Bu yaz kaybettiğimiz sevgili kardeşimiz,dostumuz,arkadaşımız ALİ ÖZAYDIN'ımızı anmak için Buluşuyoruz.
Biz dostları orada olacağız. Ali Özaydın'ı tanımamış ,duymmış, bilmemiş olanlar da onu ve bizleri tanımak için gelsinler dünyadan geçerken dostluğu ,insanlığı,Türklüğü ile bizi onurlandıran bu güzel insanı tanısınlar istiyorum.
Biz hem onu anmak hem kederli ailesine dost ellerimizle dokunmak İçin orada olacağız. Dünyadayken bizleri tanıştıran ,buluşturan,birleştiren ALİ ÖZAYDIN bizi tekrar bir araya getirecek
Lütfen siz de gelin.
Etkinlik,Rahmetli Ali ÖZAYDIN'IN kurduğu ve başkanlığını yaptığı Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği tarafından yapılmaktadır.Kültür Bakanlığının da destek verdiği ANMA ETKİNLİĞİMİZİN davetiyelerini
532 613 07 20 numaralı telefonla irtibata geçerek temin edebilirsiniz.
Konserin yapılacağı yer ise, GENÇLİK PARKI,TİYATRO SALONU.
Saati: 19.30
31 Ekim 2011 Pazartesi
''En güzel Cumhuriyet Bayramı’ydı bence...
Çünkü sadece yüreğinde Mustafa Kemal ve Cumhuriyet sevgisi olanlar katılabildiler... Cumhuriyeti yıkmak isteyenler, onun ilkelerini tekmeleyenler iyi ki gelmediler...
Sırf Cumhuriyetin koltuklarında oturdukları için oraya gelip duranlar yoktu...
İkiyüzlülük gözükmedi...
Sahtecilik sırıtmadı...
Riyakârlık orada değildi...
*
Güzel bir bayram oldu yani...
Kutlu olsun...''
Bekir Coşkun(tümünü okuyun lütfen)
29 Ekim 2011 Cumartesi
EŞYALARI ÇIKARSAK İYİ OLURDU
Yavaş yavaş unutmaya başladığım deprem acıları Van'ın yıkılmasıyla tavan yaptı,hepimiz gibi.
Son zamanlarda böyle durumlarda üzüntüm mü fazla öfkem mi gerçekten bilemediğim için yazmak bir yana görmek ,duymak ve düşünmekten bile olabildiğince imtina etmeye(kaçınma ,sakınma)dikkat ediyorum.
Damadım İbrahim Altay gazetesi adına Van'a gidenlerden. Dönüşünü ve yazmasını bekledim. Yazısını okurken yine öfkemle elemim beni boğacak gibi oldu.
Canım,genç meslektaşlarımın depreme değil kesilen kolonlara kurban gitmeleri nasıl unutulur,affedilir veya öfkelenmeden sadece ağlanabilir...Mümkünü yok .
Neyse irdelemekten vazgeçtim.
Aşağıya yazının bir bölümünü,beni en çok incitenlerden bir bölümü aldım.
EŞYALARI ÇIKARSAK İYİ OLURDU
Biz gece orada beklerken saat 03:00 sularında binanın sahibi olan ailenin fertlerinden biri geldi. Adı Eşref Bayram. Sadece bina değil binanın altındaki Baymar marketin de sahibi. Binanın dördüncü ve beşinci katlarında Bayram kardeşlerin üçü ve bir kiracı oturuyormuş. En üst katta ise babaları. Ailenin hiç can kaybı olmamış. Eşref Bayram deprem olduğunda bina yakınlarında ama dışarıdaymış. Koşup depremin zemin kat haline getirdiği dairesine tırmanmış. Kapıyı kırıp içeri girerken sol elini de kırmış ama aile fertlerinin hepsini kurtarmış. "Nerede kalıyorsunuz?" diye sordum. 5 kilometre ilerdeki köylerinde kalıyorlarmış. Gecenin bu saatinde niye geldiğini sorduğumda ise beni üzen bir cevap alıyorum: "Eşyalar, malzemeler, hepsi içerde. Onları çıkarabilsek iyi olurdu." Evin açık katlarındaki eşyalara bakarak ekledi: "Kadınlar onu da al bunu da al, dediler. Alın size. Hepsi gitti." "Şimdi ne yapacaksınız?" sorumu ise "Yine aynı şekilde bina yapacağız. Allaha çok şükür Ankara'da yerimiz var. Ya burayı yapacağız ya da oraya gideceğiz. Biraz paramız var milletin içinde (alacaklarımız var); onları da verseler iyidir," diyerek yanıtlıyor.
Sabah Gazetesi
Son zamanlarda böyle durumlarda üzüntüm mü fazla öfkem mi gerçekten bilemediğim için yazmak bir yana görmek ,duymak ve düşünmekten bile olabildiğince imtina etmeye(kaçınma ,sakınma)dikkat ediyorum.
Damadım İbrahim Altay gazetesi adına Van'a gidenlerden. Dönüşünü ve yazmasını bekledim. Yazısını okurken yine öfkemle elemim beni boğacak gibi oldu.
Canım,genç meslektaşlarımın depreme değil kesilen kolonlara kurban gitmeleri nasıl unutulur,affedilir veya öfkelenmeden sadece ağlanabilir...Mümkünü yok .
Neyse irdelemekten vazgeçtim.
