolca bulunan malzemelerle ilave yapmış.Uzun süren toplanma maceramız boyunca bu gibi oyunlar kurarak kendini epeyce eğlendirdi.
Zaten bildiğiniz gibi biz büyükler oyuncağı sözde onlara,aslında kendimize alırız.
Şükür ki çocuklarımız onları kendi yaratıcılıklarıyla şekillendirebiliyorlar.



Taşınınca tümünü açmadığımız oyuncak kolilerinden keşfedebildiklerini bulup dökerek oynuyor

ilk fotodan iki ay sonra çektiğim bu resimlerde bakar mısınız ?
Rampalı oyuncağını bulamamış
ne gam,bu kez daha güçlü bir malzemeyle ,artan perde kornişiyle rampasını kurmuş

Fakat yanlış yüzünü kullanıyor,tersini koysa araba tekerleri için adeta ray görevi olacak .İkna etmek ne mümkün ,

dede bir ara çarpıp devirerek rampanın düzgün yüzünün konmasını sağlıyor.Bu kez de oyuncak sepeti rampanın altına getiriliyor...
mutluyuz

14 Ağustos 2010 Cumartesi

sineklerle savaş,pratik balkon kapısı sinekliği

Sinekler ile aramda hep sevgi dolu bir ilişki olmuştur.En derin uykumdan uyanıp onlarla özel olarak ilgilenmişimdir.
Uykuda olan kocamın kafası gözü demeden yaradana sığınıp şaplağı indirdiğim,duvarları titretecek kadar gayretli raket darbelerimle evde yarattığım sallantılar bunun isbatıdır.

Biliyor musunuz sivrisineklerin bir nöbet saati var; bu saat ,onları ısı değişimi ile harekete geçiriyor ama ben bunu işime geldiği gibi yorumluyorum .Her gece uyurken o derinden gelen iğrenç vızzzzz ile uyanıp saate baktığımda hımmm diyorum 02.15 sineği bu,vay vay vay hem de ailecek uğramışlar
beş on dakika izleme bir iki salvo sağa sola hucum sivriler nakavt.
Bir de zatıalileri sabaha karşı arz-ı endam ederler
onları da zevkle temize havale ederken sabah namazını kaçırtmadıkları için de teşekkür etmeyi ihmal etmezdim.
On yıldır Ankaradayım .Yaşadığım çevrede sinekler,evimdeki pencerelerde teller olmadan mutlu yaşadım.
Lâkin yeni evimde önceki yazımda da sözettiğim çöpler ve çevre düzenlemesinin henüz tamamlanamaması ve yetersiz yüzünden bu kez karasineklerle savaşa yeniden başladım.
Eve taşınırken pencerelere tel yaptırmıştık.Balkon kapılarına ise ailece kapı,kapak kapatmayı sevmediğimizden gerek görmemiştim.İlk günlede sinek pek yoktu ,pencere tellerinin 3-5mm aralıkları da o yüzden dikkatimi çekmemişti.
Baktım olmuyor mutfak balkonuna tel kapı yerine 3 kanatlı tel perde yaptım.


1metre eni olan pimapencilerin kullandığı elastik telden 2 metre aldım boyuna 3e böldüm

Her parçayı diğerinin üstüne yaklaşık 12-14cm kadar bindirerek üst ucunu ekstrafor ile dikip kapının üst pervazına raptettim.


ilk günler alt ucuna rapdettiğim ince çubuklar yeterli gelmeyince 3cm eninde boyu kanatlar kadar diktiğim kılıflara evde bulduğum en ağır kuru malzemeyle turşu tuzu ile doldurup kanat uçlarına diktim.


Evet normal şartlarda perdem iş görüyor ,anormal sıcak ve çevresel +belediye ilaçlamasının yetersizliği nedeniyle elimde sinek raketi ile geziyorum.
Hiç istemesem de kimyasal yöntemlere başvuracak ve bir sinek öldürücü sprey alacağım
Zaten sıcaktan uyuyamazken bir de karasineklerin o iğrenç temaslı ayaklarının tacizine dayanmak mümkün değil.