Aşağıya yazının bir bölümünü,beni en çok incitenlerden bir bölümü aldım.
EŞYALARI ÇIKARSAK İYİ OLURDU
Biz gece orada beklerken saat 03:00 sularında binanın sahibi olan ailenin fertlerinden biri geldi. Adı Eşref Bayram. Sadece bina değil binanın altındaki Baymar marketin de sahibi. Binanın dördüncü ve beşinci katlarında Bayram kardeşlerin üçü ve bir kiracı oturuyormuş. En üst katta ise babaları. Ailenin hiç can kaybı olmamış. Eşref Bayram deprem olduğunda bina yakınlarında ama dışarıdaymış. Koşup depremin zemin kat haline getirdiği dairesine tırmanmış. Kapıyı kırıp içeri girerken sol elini de kırmış ama aile fertlerinin hepsini kurtarmış. "Nerede kalıyorsunuz?" diye sordum. 5 kilometre ilerdeki köylerinde kalıyorlarmış. Gecenin bu saatinde niye geldiğini sorduğumda ise beni üzen bir cevap alıyorum: "Eşyalar, malzemeler, hepsi içerde. Onları çıkarabilsek iyi olurdu." Evin açık katlarındaki eşyalara bakarak ekledi: "Kadınlar onu da al bunu da al, dediler. Alın size. Hepsi gitti." "Şimdi ne yapacaksınız?" sorumu ise "Yine aynı şekilde bina yapacağız. Allaha çok şükür Ankara'da yerimiz var. Ya burayı yapacağız ya da oraya gideceğiz. Biraz paramız var milletin içinde (alacaklarımız var); onları da verseler iyidir," diyerek yanıtlıyor.
Sabah Gazetesi
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Dünya durdukça sen de dalgalan şanlı bayrağım.
Atatürküm,Cumhuriyetim ;
kıyamete kadar hepimiz bayrak bayrak dalgalanacağız birlikte...
27 Ekim 2011 Perşembe
Doruk yatakta
Annesi Suzan hanımla anlaştık ,Doruk'a bir sürpriz yaptık.
Karyolasını, oyuncaklarını ve çocuk figürünü keçeden,yorganı elyaftan yaparak mukavvaya sabitledim.
Doruk çok beğenmiş. Babaannesinin evine asmak istemiş. Annesi erken davranıp Doruk'un odasına yapıştırdığı için biraz sorun çıkmış ama sonunda hallolmuş.
Karyolasını, oyuncaklarını ve çocuk figürünü keçeden,yorganı elyaftan yaparak mukavvaya sabitledim.
Doruk çok beğenmiş. Babaannesinin evine asmak istemiş. Annesi erken davranıp Doruk'un odasına yapıştırdığı için biraz sorun çıkmış ama sonunda hallolmuş.
23 Ekim 2011 Pazar
21 Ekim 2011 Cuma
Nogayın çeyizi yola çıktı
Yazımı önceden planlayıp yerleştirmişim,gündemin üzüzntüsünden yazıyı palanladığım gün ve saat aklımdan uçup gittiğinden pazartesiye dek yazı girmemek arzumu istemeden ihlal etmişim. Yayımlandığı için kaldıramadım da.
Özür diler ve susarım.
Nogayın dünyaya teşrifi yaklaşıyor.Her an güzel haberi alabiliriz diyerek son noktayı koydum.
Annesi kararsız kalıp seçemeyince son sürpriz olsun dedim veyeni bir isimlik tasarladım.
Bebeğimizin babası görevli olduğu Güneydoğudan uçarak gelsin diye helikopterini,uçağını yaptım.
İçine de anne babasını koysun diye kalp şekilli çerçevesini ekledim.
Annesi bebeğin hangi takımı tuttuğu henüz belli değil deyince Onları hiç göremeyecek olan dedesi rahmetli Gültekinimizin anısına fanatiği olduğu Fenerbahçeye izafeten tulumunu ,emzik ve biberonunu ekledim. ,
Bunlar hepsine sürpriz olacağından yayımlamak için paketin ellerine geçmesinden sonra yayımlamak üzere yazımı hazırladım.
Bebek taşıma askısını (mei tai) köpekli yaptım ki minik oğlumuzu sadakatle beklesinler dedim.
Allah bütün bebeklerimizi,çocuklarımızı her türlü kötülüklerden korusun,analı babalı, mutlu sağlıklı olarak büyütsün .
Bütün bebek isteyenlerin de kucaklarını doldursun inşaallah.
Özür diler ve susarım.
Nogayın dünyaya teşrifi yaklaşıyor.Her an güzel haberi alabiliriz diyerek son noktayı koydum.
Annesi kararsız kalıp seçemeyince son sürpriz olsun dedim veyeni bir isimlik tasarladım.
Bebeğimizin babası görevli olduğu Güneydoğudan uçarak gelsin diye helikopterini,uçağını yaptım.
İçine de anne babasını koysun diye kalp şekilli çerçevesini ekledim.
Annesi bebeğin hangi takımı tuttuğu henüz belli değil deyince Onları hiç göremeyecek olan dedesi rahmetli Gültekinimizin anısına fanatiği olduğu Fenerbahçeye izafeten tulumunu ,emzik ve biberonunu ekledim. ,
Bunlar hepsine sürpriz olacağından yayımlamak için paketin ellerine geçmesinden sonra yayımlamak üzere yazımı hazırladım.