13 Ağustos 2010 Cuma

Yenimahalle Belediyesine duyurduk Vatandaşlık görevimizi yaptık


Yeni taşındığımız mahalle oldukça yeni bir yerleşim .
Dolayısıyle de bazı hizmetlerde ciddi aksama var.
İki büyük site için resimde gördüğümüz 3tanecik konteyner konmuş.
Hemen hemen 150 daireye hizmet etmesi beklenen konteynerler günün her saati böyle,hatta daha da dolu.
Çöpler ise muntazam alınmıyor.Ben YeniMahalle Belediye Temizlik İşlerine maille başvurdum.Eşim ise telefona sarıldı birkaç aktarmadan sonra ulaştığı ilgiliden ilgileneceğiz yanıtını aldı.Yetinmedi Belediye Encümeni Üyesi bir arkadaşına telefonla ulaşıp önce rica etti,sonra samimiyetine güvenerek tazyike başladı.
Ertesi gün çöpler alındı.
Fakat çevresindeki döküntüler duruyordu.
İtirazımız duymazdan gelinince yine telefona sarılınıp arkadaşa ulaşıldı vs hal böylece birkaç gün devam etti.

Bu arada telefonu ben de elime alıp durumu blogumda yazacağımı ,mümkün olan her şekilde sesimizi duyuracağımız filan söyledim.
Çırpınışlarımız sürdü .


Ertesi sabah arkadaşımız olan encümen üyesi telefon etti bir görevlinin geleceğini müjdeledi.
Saat 11.00civarında çöpleri almaya bir ekip geldi, ben de resimleri çekmeyi o zaman akıl ettim .Birkaç saat sonra da beklenen görevli gelmişti


GelenYenimahalle Belediyesi Temizlik İşlerinden Ali Paşa Bey kendisine dışarda görevdeyken telefonla durum iletildiğini ve hemen TurgutÖzal Mahallesine doğru yola çıktığını,yoldan aldığı iki metal konteynerle geldiğini belirtti.
İlaçlama ve geri dönüşüm çöp kutuları isteğimizi de ilettik.
İlaçlamayı belediyenin,geri dönüşüm kutularının ise Çevre Bakanlığının inisiyatifinde olduğunu öğrendik.Eşim ve Ali Paşa Bey bir süre konuşup sayısı 6ya ulaşan konteynerleri komşu site ile bizim siteye paylaştırdılar,görevlilere gerekli uyarı yapıldı. Ali beye teşekkür ediyorum.

Çöp sorununu çözdük fakat mazot püskürten aracın yaptığı ilaçlamalar maalesef karasinekleri öldürmeye yetmiyor .Bu konuda evde aldığımız tedbirlere rağmen sinek savaşında başarısızım.
Artık kimyasal ilaçlara başvurmaya karar verdim.
Sıcaklar ,belki de sinekler yüzünden kusma ve şiddetli ishalden kurtulabildiğim gün markete koşup bir insektisit almaya kararlıyım.Ama ondan önce bu yazımın linkini Yenimahalle Belediyesi ilgili birimine iletmeye kararlıyım.
UMARIM SİNEKLERDEN KURTULURUZ

10 Ağustos 2010 Salı

hesap işletim ücretleri üzerine bir aktarım.

Daha önce duymuş ve hesaplarımı maaş hesabımın olduğu bankadan başka bankalarla ilişkimi kesmiştim.
Fakat yeniden duymakta fayda var diye düşünerek paylaşıyorum .
netbul'a ve Mehmet Ali Sulutaşa teşekkürlerle...


"Tüketici derneklerinin, bankacılık ve hukuk uzmanlarının dikkatine:



Bankaların olası başarısızlıkları karşısında güvende kalma düşüncesiyle kimi yurttaşlarımız

Birden fazla bankada hesap bulundurmaktadır. Aslında birden fazla bankada hesap açtırmış olmak değil irdelenmesini istediğim durum.



Hesaplardan, “hesap işletim ücreti” başlığı altında iki ya da dört kez olmak üzere her vadesiz hesaptan yılda 60 TL dolayında bir para tırtıklanmaya başlanmış birkaç yıl öncesinden itibaren. Böyle bir ücret alınacağı veya alınmakta olduğu hesap sahiplerine bildirilmiyor bile…



Sorguladığımda banka yöneticilerinin sığındığı bir madde varmış hesap açıldığında imzalanan karınca duası gibi basılmış ve pek de anlaşılmayacak düzenle basılıp imzaya sunulan sözleşme. İşte o sözleşme kapsamında, “Banka gerektiğinde hesaptan kafasına göre ücret kesebilir…” diye bir madde varmış. Doğrusu bunu ve “hesap işletim ücreti” diye bir uygulamayı yeni duyuyorum.