Bebek taşıma askısını (mei tai) köpekli yaptım ki minik oğlumuzu sadakatle beklesinler dedim.
Allah bütün bebeklerimizi,çocuklarımızı her türlü kötülüklerden korusun,analı babalı, mutlu sağlıklı olarak büyütsün .
Bütün bebek isteyenlerin de kucaklarını doldursun inşaallah.
19 Ekim 2011 Çarşamba
Üzüntüm mü büyük Öfkem mi bilemiyorum?
Üzüntüm mü büyük Öfkem mi bilemiyorum?
Annelerin,eşlerin yavruların acısını yüreğimin taaa içinden hissediyorum Öfke doluyorum, kahroluyorum.
17 Ekim 2011 Pazartesi
Çalıştım,pek çalıştım...yoruldum mu ? Hayır:))
Bebek malzemelerine daldım ya,ne zevkli bir iş anlatamam .Ara sıra aklımdakine ulaşamadığımı farkedip sinirlensem de bu beni daha pratik davranmanın ya da daha estetik yapmaya zorluyor.
Bir şeylere zorlanmak da beyni dinç tutuyormuş :)))Pasajdan aldığım sipariş üzerine dünyaya yakında gelecek bir delikanlının annesi istedi.
Eldeki kumaşlarımın fotosunu gönderdim. Beğendiğini çalıştım.
Kızıma dikerken internette epeyce araştırma yapıp bulduklarımı inceledim. En çok Balboa Baby markanın önlüklerinin kesimini beğendim. Kendimde eklemler yaparak takınca duruşunun estetik olmasını da sağlamaya çalışmıştım.
O deneyimleri paylaşmış oldum.
Cebi için beğendiği çapa desenini keçeden aplike yaptım.
Bu da kullanmadığın zaman katlayıp koysun diye kesesi.
Fiammaya yolladığım Badenin süsünden sonra ondan aldığım Defneye hediye siparişi ile aynı gün aldığım siparişlerdi Fiammanınkini çoktan gönderdim. Bu ise kumaş seç desen seç vs.derken bu günü buldu.Tabii ben iki tane ile yetinmeyip başlayınca bir düzine olmasa da yarım düzine yaptım.(toptancı Nalan:)
İlk pasaj satışım olacak . Nedretin yönlendirmesi ile resmini çekip pasajıma ekledim. Uğurlu olur inşaallah
Derken aklıma yıllar önce ayakkabı çantalarında kullandığım can kurtaran simitli çapa deseni geldi. Onu da burada kullandım. Bu da Nogay'a bizim delikanlıya gidecek.
Cebi koyarken şeytan dürttü.Ben bunu ayrı çanta yerine cebine soksam nasıl olur diyerek düşündün işte sonuç.
Önlüğü ters çevirip cebinin yanından başlayıp boyuna katlıyoruz sonra da yüzünden enine katlayarak cebe sokuyoruz. Hokuş pokus...
Bir şeylere zorlanmak da beyni dinç tutuyormuş :)))Pasajdan aldığım sipariş üzerine dünyaya yakında gelecek bir delikanlının annesi istedi.
Eldeki kumaşlarımın fotosunu gönderdim. Beğendiğini çalıştım.
Kızıma dikerken internette epeyce araştırma yapıp bulduklarımı inceledim. En çok Balboa Baby markanın önlüklerinin kesimini beğendim. Kendimde eklemler yaparak takınca duruşunun estetik olmasını da sağlamaya çalışmıştım.
O deneyimleri paylaşmış oldum.
Cebi için beğendiği çapa desenini keçeden aplike yaptım.
Bu da kullanmadığın zaman katlayıp koysun diye kesesi.
Fiammaya yolladığım Badenin süsünden sonra ondan aldığım Defneye hediye siparişi ile aynı gün aldığım siparişlerdi Fiammanınkini çoktan gönderdim. Bu ise kumaş seç desen seç vs.derken bu günü buldu.Tabii ben iki tane ile yetinmeyip başlayınca bir düzine olmasa da yarım düzine yaptım.(toptancı Nalan:)
İlk pasaj satışım olacak . Nedretin yönlendirmesi ile resmini çekip pasajıma ekledim. Uğurlu olur inşaallah
Derken aklıma yıllar önce ayakkabı çantalarında kullandığım can kurtaran simitli çapa deseni geldi. Onu da burada kullandım. Bu da Nogay'a bizim delikanlıya gidecek.
Cebi koyarken şeytan dürttü.Ben bunu ayrı çanta yerine cebine soksam nasıl olur diyerek düşündün işte sonuç.
Önlüğü ters çevirip cebinin yanından başlayıp boyuna katlıyoruz sonra da yüzünden enine katlayarak cebe sokuyoruz. Hokuş pokus...
15 Ekim 2011 Cumartesi
CEVİZ KABUĞU BAŞLADI
Cuma geceleri vatandaşı uykusuz bırakıyor, duydukları öğrendikleri karşısında milletin hafta sonu da berbat oluyor diye yayından kaldırılan CEVİZ KABUĞU dün gece başladı.
Hulki Cevizoğlu 1994’te başladığı “Ceviz Kabuğu” programını 16 yıl sürdürdü.
İki yıldır ekranlarda göremeyip rahatladığımız,devrana uyup sakin sakin gece gündüz uyuduğumuz rahat günler maalesef bitti.