Öyle sanıyorum, satılmış bankaların iş ahlakından yoksun yeni yöneticileri saksılarını çalıştırıp, banka müşterilerinin hesaplarından nasıl kuruş çalabiliriz diye cambazlık düşünmüş olabilirler. Bizler de saf ve bankacıların uşağı ya da kulu-kölesi olmadığımızı gösterip anlatmalıyız.



Bazı bankalar, eğer iki tane elektrik, su, havagazı, davul tozu gibi otomatik ödeme talimatı varsa vadesiz hesaplardan bu ücret alınmıyormuş. Vadeli hesaplardan zaten ücret alınmıyormuş…



Bankalar ayrıca, vadesiz hesapları, yıl sonu-başı sırasında, kendi kendilerine “kapatma-açma” uygulaması diye çok saçma bir haksız kazanç sağlama yolunu seçiyorlar.



Yabancıya yıllar önce satıldıktan sonra cambazlıklar yapmaya başlayan banka genel merkezine, 5.8.10 günü sözlü ve yazılı başvurum üzerine, sözlü olarak, “İki değil, 22 otomatik ödemeniz olsa bile bu ücret alınacaktır!..” dendikten sonra, [Bankamızla imzalamış olduğunuz Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin Genel Hükümler 16. maddesinde “Banka, önceden haber vermeksizin serbestçe tayin edeceği tutar ve aralıklarda Müşteri'nin vadesiz mevduat hesaplarından ‘Hesap İşletim Ücreti’ tahsil etmeye yetkilidir. Banka bu tutarı dilediği zaman tek yanlı olarak artırma hakkına sahiptir" ibaresine yer verilmiş olup, söz konusu bedellerin iptali veya iadesi olumlu değerlendirilememektedir…] diye bir de ileti alınca, hem sözlü hem yazılı olarak;



“Sayın ilgili, bu durumda hemen yarın şubenizdeki hesaplarımı kapatıp, banka ile ilişkimi keseceğim. Kredi kartını da iade edeceğim…” diye bilgi verdim ve ertesi gün gerçekten gidip dediğimi yaptım. Ayrıca iki otomatik ödeme talimatımı da başka bir bankaya aktardım.



Talebim: 1) Otoriter yönetimler gibi, bankaların kafaları estiğinde “ücret” adı altında bir ceza uygulamasına yönelmemesi; 2) Finansbank’ın hesabımdan bilgim dışında kesmiş olduğu paraların tamamını tarafıma ödemesi; 3) Para çoğu bankanın kasasında dururken ve bankaca işletilirken, yıl sonu kapa-aç diye 3-5 gün faiz gelirinden yoksun etme gibi bir haksız kazanç uygulamasına meydan verilmemesidir. Tüketici dernekleriyle hukuk uzmanlarının bu tür haksız kazançların önlenmesi bağlamında “Bankalar Birliği” ve/veya mahkemeler nezdinde, tüketici haklarını koruması, böyle kural dışı uygulamalara son verilmesi için girişimlerde bulunmasıdır…



Bu vesileyle, Türkiye’de 1970’li yıllarda, özümün de (Kanada bilgi birikimi ve deneyimlerim ışığında) bilgi ve önerilerimle katıldığım, ilk Tüketici Derneği girişimlerini başlatan, 1967-68 yıllarında, İstanbul Ticaret Odası ‘Etüt ve Araştırma Şubesi’ Müdürümüz, sonra İstanbul Deniz Ticaret Odası ilk Genel Sekreteri Yıldırım Kılkış’ı rahmetle anıyorum… 10.8.10 Cuma



Mehmet Ali Sulutaş, MBA, iktisatçı, araştırmacı, yazar, çevirmen"

9 Ağustos 2010 Pazartesi

dikiş hikayesi

Bir tarihte diye başlayayım; muhtemelen 12yıl filan önce Kadıköy Cuma pazarından 30-35 cm eninde çizgili poplinden bu kumaşları bulmuştum,geçmiş gün yalan olmasın tanesini on kuruştan almıştım.Demek ki o günlerde de 10 kuruşlar kullanılıyormuş.Alış sebebim; ben bunlardan kocama pijama dikerim demiştim.
Dikmeye kalkıştığımda kocam , evliliğimiz boyunca damatlığı da dahil 5.pijamasını giydiğini,son pijamasından öncekilerin hepsinin daraldığı için tedavülden kalktığını hatırlattı. Zaten son pijamasını da daha bir on yıl giyebileceğini söyleyince vazgeçtim.
Tanıyanlar bilir Mahocuğum yaz kış kısa kollu gömlekle gezer pijamayı sadece yatılı misafirlikteyken ya da evde yatılı misafir varken bir de hastayken giyer.:)Doğal olarak ta eskimez.
Eee bu durumda ben de elimdeki hiç bir şeyi atamadığımdan parçalar bekledi de bekledi.Sonra iki yıl önce ben de onları damada şort-kolsuz üst bir pijama dikiverdim.Ama arttı,artanlar da küçük kızıma bu bluz oldu.Üstelik te kalıpsız filan diktim.Geçen gün baktım giymiş

Ben de hemen resim çektim dikildiğinin 3,yılı resimlendiğinin de 3. ayında kısmet oldu paylaştım.