Hulki Cevizoğlu bu kez de KRT, Karadeniz TV'de
KRT uydudan, D-Smart'tan, Tivibu'dan ve internetten izlenebiliyor.KRT bu ay içinde Digitürk'te de olacak''
Hadi bakalım :)))GÜNAYDIN.
''FLAŞ...FLAŞ...CEVİZ KABUĞU BAŞLIYOR!
Yaklaşık 2 yıllık -zorunlu- aranın ardından Ceviz Kabuğu başlıyor.
Yayınına 1994 Eylül'ünde başlayan ve aralıksız 16 yıl süren televizyon klasiği Ceviz Kabuğu yeniden izleyicisiyle buluşuyor.
Ceviz Kabuğu yeni bir atılım içinde olan Karadeniz TV'de (KRT'de) her cuma saat 22.00de canlı olarak yayınlanacak.
Ceviz Kabuğu bu yayın döneminde bazı temel sürprizler de yapacak.
Ceviz Kabuğu'nun yayınlanacağı KRT uydudan, D-Smart'tan, Tivibu'dan ve internetten izlenebiliyor.KRT bu ay içinde Digitürk'te de olacak''
engin kültür enginkultur@gmail.com Kime: bcc: addgebze
Hulki Cevizoğlu 1994’te başladığı “Ceviz Kabuğu” programını 16 yıl sürdürdü.
İki yıldır ekranlarda göremeyip rahatladığımız,devrana uyup sakin sakin gece gündüz uyuduğumuz rahat günler maalesef bitti.
Hulki Cevizoğlu bu kez de KRT, Karadeniz TV'de
KRT uydudan, D-Smart'tan, Tivibu'dan ve internetten izlenebiliyor.KRT bu ay içinde Digitürk'te de olacak''
Hadi bakalım :)))GÜNAYDIN.
''FLAŞ...FLAŞ...CEVİZ KABUĞU BAŞLIYOR!
Yaklaşık 2 yıllık -zorunlu- aranın ardından Ceviz Kabuğu başlıyor.
Yayınına 1994 Eylül'ünde başlayan ve aralıksız 16 yıl süren televizyon klasiği Ceviz Kabuğu yeniden izleyicisiyle buluşuyor.
Ceviz Kabuğu yeni bir atılım içinde olan Karadeniz TV'de (KRT'de) her cuma saat 22.00de canlı olarak yayınlanacak.
Ceviz Kabuğu bu yayın döneminde bazı temel sürprizler de yapacak.
Ceviz Kabuğu'nun yayınlanacağı KRT uydudan, D-Smart'tan, Tivibu'dan ve internetten izlenebiliyor.KRT bu ay içinde Digitürk'te de olacak''
engin kültür enginkultur@gmail.com Kime: bcc: addgebze
13 Ekim 2011 Perşembe
Ben çok şanslıyım
Dostlarım aklıma gelince kendimi çok şanslı ve zengin hissederim.
Hayatta maddiyat ve para ile bile elde edilemeyecek şeylerin başında gelir bence dostluk.Ve ben gerçekten çok şanslıyım.Yaradan önüme hep değerli ve vefalı insanlar çıkardı.Esirgemeden açtığım gönlümü hep aynı cömertlikle doldurdu dostlarım.
Bu günki yazımın kahramanı sevgili Kezban Hanım,kızım Umay'ın Süleyman Demirel Üniversitesinden hocası .Kendisini görmeden önce onun kızım ve arkadaşlarına gerçek bir öğretmenin olması gerektiği gibi ,bir anne gibi olduğunun hikayelerini duydum.
Tanıştığımızda da az bile anlatılmış olduğunu anladım.
Tanıştığımızdan sonra da yıllarca yüzyüze gelemedik ama irtibatı kaybetmedik.
Nihayet bu yaz,Ankarada bir araya gelebildik.
Hem birbirimiz gördük hem de Kezban Hanım kızımın çocuklarını gördü.
Bir öğretmen olarak bunun ne denli mutluluk verici olduğunu bizzat bilirim.
Temmuzun sonunda yakaladığımız bu mutluluğun tadını doyasıya çıkardık.
Ben gerçekten sevdiğim şeyleri sevdiklerimle paylaşmayı da çok seviyorum.
Siz dostlarımın da onu tanımanızı istedim.
Ertuğrul ve Elgize,Kezban hanımın hediyelerini giydirip görüntüleyelim de yazayım derken bu güne kadar bu yazıyı yayımlayamadım.
Bu güzel günü birlikte yaşamanın sevinci ve mutluluğu için Sevgili Kezban Hanıma teşekkürlerimizi iletirken bu güzel insanı sizlerle de paylaşmaktan sevinç duyuyorum
Hayatta maddiyat ve para ile bile elde edilemeyecek şeylerin başında gelir bence dostluk.Ve ben gerçekten çok şanslıyım.Yaradan önüme hep değerli ve vefalı insanlar çıkardı.Esirgemeden açtığım gönlümü hep aynı cömertlikle doldurdu dostlarım.
Bu günki yazımın kahramanı sevgili Kezban Hanım,kızım Umay'ın Süleyman Demirel Üniversitesinden hocası .Kendisini görmeden önce onun kızım ve arkadaşlarına gerçek bir öğretmenin olması gerektiği gibi ,bir anne gibi olduğunun hikayelerini duydum.
Tanıştığımızda da az bile anlatılmış olduğunu anladım.