Bir elim değse ne anlatacak öyküler ve paylaşımlar var ama...

8 Ağustos 2010 Pazar

yeni evde yenileme çalışmaları -saksı güzelleştirme

Yeni eve taşınalı neredeyse üç ay oldu.Hemen hergün, 4 odaya iki ev eşyası yerleştirme daha doğrusu yer değiştirme ile geçtiğinden bir şeylere el atmaya pek zaman kalmıyordu.Bir yandan da bir şey üretmeyen ellerim kaşınmaya başladı.Bir rafımız vardı onu banyoya takmayı düşününce beyaza boyadım.Beyaz boya ve fırçalar çıkmışken de 20 yıldır benimle diyar diyar dolaşan demirbaş saksım gözüme ilişti.2-3 kez elden geçirmiştim yine bakıma ihtiyaç duyduğunu gördüm,İlk halini resimlme aklıma gelmeden başladım , önce çiçeksiz yerlerini beyaza boyadım.


iki kez boyayıp zımparaladıktan sonra üçüncü katta sonucu beğendim.

Artık renklerini tazelemeye sıra geldi

Yorgun yüzüme bakmayın çok zevk alarak yaptım
Kuruyunca içine kocamın acı biber fidelerini diktim ama balkonumu kavuran sıcak ve deli rüzgardan ötürü henüz huzurunuza çıkmaya uygun hale gelmediklerinden resimlemeye lâyık bulmadım
Beğendiniz mi?

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Tembeller yaratıcıdır



Tembeller yaratıcıdır,nerden mi biliyorum ?Kendimden tabii ki...Sevdiğim ilgi duyduğum işlerde arı gibi olsam da sevmediğim işlerde tembelim ,her dakka elimde süpürge bez olsun hiç istemem .Bu yazdıklarımın resimle ne ilgisi var derseniz resme baktım baktım baktım ve terliğini aramaya üşenen biri tarafından tasarlandığına karar verdim.Sonra övünmek gibi olsun akrepliğim tuttu kendi kendimi iğneledim .
Bu halı bende olsa terliklerin hepsi bitene dek herbirini kullanır sonrada halıyı süpürürken de evin çeşitli yerlerinden toplar yerleştirirdim.
Eh halının rengi de müsait olduğundan üç gün ile bir hafta arası bir zaman dilimi kalır gibi...
Ayrıca sadece ben değil ev halkından ayak numarası uygun olan terlikseverlerin de bana yardım edeceğinden kuşkum yok:))
Hendek teki evimizde kazanı da dahil kendimiz yaptığımız kalorifer sisteminin ısıtma işlemi şömineden sağlanıyordu.öyküsünü burda yazmıştım
Hergün faal olan şöminenin iki yanına yayılır kış boyu keyfederdik.
Bir gün kocam eline geçirdiği ikişer mm kalınlığınd 1 m.boyunda ince çıtayı bir makrome ipiyle süslü düğümlerle vağlamış.Dalga geçtim ,yahu bir gün de şu sarfettiğin emek yararlı bir işle sonuçlansın dedim.
Sesini çıkarmadı. Biraz sonra sigara arandım ,baktım sigarayı o çubuklar yardımı ile tutarak uzatmış,devam ettim
-çakmak-
-buyruuun,
-küllük
-oda tamam...

eh diyecek bir şey kalmadı
sigaralarımızı tüttürürken ben de ona miskinler tekkesindeki iki miskinin insan kuş misali hikayesini anlatmıştım.
Eee insan kuş misali ,o her santimetrekaresinde (mübalağasız)emeğimiz olan evimiz şimdi başkalarında. Biz se iki kira evinden sonra tekrar kendimize ait bir evdeyiz.

Biraz gülümsdiyseniz sevinirim.Zirâ yazıyı yazana kadar terledim...
buradan aldım
Linkte birçok ilginç halı var tavsiye ederim bakın