Tanıştığımızdan sonra da yıllarca yüzyüze gelemedik ama irtibatı kaybetmedik.
Nihayet bu yaz,Ankarada bir araya gelebildik.
Hem birbirimiz gördük hem de Kezban Hanım kızımın çocuklarını gördü.
Bir öğretmen olarak bunun ne denli mutluluk verici olduğunu bizzat bilirim.
Temmuzun sonunda yakaladığımız bu mutluluğun tadını doyasıya çıkardık.
Ben gerçekten sevdiğim şeyleri sevdiklerimle paylaşmayı da çok seviyorum.
Siz dostlarımın da onu tanımanızı istedim.
Ertuğrul ve Elgize,Kezban hanımın hediyelerini giydirip görüntüleyelim de yazayım derken bu güne kadar bu yazıyı yayımlayamadım.
Bu güzel günü birlikte yaşamanın sevinci ve mutluluğu için Sevgili Kezban Hanıma teşekkürlerimizi iletirken bu güzel insanı sizlerle de paylaşmaktan sevinç duyuyorum
10 Ekim 2011 Pazartesi
Yazarkasa Fişlerindeki Tehlike
Son günlerde Bisfenol A ( BPA ) nın başka bir alanda da kullanıldığını duyarak tüylerim ürperdi.
Biberon ve yeniden kullanılan su şişelerindeki kanserojen olarak duyduğumdan beri çevremize duyurmaya çalışmaktan vazgeçmediğim Bisfenol A termal kağıt olarak adlandırılan yazar kasa, bankamatik fişleri gibi kağıtlarda da bulunuyormuş.Bildiğiniz gibi bu kağıtlar hafif bir ısı gördüğünde kararıverirler.İşte onları ellediğimizde eller yıkanmadan ağzımıza gözümüze sürdüğümüzde yine BPA ya maruz kalıyormuşuz. Bu bilgiyi kanal D Doktorum programında Prof.Dr.
Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta'nın ağzından dinledim.İlginç bir de sitesi var ziyarete değer.
Benden HATIRLATMASI....:)
Aşağıda da BPA ile ilgilki birkaç satır
''Bisfenol A, işlevsel iki fenol grubu bulunduran organik bir bileşik olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla polikarbon gibi bazı plastiklerin ve sıcak etkisiyle biçimlendikten sonra sertleşebilen plastik hammaddelerin üretiminde kullanılmaktadır. Bisfenol A’nın dünyada en çok üretilen kimyasallardan biri olduğu (her yıl 2.7 milyar kg üretiliyor) ve atmosfere yıllık 100 ton salınım yaptığı belirtiliyor. Ayrıca Tip 3 (PVC) plastikleştirici maddelerde antioksidan olarak kullanılmasının yanında, esnek PVC’lerde bulunmasına karşın, PVC borularda bulunmuyor. Bunun dışında Bisfenol A’nın tutuşma önleyici ya da geciktirici, “Tetrabromobisfenol” ün de öncü maddesi olduğuna dikkat çekmekte yarar var.
DİĞER KULLANIM ALANLARI İSE ŞU ŞEKİLDE:
Dünyada yaklaşık olarak yıllık 2-3 milyon ton ürerime sahip Bisfenol A, yukarıda bahsi geçen konuların dışında farklı kullanım alanlarına da sahip. Tıbbi ve diş hekimliği araçları, diş dolguları, doku yapıştırıcı, gözlük mercekleri, CD ve DVD’ler ve ev elektronikleri bu alanların başında geliyor. Bisfenol A, sert plastik şişelerin yanı sıra 1960’lı yıllardan beri metal yiyecek ve içecek kaplarında bu kapların içini döşeyen plastik kaplamaların içinde de bulunuyor.
Son günlerde adına sıkça rastladığımız Bisfenol A ( BPA ) özellikle biberon ve yeniden kullanılan su şişeleri ile damacanalarında bulunmasınının ardından bu ürünlerin kullanımının ciddi tehlikelere sebebiyet verebileceği açıklandı.''
netten alıntıdır
Biberon ve yeniden kullanılan su şişelerindeki kanserojen olarak duyduğumdan beri çevremize duyurmaya çalışmaktan vazgeçmediğim Bisfenol A termal kağıt olarak adlandırılan yazar kasa, bankamatik fişleri gibi kağıtlarda da bulunuyormuş.Bildiğiniz gibi bu kağıtlar hafif bir ısı gördüğünde kararıverirler.İşte onları ellediğimizde eller yıkanmadan ağzımıza gözümüze sürdüğümüzde yine BPA ya maruz kalıyormuşuz. Bu bilgiyi kanal D Doktorum programında Prof.Dr.
Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta'nın ağzından dinledim.İlginç bir de sitesi var ziyarete değer.
Benden HATIRLATMASI....:)
Aşağıda da BPA ile ilgilki birkaç satır
''Bisfenol A, işlevsel iki fenol grubu bulunduran organik bir bileşik olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla polikarbon gibi bazı plastiklerin ve sıcak etkisiyle biçimlendikten sonra sertleşebilen plastik hammaddelerin üretiminde kullanılmaktadır. Bisfenol A’nın dünyada en çok üretilen kimyasallardan biri olduğu (her yıl 2.7 milyar kg üretiliyor) ve atmosfere yıllık 100 ton salınım yaptığı belirtiliyor. Ayrıca Tip 3 (PVC) plastikleştirici maddelerde antioksidan olarak kullanılmasının yanında, esnek PVC’lerde bulunmasına karşın, PVC borularda bulunmuyor. Bunun dışında Bisfenol A’nın tutuşma önleyici ya da geciktirici, “Tetrabromobisfenol” ün de öncü maddesi olduğuna dikkat çekmekte yarar var.
DİĞER KULLANIM ALANLARI İSE ŞU ŞEKİLDE:
Dünyada yaklaşık olarak yıllık 2-3 milyon ton ürerime sahip Bisfenol A, yukarıda bahsi geçen konuların dışında farklı kullanım alanlarına da sahip. Tıbbi ve diş hekimliği araçları, diş dolguları, doku yapıştırıcı, gözlük mercekleri, CD ve DVD’ler ve ev elektronikleri bu alanların başında geliyor. Bisfenol A, sert plastik şişelerin yanı sıra 1960’lı yıllardan beri metal yiyecek ve içecek kaplarında bu kapların içini döşeyen plastik kaplamaların içinde de bulunuyor.
Son günlerde adına sıkça rastladığımız Bisfenol A ( BPA ) özellikle biberon ve yeniden kullanılan su şişeleri ile damacanalarında bulunmasınının ardından bu ürünlerin kullanımının ciddi tehlikelere sebebiyet verebileceği açıklandı.''
netten alıntıdır
Onu Sırtından İndir
Bir dostla konuşuyordum.Bir sıkıntısı vardı .Aklıma geldi o na anlattım.
Sonra düşündüm de bunu sizlerle de paylaşmalıyım.
Birkaç yıl önce bir hikaye dinledim ve uyguluyorum elimden geldiğince
Şöyle ki;
bir keşiş ve çömezi birlikte yola çıkmış,giderlerken bir dere kıyısında bir hayat kadını görmüşler..Kadın yardım istemiş dereden geçmek için .Keşiş onu sırtına alıp dereden geçmişler. kadın teşekkür etmiş onlar yollarına devam etmişler.
Akşam olmuş,çömez:
-hocam demiş, neden o kötü kadını sırtına aldın bıdı bıdı bıdı...
keşiş dinlemiş çömez susunca ,
-bak demiş ben onu sırtladım,dereden geçtik ve sırtımdan indirdim.
Oysa sen hâla sırtında taşıyorsun.
Sıkıntılı bir olaya aldırırsam onu sırtımda taşıyorum ve ben sırtcığıma yeni bir yük istemiyorum olanlar yetiyor zira.
Siz de öyle yapın.Sizi üzen şetyleri hepten çıkaramıyorsanız hayatınızdan,
hiç olmazsa sırtınızdan vakitlice indirin.
Pazartesi öğüdün(m)üz olsun mu?
Sonra düşündüm de bunu sizlerle de paylaşmalıyım.
Birkaç yıl önce bir hikaye dinledim ve uyguluyorum elimden geldiğince
Şöyle ki;
bir keşiş ve çömezi birlikte yola çıkmış,giderlerken bir dere kıyısında bir hayat kadını görmüşler..Kadın yardım istemiş dereden geçmek için .Keşiş onu sırtına alıp dereden geçmişler. kadın teşekkür etmiş onlar yollarına devam etmişler.
Akşam olmuş,çömez:
-hocam demiş, neden o kötü kadını sırtına aldın bıdı bıdı bıdı...
keşiş dinlemiş çömez susunca ,
-bak demiş ben onu sırtladım,dereden geçtik ve sırtımdan indirdim.
Oysa sen hâla sırtında taşıyorsun.
Sıkıntılı bir olaya aldırırsam onu sırtımda taşıyorum ve ben sırtcığıma yeni bir yük istemiyorum olanlar yetiyor zira.
Siz de öyle yapın.Sizi üzen şetyleri hepten çıkaramıyorsanız hayatınızdan,
hiç olmazsa sırtınızdan vakitlice indirin.
Pazartesi öğüdün(m)üz olsun mu?
9 Ekim 2011 Pazar
DefneyeÖzel kapı süsü 7
Bu da dünyaya yeni gelmiş cici bir kıza,Defneye özel hazırlandı.
Bu gün yola çıkıyor. Umarım Defnecik de beğenecek.
8 Ekim 2011 Cumartesi
Bir Öncesi ve Sonrası da Benden olsun; Elgize Eşofman
Yumuşacık kumaşını sevdiğim için elden çıkaramadığım bu kapüşonlu sabahlık ceketi kızıma eşofman yapmaya niyetlendim.
Ne yapmalı ki her zamanki gibi zaman aşımına uğradığı için aşamaların fotoları kayboldu.
Ama üzülmeye değmez sonrası burada:))
Ertuğrula çok ve severek giydirdiğimiz sonra da Elgize kalan bir penye monttan çıkardığım kalıbı büyüterek uyguladım.Aslında kızçeme diktiğim turucu ceket şapka ile aynı zamanda başlanan bu eşofman takımı monta dikilecek ince dişli alttan açılan fermuarı oturduğumuz semmte bulamadığımızdan sonraya kaldı.
Neyse fermuaraı bulup diktik
Bu da takımın son şekli.
Saç bantı da eksik olmasın değil mi ?
Üzerinde resmini de annesi çekip eklesin artık
Ne yapmalı ki her zamanki gibi zaman aşımına uğradığı için aşamaların fotoları kayboldu.
Ama üzülmeye değmez sonrası burada:))
Ertuğrula çok ve severek giydirdiğimiz sonra da Elgize kalan bir penye monttan çıkardığım kalıbı büyüterek uyguladım.Aslında kızçeme diktiğim turucu ceket şapka ile aynı zamanda başlanan bu eşofman takımı monta dikilecek ince dişli alttan açılan fermuarı oturduğumuz semmte bulamadığımızdan sonraya kaldı.
Neyse fermuaraı bulup diktik
Bu da takımın son şekli.
Saç bantı da eksik olmasın değil mi ?
Üzerinde resmini de annesi çekip eklesin artık
Bir Öncesi ve Sonrası da Benden olsun; Elgize Eşofman
Yumuşacık kumaşını sevdiğim için elden çıkaramadığım bu kaüşonlu sabahlık ceketi kızıma eşofman yapmaya niyetlendim.
Ne yapmalı ki her zamanki gibi zaman aşımına uğradığı için aşamaların fotoları kayboldu.
Ama üzülmeye değmez sonrası burada:))
Ertuğrula çok ve severek giydirdiğimiz sonra da Elgize kalan bir penye montten çıakrdığım kalıbı büyüterek uyguladım.Aslında kızçeme diktiğim turucu ceket şapka ile aynı zamanda başlanan bu eşofman takımı monta dikilecek ince dişli alttan açılan fermuarı oturduğumuz semmte bulamadığımızdan sonraya kaldı.
Neyse fermuaraı bulup diktik
Bu da takımın son şekli.
Saç bantı da eksik olmasın değil mi ?
Üzerinde resmini de annesi çekip eklesin artık
Ne yapmalı ki her zamanki gibi zaman aşımına uğradığı için aşamaların fotoları kayboldu.
Ama üzülmeye değmez sonrası burada:))
Ertuğrula çok ve severek giydirdiğimiz sonra da Elgize kalan bir penye montten çıakrdığım kalıbı büyüterek uyguladım.Aslında kızçeme diktiğim turucu ceket şapka ile aynı zamanda başlanan bu eşofman takımı monta dikilecek ince dişli alttan açılan fermuarı oturduğumuz semmte bulamadığımızdan sonraya kaldı.
Neyse fermuaraı bulup diktik
Bu da takımın son şekli.
Saç bantı da eksik olmasın değil mi ?
Üzerinde resmini de annesi çekip eklesin artık
7 Ekim 2011 Cuma
Anneannemden Fikirler 2
Beğendiğim bebek eşyalarını yayımlayacaktım ya bu da onlardan biri.
Çocuklar için bir tahta at.Oldukça değişik geldi bana.
Açıldığında alt değiştirmek için kullanılabilecek kapanınca da duvarda yerini alacak bir alt değiştirme alanı.
Bizlerde pek gerekli değil ama ,olsa da fena olmaz değil mi?
Yer de kaplamıyor nasılsa. Alabilen alsın:))
Ana kucağı,pek de afili değil mi?
İlk kez ; çocuğum olduğunda İsveçte yaşayan halamın torunua getirmiş olduğunda görmüştüm. 1978de. Aluminyum iskelete kumaştan yapılmış yatma kısmı vardı.Bayılmıştım. Ankaraya gezmeye gittiğimizde benzerini görür görmez hemen almıştık.
Bu daha da güzelmiş.Fiber gvdesi bebeğin ağırlığı ile yaylanabilecek mi bilmem.Bizimkini her yere taşır ayağımın ucuyla dokunarak sallar ve ebeğimi uyuturdum.Şimdi o bebeğin iki tane bebeği oldu.Hayat ne kadar hızlı akıyor yarabbi...
Bu da çok şık olmasa da oldukça işlevsel bir mama sandalyesi.Tasarımı ilgimi çekti.
Bu seferlik de bu kadar.
Görseller www.marieclairemaison.com dan alıntıdır.
6 Ekim 2011 Perşembe
canlı çiçekten çelenk
Bu ara çok işim var çooook.Şimdi anlatsam bunalacaksınız.Anlatmıyayım.
Blog gezemez oldum.Uykum kaçınca bu gece listeme bakarken bunu gördüm
ki paylaşmamak imkansız.
ayrıntı ile anlatılmış.Bakıp incelemek ve gerçekleştirmek gerek değil mi?
Blog gezemez oldum.Uykum kaçınca bu gece listeme bakarken bunu gördüm
ki paylaşmamak imkansız.
ayrıntı ile anlatılmış.Bakıp incelemek ve gerçekleştirmek gerek değil mi?
5 Ekim 2011 Çarşamba
Şek şek Kuinli Boyama Önlüğü
"Ertuğrul okula başladı.2007lileri ana sınıfı öncesi gruba aldıkları için 25 Aralık doğumlu torun paşam da pek hevesli olduğu için Okula başlattılar.
İlk günler alışabilir mi diye düşünsek de hevesle gitmeye başladı.
Annesi aldığı boyama önlüğünün kokusundan söz edince ben hemen ,aman dur giydirme dedim.
Evdeki leke tutmaz,su geçirmez kumaştan Elgizin mama önlüğü gibi bir kalıp hazırladım. O arada dedesi de oğlumun sevgilisi şek şek kuinin (Şimşek Mc Quin)resmini çizerek işime yardım etti.Ne olur ne olmaz yine lazım olur diyerek ikitane kestiğim önlüklerden birini alel acele diktim.
Şek şek kuini de keçeden kestim. Önlüğün dikişi çabucak bitsede kuin efendinin işi çoktu.Önce kalıp hazırlandı.Parçalar tek tek kesilip yerleştirilip teyellendi. Makinede renklerine göre dikilerek önce parçalar birbirine sonra da önlüğün göğsüne makinede dikildi.
Allah korusun bir parçası yıkanırken düşer de Ertuğrulum dertli olur diye özenle makinede diktim derken saat 02.30u gösteriyordu.
Olsun benim oğlumun kanserojen boyaları soluma ihtimali olmasın da varsın sabah olsun dedim.
İyi de ettim.
Medyada bu konularla ilgili öyle tüyler ürpertici haberler var ki,duya duya tedirgin olmaktansa kendim yapayım dedim.
İlk günler alışabilir mi diye düşünsek de hevesle gitmeye başladı.
Annesi aldığı boyama önlüğünün kokusundan söz edince ben hemen ,aman dur giydirme dedim.
Evdeki leke tutmaz,su geçirmez kumaştan Elgizin mama önlüğü gibi bir kalıp hazırladım. O arada dedesi de oğlumun sevgilisi şek şek kuinin (Şimşek Mc Quin)resmini çizerek işime yardım etti.Ne olur ne olmaz yine lazım olur diyerek ikitane kestiğim önlüklerden birini alel acele diktim.
Şek şek kuini de keçeden kestim. Önlüğün dikişi çabucak bitsede kuin efendinin işi çoktu.Önce kalıp hazırlandı.Parçalar tek tek kesilip yerleştirilip teyellendi. Makinede renklerine göre dikilerek önce parçalar birbirine sonra da önlüğün göğsüne makinede dikildi.
Allah korusun bir parçası yıkanırken düşer de Ertuğrulum dertli olur diye özenle makinede diktim derken saat 02.30u gösteriyordu.
Olsun benim oğlumun kanserojen boyaları soluma ihtimali olmasın da varsın sabah olsun dedim.
İyi de ettim.
Medyada bu konularla ilgili öyle tüyler ürpertici haberler var ki,duya duya tedirgin olmaktansa kendim yapayım dedim.
3 Ekim 2011 Pazartesi
Badeye özel (kapı süsü 6)
Fiamma nın okurlarının ve 10 Marifetli arkadaşlarımızın yakından tanıdığı çok şirin bir minik hanımefendi Badeye özel hazırladığım oda süsü huzurlarınızda.
O bizim fiamma ile aramızda bir dünürlük olayının kahramanı.Kendi kendimize gelin güvey olsakta bu bize keyif veriyor.
Badenin kardeşi minicik Buse için hazırladığım baş koruyucuyu gönderirken fiammadan dan habersiz büyük bebekler ablalar ve abiler için düşündüğüm süslemeyi Bade için tasarlamıştım.
Şimdi fiammaya ulaştığına göre siz de görebilirsiniz.
Krem rengi kalın keçe ile Bade yazılıp pembe ile renklendirildi.Kontur olarak gölge şeklinde krem rengi belli belirsiz görünmekte.
Kuşların tuttuğu ipte ise üç yaşında bir küçük hanımın oyuncak ayısı ve giysileri sergileniyor.
Fiamma beğendi.Umarım Bade gelinimiz de beğenecektir.
Ya siz...Biliyorum siz de beğendiniz sevgili dostlarım.
O bizim fiamma ile aramızda bir dünürlük olayının kahramanı.Kendi kendimize gelin güvey olsakta bu bize keyif veriyor.
Badenin kardeşi minicik Buse için hazırladığım baş koruyucuyu gönderirken fiammadan dan habersiz büyük bebekler ablalar ve abiler için düşündüğüm süslemeyi Bade için tasarlamıştım.
Şimdi fiammaya ulaştığına göre siz de görebilirsiniz.
Krem rengi kalın keçe ile Bade yazılıp pembe ile renklendirildi.Kontur olarak gölge şeklinde krem rengi belli belirsiz görünmekte.
Kuşların tuttuğu ipte ise üç yaşında bir küçük hanımın oyuncak ayısı ve giysileri sergileniyor.
Fiamma beğendi.Umarım Bade gelinimiz de beğenecektir.
Ya siz...Biliyorum siz de beğendiniz sevgili dostlarım.
2 Ekim 2011 Pazar
Leylek neler getirmiş kapı süsü 5
Hafta sonu bebek süsü gelmeyince sevindiniz ,bitti sandınız değil mi?
Biliyorum benim bu kötü huyum.Etrafımdakileri bıktırana kadar aynı temayı çalışırım.Aldırış etmezlerse de kızarım.
Ama siz bıksanız da beni kırmazsınız biliyorum.Hem de eleştirilerinizle bana yön verirsiniz.
Bakın bakalım hacı leylek bu kez bebeğin çeyiziyle beraber geliyor
Biliyorum benim bu kötü huyum.Etrafımdakileri bıktırana kadar aynı temayı çalışırım.Aldırış etmezlerse de kızarım.
Ama siz bıksanız da beni kırmazsınız biliyorum.Hem de eleştirilerinizle bana yön verirsiniz.
Bakın bakalım hacı leylek bu kez bebeğin çeyiziyle beraber geliyor
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















